|
|
Gürün
İlçesi’nin doğu
kesiminde, ilçe
merkezine 15 km .’lik
mesafede bulunan Ağaçlı
Köyü’nün eski ismi
Mahgen’dir. “Mah”
kelimesi bilindiği gibi
“güzel” anlamına
gelmektedir. Mahgen
Köyü’nde gece vakti
gökyüzündeki ay’ın, yani
mehtabın çok güzel
görünmesinden dolayı bu
ismin almasına neden
olmuştur. Ayrıca
buradaki halkın büyük
bir bölümünün
Kahramanmaraş ili
Pazarcık İlçesi’nin
Mahgen Bölgesinden
gelmiş olmaları
nedeniyle bu köye bu
ismin verilmiş olduğu da
belirtilmektedir.
Ağaçlı köyünün
hudutları: Ağaçlı
köyünün doğusu Darende
ilçesine bağlı Yazıköy
boğazı dar kaya ece gölü
ve mana deresi,
Karakepez. Batısı; Cevat
çalı, karakepez,
karacaveran tepesi,
mezra çalı, bırık çalı.
Kuzeyi; havsu husut
deresi, konakgörmez
boğazı, mestopınar,
çiğdemli çalı. Güneyi;
Gürün ve Darende şose
yolu.
Aşağı ve Yukarı
Mahgen olmak üzere iki
köyden oluşmaktadır.
Aşağı Mahgen mezra olup,
Yukarı Mahgen Köyünde
muhtarlık bulunmaktadır.
Mahgen Köyü’nün Avgun,
Çevirme, Konakgörmez
gibi mezraları
bulunmaktadır. Aşağı ve
Yukarı Mahgen Köyünde
arazinin dar olması
nedeniyle tarım
yapılamamaktadır.
Hayvancılıkla
uğraşmaktadırlar. Bu
köyümüzün mezrası olan
Avgun’da sulu tarım
yapılmaktadır. Tohma
Irmağı’nın kenarında
olması nedeniyle sebze
ve meyvecilik
yapılmaktadır. Son
yıllarda bu köyümüzde
olağanüstü bir göç
yaşanmıştır. Avgun
mezrasında elma, kayısı,
dut, ceviz ve diğer
meyve ağaçları
yetiştirilerek ıspanak,
patates, sarımsak,
soğan, mısır, pancar,
lahana, domates, üzüm
vb. gibi ürünlerin
yanısıra tahıl üretimi
de yapılmaktadır.
Mahgen
Köyü’nün 2 km .’lik
stabilize yolunun
asfaltlanması
gereklidir. Hayvancılık
konusunda gerekli teşvik
ve desteğin sağlanması
şarttır. Tarım ve
hayvancılığın azalması
arazinin darlığı
nedeniyle, köy halkının
büyük bir kısmı Bolu,
Düzce, İstanbul, Karabük
gibi büyük şehirlere göç
ederek ticaretle
uğraşmaktadırlar.
Mahgen Köyün’de cami
ve lojmanı vardır.
İlkokul ve lojmanı
bulunmaktadır. Sağlık
Ocağı yoktur. Elektrik
1976 yılında getirildi.
Telefon ise 1987 yılında
getirilmiştir. İçme suyu
sorunu vardır.
Burada yaşamakta olan
halkın büyük bir bölümü
Kahramanmaraş’ın
Pazarcık İlçesi, Mahgen
Köyün’den gelmişlerdir.
Yıldırım, Davşan,
Gürbüz, Top, Çopolar (Mahgen),
Kololar (Karadağ),
Çöttükler (Bulut),
Kahraman Maraş İli,
Pazarcık İlçesi’nin
Mahgen Köyü’nden
gelmişlerdir.
Mahgen (Ağaçlı) Köyü
1960 yılında 130 hane
iken 1997 yılında 48
hane kalmıştır. Göç
nedeniyle bu köyümüzün
en az üçte ikisi
dışarıya göç etmiştir.
1997 yılı itibariyle,
Aşağı Ağaçlı’da 35 hane
bulunmakta 112 kadın, 93
erkek, toplam 205 kişi
yaşamaktadır. Yukarı
Ağaçlı Köyünde ise; 13
hane ev bulunmaktadır.
37 kadın, 33 erkek olmak
üzere toplam 70 kişi
yaşamaktadır. Aşağı ve
Yukarı Ağaçlı
Köyleri’nin nüfus
toplamı 149 kadın, 126
erkek toplam 275
kişidir. 2000 yılı
itibariyle; Aşağı
Ağaçlı’da 33 hane, 73
erkek, 86 kadın, toplam
159 kişi bulunmaktadır.
Yukarı Ağaçlı’da 10
hane, 27 erkek, 27
kadın, toplam 54 kişi
bulunmaktadır.
|
|
İlçe merkezinin
güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine 55 Km .
lik mesafede bulunan
Akdere Köyü, ismini
köyün içinde geçen
Hurman Çayı’nın kaynağı
olan bir dereden
almaktadır. Suyunun
beyaza yakın, berrak ve
temiz bir renkte
olmasından dolayı bu
ismi almıştır. Akdere
Köyü’nün Avşargeçe ve
Karamuklu adında iki
tane mezrası
bulunmaktadır. Yazyurdu
Nahiyesi’ne bağlı
bulunmaktadır.
Akdere köyünün
hudutları; Başören köyü
ile hududu, kızlar
gediği, kahve pınarı çal
ve karataş. Güllübucak
köyü ile sınırı,
Mahkenli taş çamlar
gediği şerefli ve camili
pınar. Bozhüyük köyü ile
sınırı, Camiliyurt köyü
sınırının bitim noktası
olan Tersakan
mezrasından gelen patika
yol, Yaylacık boğazı,
sado tepesi, aptal
pınarı tepesi, çamurlu
pınar, yıkılhan tepesi,
geneci hayması,
kızılsehen hurman çayı.
Deveçayır köyü ile
sınırı, kırmızı
sekisinin başı.
Akdere Köyü, tarihi
Hurman Kalesi’ne yakın
bir mesafede
bulunmaktadır. Hurman
Kalesi de bilindiği gibi
çok eski çağlardan beri
yerleşim alanı olmuş bir
mıntıkadır. Akdere
Köyü’nün Bozhüyük
tarafından bir kale
bulunmaktadır. Yine
burada tarih öncesi
çağlardan kalmış olan su
sarnıcı bulunmaktadır.
Burada 42 tane oyulu
taşlardan yapılmış
basamaklar
bulunmaktadır. Kale ardı
da denilen yazı
mevkiinde eski bir
yerleşim alanı
bulunmaktadır. Burada
eski çağlara ait
birtakım hüyükler
vardır.
Akdere Köyü halkının
bir kısmı Atmalı
Aşireti’ne mensupturlar.
Bir kısmı Avşar Oymağına
mensup bulunurken bir
kısmı atmalı aşiretine
mensupturlar. Gürünlü
Şairlerden Hamit Bölücek
(1936- ) bu köyden
doğmuştur.
Osmanoğulları (Bölücek+Çoban)
Ankara’nın Haymana
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Siniklioğulları (Şahin)
Malatya’nın Arapkir
Şöttükler’de
gelmişlerdir. Savranlar
(Yaman+Savran), Maraş
İli Savran bölgesinden
gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Avşarlar (Akdere), Adana
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Dumanlar (Duman+Akpınar),
Malatya’nın Dumanlı
bölgesinden
gelmişlerdir. Kunnalar
(Koyun+Dal), Malatya’nın
Akçadağ bölgesinden
gelmişlerdir.
Keloğlanlar (Kör),
Elbistan’ın Nurhak
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Erdoğanlar(Erdoğan),
Malatya İli Develi’nin
Doğanlar Köyünden
gelmişlerdir. Tatlılar
(Tatlı) Maraş İli Afşin
İlçesi tatlı Köyünden
gelmişlerdir. Tussuklar
(Kala), Maraş
Bölgesinden
gelmişlerdir. Şıhaliler
(Kara), kayseri İli
Sarız Bölgesinden
gelmişlerdir. Silolar
(Asılı), Maraş İli
Koçovası bölgesinden
gelmişlerdir. Cumolar
(Uz) Sivas ili Şarkışla
İlçesi Şuguk Köyü’nden
gelmişlerdir.
Sarıkayalar (Sarıkaya),
Afşin Koçovası
bölgesinden
gelmişlerdir. İsmail
Akdere, Hüseyin Bahçe,
Muslu Akdere, Seydi
Savran, Mehmet Söğüt,
Ali Şahin, İsmail
Erdoğan(1994-2000) köy
muhtarlığı yapmışlardır.
Akdere Köyü’nün içme
suyu sorunu vardır.
Köyde çok miktarda su
bulunmuş olmasına rağmen
içme suyu sorunu
yaşanmaktadır. Kapalı su
şebekesi yapılarak
evlere içme suyu
verildiği takdirde bu
sorun çözümlenmiş
olacaktır. Akdere
Köyü’nün en büyük
sorunlarından birisi de
yol sorunudur. İlçe
merkezine 55 km .’lik
mesafede bulunan Akdere
Köyü’nün 25 km .’lik
bölümü asfalt, geri
kalan 30 km .’lik bölümü
ise asfalt
yapılmamıştır. Stabilize
olduğu için kış
aylarında tamamıyla
kapanmakta ve ulaşım
sorunu büyük ölçüde
yaşanmaktadır. Bir an
önce bu yolun
asfaltlanması
gereklidir. Elektrik
1983 yılında telefon
1986 yılında
getirilmiştir. Köyde
Sağlık Ocağı yoktur.
İlkokul vardır ve
lojmanlı olarak devlet
tarafından yapılmıştır.
öğrenci yetersizliğinden
kapanmış durumdadır. Köy
camiisini köy halkı
imece usulüyle
yapmıştır. Camiinin
lojmanı yoktur.
Köy halkının geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Son
yıllarda bu geçim
kaynağı çok gerilemiş
durumdadır. Köydeki
tarım ve hayvancılığı
tekrar canlandırmak için
birtakım önlemlerin
alınması şarttır. Ayrıca
köyde çok güzel alabalık
yetiştirilmiş olduğu
için alabalık üretimi
konusunda devlet
tarafından yeterli
teşviklerin yapılması da
şarttır. Eskiden olduğu
gibi el sanatlarının
(Kilim ve halıcılık)
yeniden canlandırılarak
ev ekonomisine
girdilerin sağlanması
için köylüye bu konuda
gerekli teşvikin
yapılarak desteklenmesi
şarttır. Aksi takdirde
gittikçe boşalmakta olan
köylerimizde birisine
Akdere Köyümüz de
katılacaktır. Köy
halkından birçoğu Adana,
Ankara, Sivas, Bursa,
İstanbul, İzmir, Payas
vb. gibi büyük şehirlere
giderek yerleşmiş
bulunmaktadırlar. 1960
yılında 110 hane iken
1997 yılı itibariyle 28
hanedir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeybatı kesiminde yer
alan, ilçe merkezine 45
km . lik mesafede
bulunan Akpınar Köyü,
ismini köyün üst yanında
bulunan Akçeşme (Akpınar)
den almaktadır. Buranın
taşı ak (beyaz) ve
suyunun berrak
olmasından dolayı bu
ismi almıştır. Daha
önceki yıllarda Beypınar
Köyü’nün mezrası iken,
daha sonraları muhtarlık
olmuştur.
Akpınar köyünün
hudutları: Akpınar
köyünün doğusunda
bulunan komşusu Yolgeçen
köyü ile hududu; Arap
Saliminin önündeki hüyük
ve Muharrem Toprak,
Zimel toprak ve Hacı
Çavuş tarlaları.
Batısındaki komşusu
Camiliyurt köyü ile
hududu; çetin dere başı
gedik ve mazı kıran
Hıdonun ağıl yeri ve
emik koyağı ve büyük
hüyük ve büyük güney.
Kuzeyindeki komşusu
Beypınar köyü ile
sınırı; Şeyh Hamit
tarlası yarış yeri
yazısı yol ve çerkez
yolu ve dağlağanın
burnu. Güneyindeki
komşusu Deveçayır köyü
ile hududu; Deveçayır
köyüne giden ve
değirmene giden yol.
Akpınar Köyü, Sivas
Kongresine Gürün
Delegesi olarak katılmış
olan Mehmet Bey’in
kardeşi Dilaver Bey’in
Çiftliğiydi. Burada
yaşayan halk, bu köye
daha sonradan gelerek
yerleşmişlerdir. Akpınar
Köyü ile Beypınar Köyü
arasında bulunan Kuruova
mevkiinde, üç adet
tarihi hangi dönemle
eşitlenmiş olduğu tam
olarak bilinemeyen
Tümülüs (Hüyük) ler
bulunmaktadır. Beypınar
Köyü ile Akpınar Köyü
arasında yariı yeri
denilen eski boy beyleri
arasında yarışların
yapıldığı tarihi bir yer
bulunmaktadır. Sari
çiçek mevkiinde eski
yerleşim alanları
bulunmaktadır. Bu eski
yerleşim yerlerinden
anlaşıldığına göre,
Akpınar Köyü’nün tarihi
çok eskilere
dayanmaktadır. Köyde
Dedeler olarak bilinen
hane “Yılanocağı”olarak
bilinmektedir. Köy
ilkokulu, 1968 yılında
lojmanlı olarak
yapılmıştır. Elektrik
1981 yılında, telefon
1987 yılında
getirilmiştir. YSE
tarafından köyün içine 3
adet çeşme yapılmıştır.
Ancak köy halkının içme
suyu ihtiyacını
karşılayamamaktadır.
Kapalı su şebekesi
yapılmasıyla, köyün içme
suyu sorunu çözüme
kavuşturulmuş olacaktır.
Köyün en büyük
sorunlarından birisi de
yol sorunudur. Köy
yolunun Stabilize olan
15 km .’lik bölümünün
acilen asfaltlanması
gereklidir.
Köy halkının geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Son
yıllarda tarım ve
hayvanlıkla uğraşım
azalmış, el sanatları
ise tamamen ölmüş
durumdadır. Bu nedenle
de köy halkının büyük
bir kısmı göç
etmişlerdir. Göç
edenler, İstanbul,
Ankara gibi büyük
şehirlere giderek
yerleşmişlerdir. Burada
yaşamakta olan halkın
bir kısmı Kangal
İlçesi’nin Karagöl
Bölgesinden, bir kısmı
da Kangal İlçesi’nin
Ağçaşar Köyün’den
gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneydoğu kesminde, 35
km . Uzaklıkta bulunan
Şeref (Ayvalı) Köyü
Aşağı ve Yukarı şeref
olmak üzere iki kısımdan
oluşmaktadır. Yukarı
Şeref muhtarlık olup,
Aşağı Şeref mezrasıdır.
Şeref Ayvalı köyünün
hududu: Şeref/Ayvalı
köyünün gün doğusu:
Ballığın boğaz ve çürük
taş boğazı ve küçük hoca
boğazı ve tepedelik ve
kızıl yücedeki Alvar
yolu ile kağnı yolu ve
sandavul çalı ve armutlu
koyak ve Huri oğlu
tarlası. Günbatısı:
Konakgörmez birik küpçü
şeyho tarlası üstündeki
gedik ve taşo deresi.
Güneyi: Gök koyak sırtı
çavşaklıpınar ve Akpınar
mezarlığı ve çiğdemli
çalı ve Mistopınar çalı
sırtı.
Bu köyümüzün Şeref
(Ayvalı) ismini burada
yaşayan halkın büyük bir
kısmı Darende
Şeref/Ayvalı bölgesinden
gelmiş olmaları
nedeniyle almıştır.
Cemalınpınarı
YukarıŞeref köyü’nün
mezrasıdır. Yayınlanmış
birçok şiir kitabı
bulunan Türkiyenin
sayılı ozanlarından
birisi olan Gürünlü Âşık
Gülhani (Mehmet
Kargı/1940- ), Mustafa
Karga (1941- ), Mehmet
Serin, bu köyümüzden
doğmuştur.
Aşağı ve Yukarı Şeref
köylerinin çevresinde
tarihi eski çağlara
uzanan ören yerleri ve
bir takım höyükler
bulunmaktadır. Aşağı
Şeref köyünün üst
yanındaki Örenin Üstü
adındaki mevkiide tarihi
çok eskilere dayanan bir
yerleşim yeri
bulunmaktadır. Yukarı
Şeref köyünü içinde
eskiden adak kurbanı
kesilen yağmur duasının
yapılmış olduğu ve adına
ziyaret adı verilen yer
bulunmaktadır.
Aşağı Şeref köyünün
camisi 1993 yılında
yapılmıştır. İlkokul,
1986/1987 yılları
arasında yapılmıştır.
İlkokul ve camiinin
lojmanı yoktur. Yukarı
şeref köyünde cami
yoktur. Köyde ilkokul
vardır. Her iki köyde de
sağlık evi yoktur. Aşağı
Şeref köyünün içme suyu
1996 yılında kapalı
şebeke haşine
getirilmiştir.
Köyün en büyük
sorunlarından birisi
yoldur. İlçe merkezine
35 km .’lik mesafede
bulunan şeref köyünün 21
km .’lik bölümü
stabilizedir. Bu yol
Yuva-Külahlı-Eskihamal
gibi birçok köyün yolu
olması nedeniyle bir an
evvel asfaltlanması
gerekmektedir. Kış
aylarında çoğu zaman
kapalı olan bu yol bölge
halkı için ulaşım
zorluğunu hat safhaya
çıkarmaktadır.
Şeref köyü halkının
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Köyde az
da olsa sulu tarım
yapılmaktadır. Sebze ve
meyve
yetiştirilmektedir.
Şeref köyü tarım ve
hayvancılığa elverişli
bir köyümüzdür.
Arıcılık, tavukculuk
gibi çeşitli besi
çiftlikleri kurulmasına
elverişlidir. Köye
elektirikle çalışan bir
değirmenin kurulması
gereklidir.
Aşağı Şeref köyü
halkından; Tarholar
(Doğan), Malatya
Akçadağ’dan
gelmişlerdir.
Adıgüzeller (Altun),
Alikahyalar (Çiftçi),
Abidinler/Gaffar Uşağı (Karataş),
Kamuoğullar
(Serin+Yıldırım),
Hürüler (Zımba) Temirler
(Temur), Köçekler
(Yıldırım), Demir, Seyfi,
Ateş, Polat’lar,
Kındolar (Çalışkan),
Darende ilçesinin Ayvalı
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Karga soyadını
taşıyanlar, Malatya
Akçadağ Bölgesinden
gelmişlerdir. Özmenler (Özmen),
Sivas Hanlı Bölgesinden
gelmişlerdir.
Dumanoğulları (Dönmez),
Kangal havuz bölgesinden
gelmişlerdir.
Kuşterciler (Kuşterci),
Darende İlçesi Hacılar
Bölgesinden
gelmişlerdir. Çomçalar
(Yanmaz), Malatya
Akçadağ Bölgesinden
gelmişlerdir.
Yukarı Şeref
köyünden:
Hacolar (Kılıç),
Malatya Engüzek
bölgesinden
gelmişlerdir.
Velikahyalar (Kılıç),
Malatya Yukarı Setrek (Ulupınar)
Kasabasından
gelmişlerdir. 1997 yılı
itibariyle Aşağışeref
köyünde 46 hane
bulunmaktadır. Aşağı
şeref Köyünün 181 kadın,
166 erkek toplam 347
kişi toplam nüfusu
bulunmaktadır. 1997 yılı
itibariyle 28 hanedir.
1997 yılı itibariyle
Aşağı Şeref Köyünde 46
hane bulunmakta ve 181
kadın, 166 erkek, toplam
347 nüfusu vardır.
Yukarı Şeref Köyünde ise
48 hane mevcut olup, 170
kadın, 180 erkek toplam
350 kişi vardır. Aşağı
ve Yukarı Şeref
Köyleri’nin toplam
nüfusu ise 351 kadın,
346 erkek olmak üzere
697 kişi yaşamaktadır.
2000 yılına göre; Aşağı
Ayvalı Köyünde 52 hane,
167 erkek, 187 kadın,
354 kişi bulunmaktadır.
Yukarı şeref Köyünde
ise; 49 hane, 167 erkek,
168 kadın, toplam 329
kişi bulunmaktadır.
Yıllara göre nüfus
tablosu şöyledir: Aşağı
ve Yukarı Şeref
Köylerinde de dışarıya
göç edenler olmuştur.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeydoğu kesiminde yer
alan, 32 km .’lik
uzaklıkta bulunan
Bağlıçay Köyü ismini,
köyün kuzey kesiminden
geçen, Külah Köyün’den
aşağı doğru akan ve yaz
aylarında çoğu zaman
kuruyan çay (akarsu) dan
almaktadır. Çay
bilindiği gibi yöremizde
ve Eski Türkçe’de küçük
akarsulara verilen
isimdir. 1970 Yılında,
ismi “Bağlıçay” olarak
değiştirilen bu
köyümüzün eski ismi
Alacamezardır. Bu isim
sonradan değiştirilerek,
Bağlıçay konulmuştur.
Alacamezar köyünün
hudutları; doğu tarafı:
karapınar gediği ve
İbrahim ağıl gediği ve
İsrafil Baba meşesi ve
çatalpınar ve kızıl
yoldur. Batı sınırı:
Abdullah tarlası ve Yuva
suyu ve Abdurrahman çalı
ve halburcu yurdudur.
Kuzey sınırı: Kuruca öz
gediği ve örenli pınar
ve Karapınar gediği.
Güney hududu: Hasan
kahya tarlası ve kösenin
koyağının sırt ve yeğen
ahırının boğazdır.
Köyün eski mezarlığında
bulunan taşların
siyah-beyaz (Alaca)
renkli taşlardan olması
nedeniyle “Alacamezar”
adı verilmiştir. Köy
halkı, Elbistan
ilçesi’nin Alhas
Bölgesi’nden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Bu köyde yaşayan
halktan; Ziynikler
(Çakan+Poyraz),
Abuzerler (Doğan),
İbiller (Uzunpınar), (Kaço+Altun+Ulutaş+Kara+Hüyükpınar),
soyadını taşıyanlar
Alhas Bölgesi’nden
gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Halmoşlar (Çal), Malatya
Akçadağ Kürecik
bölgesinden, Daşolar (Kuruöz),
Malatya Akçadağ
Bölgesinden, Zeynikler
(Çakan), Malatya Akçadağ
Bölgesinden, Göktaşlar (Göktaş),
Malatya Akçadağ
Bölgesinden, Sarolar
(Kuru), Malatya Akçadağ
Bölgesinden
gelmişlerdir. Abbaslar
(Yılmaz), Kabacanlar(Kabacan),
Kelolar (Karakoç),
Abuzerler (Kılıç),
Şıpırtlar (İnce), Maraş
İli Elbistan İlçesi
Alhas Bölgesinden
gelmişlerdir.
Bağlıçay Köyü’nün
İçme suyu 1997 yılında,
kapalı su şebekesi
yapılmıştır. Köyün
içinde YSE tarafından
yaptırılan iki adet
çeşme vardır. 1960
yılında 80 hane iken,
1997 yılı itibariyle 24
hane kalmıştır. 2000
yılında 26 hane, 68
erkek, 55 kadın, toplam
1213 kişi bulunmaktadır.
Bağlıçay Köyü halkının
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Köy
halkının tarım va
hayvancılık konusunda
desteklenmesi şarttır.
İlçe merkezinde 32 km .’lik
mesafede bulunan
Bağlıçay Köyü’nün 14 km
.’lik bölümü asfalttır.
8 km .’lik stabilize
yolun asfaltlanması
gereklidir. Kış
aylarında ulaşım sorunu
had safhaya
ulaşmaktadır. Bu
nedenle, yolun stabilize
kısmının
asfaltlanmasıyla en
önemli sorunu
çözümlenmiş olacaktır.
Bağlıçay Köyü’nde göç
oldukça fazladır.
İstanbul, Ankara gibi
büyük illere göç ederek
yerleşmişlerdir. 1960
yılında 80 hane olan
Bağlıçay Köyü, 1997
yılında 24 hane
kalmıştır.
|
|
Gürün, Gübün, Telin,
Tıhmın, Avgun, Mahgen
gibi isimler, tarih
öncesi çağlardan
günümüze kadar söylene
gelmiş yer adlarıdır.
Tıhmın kelimesi; Hititçe
bir kelimedir ve
“tepenin aşağı kısmı”
anlamına gelmektedir.
Gürün İlçesi’nin doğu
kesiminde ve 18 km .’lik
mesafede bulunan
Bahçeiçi Köyü’nün eski
ismi Tıhmın’dır. Yakın
zamana kadar Tıhmın olan
bu köyümüzün ismi, daha
sonra Bahçeiçi Köyü
olarak değiştirilmiştir.
Halk arasındaki
rivayetlere göre; Battal
Gazi esir olarak aldığı
Bizans askerlerini köyün
güneydoğu kesiminde
bulunan ardıç ağacının
yanına gelir. Burada
ikindi namazını kılmak
için esirleri bırakıp
namaza durur. Bunu
fırsat bilen Bizanslı
esirler kaçar. Battal
Gazi, namazı bitirdikten
sonra, onları aramaya
başlar. Burada yaşayan
kimselerden esirlerin
nereye gitmiş
olduklarını sorar. Bunun
üzerine Battal Gazi’ye
“Tahminen şu tarafa
gittiler.” Diyerek Gürün
tarafını gösterirler. Bu
kelime zamanla değişerek
“Tıhmın” olur. Rivayete
göre Bahçeiçi Köyü’nün
doğusunda yaklaşık bir
km.’lik mesafede bulunan
ardıç ağacının Battal
Gazi zamanından beri
bulunmuş olduğu ve bu
ağacın bizzat Battal
Gazi tarafından dikilmiş
olduğu söylenmektedir.
Bu ağacın çapı ise
yaklaşık 6 metrelik bir
ebattadır.
Bahçeiçi köyünün
hudutları: Doğusu: Şuğul
taşı, körpınar sarı
yolu, mezarlık, kışla.
Batısı; karga kalesi ve
Ömer özü dökme taş.
Kuzeyi; Gürün-Darende
şosesi. Güneyi; Medmen
deresi ve Tepecik
köyü-Gürün yolu.
Bahçeiçi Köyün’de bol
miktarda sebze ve meyve
üretilmektedir. 1993
yılından beri Geleneksel
Kayısı Festivali
düzenlenerek, Velioğlu
(Halil Dakın) Karakucak
Güreşleri yapılmaktadır.
Halk arasındaki
rivayetlere göre;
Bahçeiçi Köyüne ilk
olarak gelip yerleşen
yesevi dervişlerinden
Yusuf dede ismindeki bir
zattır. Rivayeetlere
göre; Yusuf Dede,
Bahçeiçi Köyünün üst
yanında, köy içme
suyunun çıkış yerine
gelerek yerleşmesinden
sonra buradaki su
kaynamaya başlar. Bu
suyun noktası burada
yaşayan halk tarafından
ziyaret yeri olarak
kabul edilir. Burada
yaşayan halk yağmur
duasına çıkarak burada
dua ederek kurban
kesmektedirler. Bu durum
son yıllara kadar
böyleydi.
Kışla deresi
Bahçeiçi’ne bağlıdır.
Bahçeiçi Köyü, eski
çağlardan beri yerleşim
yeri olmuş bir bölgedir.
Bahçeiçi Köyü’nde hem
sulu tarım da
yuapılmaktadır. Son
yıllarda burada da göç
olayı meydana gelmiştir.
Yöre Halkı, daha iyi
ekonomik koşulların
bulunduğu büyük
şehirlere göç etmeye
başlamıştır. Sebze ve
meyvecilik
yapılmaktadır.1954
yılında, 150 hane iken
1997 yılında Aşağı
köyden 12, yukarı Köyden
18 hane, Kışla Deresi
Mahallesinde 26 hane
olmak üzere toplam 56
hanedir. 2000 Yılı
itibariyle, Bahçeiçi
Köyünde hane sayısı 71
olup, bu köyden
göçenler; Bolu, Düzce,
Sivas, Adana, Mersin,
İstanbul, Karadeniz
Ereğlisi gibi büyük
şehirlere göç edenler bu
bölgelere yerleşmiş
durumdadırlar. Bahçeiçi
Köyü’nde içme suyu kaplı
şebekedir. İlçe
merkezine 18 km .’lik
mesafede bulunan bu
köyümüzün,
Malatya-Kayseri
asfaltına yakın olması
nedeniyle yolunun 15 Km
.lik bölümü asfalt, 3 km
.’lik bölümü
stabilizedir. Bu yolun
asfaltlanması
gereklidir. Köyde
giderek azalmaya
başlayan tarım ve
hayvancılık uğraşısı ile
sebze ve meyve
üreticiliğin mutlaka
desteklenmesi şarttır.Bahçeiçi
Köyünde üç cami, iki
Kur’an Kursu, bir Sağlık
Evi, iki tane ilkokul
vardır. Aşağı köydeki
ilkokul eğitim ve
öğretime açıktır. Her
iki ilkokulun lojmanı
vardır.
Bahçeiçi Köyünde
yaşayan ahaliden
Süleymanoğulları
(Mum+Çolak+Kara+Koyuncu+Uzun+Arslanbaba+Kaplanbaba+Bulut+Kaynarpınar)
Sülalesi, Darende/Aşudu
bölgesinden, Hüseyin
Efendiler (Karakuzu)
Darende Hacılar’dan, (Akkaş+Sarıbostan),
(Şahin+Recber+Yassıkaya)
soyadını taşıyanlar
Darende Aşudu
bölgesinden
gelmişlerdir. (Topal), (Karabıçak),
gibi soyadını taşıyanlar
yurdun çeşitli
bölgelerinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine 44 km .’lik
mesafede bulunan Başören
Köyü, kuzeyde Yolgeçen,
kuzeydoğuda Güldede,
batıda Akdere, güneyde
Afşin ilçesi’nin
Oğlakkaya ve
Haticepınarı Köyleri ile
sınır bulunmaktadır.
Bilindiği gibi Tohma
Havzası’nın bulunduğu
bölgeler, Hurman Çayının
kaynakları, tarih
boyunca çeşitli
kavimlerin birbirleriyle
olan mücadelesinin
geçmiş olduğu bölgeler
olmuştur. Bu itibarla
bilhassa Müslüman
Araplarca Avasım ve
Süğür adı verilen uç
bölgelerdeki savaşlar,
yüzyıllar boyu
sürdürülegelmiştir. Bu
mücadeleler esnasında
bölgedeki birçok
yerleşim yerleri harap
olmuştur. Başören
Köyü’nde ve çevresinde
bu dönemlere ait birçok
ören yeri ve savaş
kalıntılarının bulunduğu
alanlar bulunmaktadır.
İşte bu dönemlerden beri
tahrip edilmiş birçok
eski yerleşim yeri olan
örenlerin bu bölgede
olması, nedeniyle bu
köyümüze Başören adı
verilmiştir.
Başören Köyünün
Kuzeyinde, Bölücek Dağı,
güneydoğusundaki
Sansaklı Dağı, güneydeki
Tomolar mezrası,
batısındaki Kurudere ve
Çoröz Deresi ile
Belpınarı mevkiilerinde
çeşitli tarihi dönemlere
ait birçok ören yerleri,
kaleler gibi tarihi
özellikler taşıyan
yerler bulunmaktadır.
Başören ile Güldede Köyü
arasından, Afşin
topraklarına kadar
uzanan Sümer Dikili
Taşları, bu bölgenin
tarih öncesi çağlardan
beri yerleşim yeri
olduğunu göstermektedir.
Belpınarı mevkiinde, bol
miktarda mızrak ve ok
uçları gibi savaş
malzemeleri bulunmuştur.
Başören Köyü’nün batı
kesiminde yer alan
“Yığma Tepe”mıntıkasında,
hangi döneme ait olduğu
kesin olarak bilinmeyen
bir hüyük bulunmaktadır.
Durak Hasan adı verilen
mıntıkada eski bir
yerleşim alanı
bulunmaktadır. Bütün bu
eski yerleşim birimleri,
tarihi Hurman Kalesine
çok yakındır. Yaşlıların
rivayetlerine göre, bu
bölgeler Binboğa
Dağlarına kadar uzayan
tüm sahada büyük ardıç
ağaçlarından oluşan
ormanlık alanlar
bulunmaktaydı. Sonraki
yıllarda bölge halkının
bilinçsizce ormanları
yoketmeleri nedeniyle,
günümüzdeki erozyon bu
bölgede oldukça
fazladır. Ardıç ormanlık
alan oldukça azalmış
durumdadır. Ardıç orman
alanı sadece Başören
Köyü’nün bir kısmında,
Camiliyurt Köyünde,
Beypınar Köyü’nün batı
kesimlerinde, Salyurt
Yaylalarından az bir
miktarda kalmıştır.
Buradaki ardıç ormanları
tarih öncesi çağlardaki
Mezapotamya’nın ahşap
ihtiyacının tamamını
karşılamaktadır. Bu
bölgede kalan
günümüzdeki küçük
ormanlık alanlar, o
günlerden kalan
hatıralardır.
Başören Köyü’nün
Tomolar (Gelincik),
Akdere adında iki
mezrası bulunmaktadır.
Akdere mezrası daha
sonraki yıllarda Başören
Köyün’den ayrılarak
muhtarlık olmuştur.
Başören Köyünde İkinci
Dünya Savaşı sırasında
1942 yılında kurulan,
1960 yılında kaldırılan
askeri bir karakol
bulunmaktaydı.
Gürün İlçesi’nin en
eski köylerinden birisi
olan Başören Köyü’ne ilk
olarak gelip yerleşenler
“Siniklioğulları” adıyla
bilinen sülaledir.
Siniklioğullarından
İsmail Ağa, ilk olarak
buraya gelerek
yerleşmiştir.
Köyün içme suyu ve
yol sorunu vardır. Köyün
içme suyu sağlığa pek
elverişli olmadığı gibi
ihtiyacını da
karşılayamamaktadır. Köy
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Köyde dört beş bin adet
koyun bulunmaktadır.
Köyün içme suyu ve
hayvanları sulamada
kullanılacak olan su
ihtiyacı, Çoröz Dereleri
ile Hurman Çayının
değerlendirilmesiyle
mümkün hale
getirilmelidir. Hurman
Çayı’nın ıslahı mümkün
olduğu takdirde başta
Başören Köyü dahil, tüm
çevre köylerin içme suyu
ve tarım arazilerinin
sulama projesi
gerçekleştirilerek
bölgenin su sorunu
tümden çözüme
kavuşturulacaktır.
Stabilize olan köy
yolunun asfaltlanmasıyla
da, yol sorunu
çözümlenecektir. Köydeki
tarım ve hayvancılık
mutlaka
desteklenmelidir. Bölge,
arıcılık ve besiciliğe
elverişlidir. Bu
projelerin
gerçekleştirilmesiyle
birlikte, yöre halkına
ayrı bir ekonomik olanak
sağlanmış olacaktır.
Eskiden beri
sürdürülegelen kilim ve
halıcılık teşvik
edilerek
desteklenmelidir. Burada
dokunmakta olan kilim ve
halılar yurt çapında ve
dünya çapında üne
kavuşabilecek
niteliktedir.
Başören Köyünde
Sağlık Ocağı yoktur. Köy
ilkokulu 1988 yılında
betonarme olarak
yapılmıştır. Köyün
Camisi, halk tarafından
1970 yılında ahşap bina
olarak yapılmıştır.
Caminin lojmanı yoktur.
Başören Köyü’nün
Belpınarı mevkiinde krom
(C) madeni, Çoröz
Deresinde alçı taşı,
Kuru Dere mevkiinde
mermer taşı
bulunmaktadır.
Başören Köyünde
yaşayyan halktan
Siniklioğulları (Şahin),
Malatya’nın Arapkir
ilçesi’nin Saltuklar
Köyünden gelmişlerdir.
Kürklüler (Kürklü)
Malatya Hekimhan ilçesi
Kalmuklar Köyünden
gelmişlerdir. Cumolar (Bölücek)
Ankara’nın Aymana
bölgesinden
gelmişlerdir. Doğanlar
(Doğan) Malatya’nın
Akbaba bölgesinden
gelmişlerdir. Soyadı
(Yılan+Çetin+Kara+
Yıldız) olanlar da bu
bölgelerden
gelmişlerdir. Başören
Köyünde sırasıyla Kürklü
Kürklü, Mehmet Kürklü,
Emin Kürklü, Davut Doğan
(1989-1994), Mehmet
Şahin (1994) muhtarlık
yapmışlardır. 1960
yılında 100 hane iken
1997 yılı itibariyle 45
haneye düşmüştür.
Başören Köyü’nde göç
olayı yoğundur. Köyden
göç edenler; İstanbul,
Gaziantep, İzmir, Ankara
vb. gibi büyük şehirlere
giderek yerleşmişlerdir.
1997 yılı itibariyle
Gelincik Mezrasında 5
kadın, 6 erkek toplam 11
kişi yaşamaktadır.
Başören Köyünde 130
kadın, 119 erkek toplam
249 kişi yaşamaktadır.
1997 yılına göre 44 hane
kalmıştır.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeybatı kesiminde,
Pınarbaşı ilçesi ile
sınır olan, ilçe
merkezine 45 kilometre
uzaklıkta bulunan
Beypınar Köyü ismini,
köyün aşağı kısmındaki
Pınar(çeşme)dan
almaktadır. Bu çeşmenin
adı Beypınardır. Eskiden
oymak beyleri, bu
çeşmenin başına bir
araya gelerek ziyafet
düzenledikleri için,
beylerin pınar anlamına
gelen Beypınar adı
verilmiştir. Beypınar
Köyü’nün hemen hemen her
yerinde pınar/kaynak
suları bulunmaktadır.
Çok tatlı ve berrak bir
suyu bulunmaktadır. Bu
köyümüz, adını bu
pınarlardan almış olduğu
da söylenen rivayetler
arasındadır. Daha önceki
dönemlerde, Akpınar-Beypınar,
Yolgeçen-Beypınar,
Göbekören-Beypınar
arasında bulunan “Yarış
Yeri” mevkiinde obalar
arasında çeşitli
yarışmalar, özellikle at
yarışları ve güreş
müsabakaları
düzenlenirdi.
Beypınar Köyü Tohma
Havzası’nın bulunduğu
bölgenin en yüksek
yerinde bulunmaktadır.
Beypınar Köyü Tahtalı
Dağları’nın eteğinde ve
Göğdeli Yaylası’nın
üzerinde bulunmakta
oluşu, Seyhan ve Ceyhan
Irmakları’nın
kollarının/kaynaklarının
aradan çıkmış olması ve
geniş Salyurt
Yaylalarına sahip
bulunması itibariyle
hayvancılık konusunda en
elverişli köylerimizden
birisidir. Beypınar
Köyü’nün dolayısıyla
Tahtalı Dağları’nın
bulunduğu nokta Doğu
Anadolu ile Orta
Anadolu’yu birbirinden
ayıran konumda
bulunmaktadır. Beypınar
Köyünün bundan yıllar
öncesinde, ardıç
ormanıyla kaplı olduğunu
yaşlılar ifade
etmektedirler.
Beypınar Köyü daha
önceki yıllarda
Pınarbaşı (Aziziye) ve
Elbistan ilçelerine
bağlıydı. Daha sonraki
yıllarda Göbekören
Nahiyesi ile birlikte
Gürün ilçesi’ne
bağlanmıştır.
Beypınar Köyünde
Kamışlı dere mevkiinde,
Hititler dönemine ait
kaya kabartması(Kızoğlan
Heykeli) bulunmaktadır.
Günümüzde bu kaya
kabartmaları kırılmış
bir haldedir. Köyün üst
kısmında, tarihin hemen
hemen her dönemine ait
birçok alet ve eşya
çıkan tarihi bir kale
vardır. Tarihi
kaynaklarda belirtilen
Hititler dönemindeki
Comana/Komana kentinin
bu bölgeye yakın olması
nedeniyle, bu köyümüzün
çok eski çağlardan beri
yerleşim yeri olduğunu
göstermektedir.
Beypınar Köyü’nün üst
kısmında bulunan kalede
birtakım eski madeni
paralar, çanak ve
çömlekler bulunmuştur.
Değirmenin önü denilen
yerde eski yerleşim
alanı ve mezarlar
bulunmaktadır. Burada
bulunan ve osmanlı
döneminden beri
işletilen su
değirmenleri varlığını
halen korumaktadır. Yazı
mevkiinde eski yerleşim
alanı bulunduğu gibi,
Dağlağan mevkiinde,
Aksaktaşı mevkiinde
tarihi yerler, savaş
yerleri ve ziyaret yeri
bulunmaktadır. Salyurt
Yaylasında, Göğ
Bayram’ın yurdu denilen
yerde birçok eski
yerleşim yerleri
bulunmaktadır. Tahtalı
Dağlarında bulunan bir
mağarada ise, çeşitli
kaya kabartmaları ve
resimler bulunmaktadır.
Beypınar Köyü ile
Akpınar Köyü arasında
eski devirlere ait olan
üç adet Tümülüs
bulunmaktadır. Bu
tümülüsler hakkında her
hangi bir araştırma ve
kazı yapılamadığından
hangi dönemlere ait
olduğu kesin olarak
bilinememektedir. Gelin
Mezarı ile Çam Mağara
bölgelerinde eski
yerleşim yerleri ve
tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Beypınar
Köyünün sınırları
içinde, her biri farklı
dönemlere ait olan 13
adet yerleşim yeri
bulunmaktadır. Beypınar
Köyünün Salyurt/Göğdeli
Yaylasında bulunan ve
Sümerler’den kalmış
olduğu sanılan dikili
taşlar, Çevirme Köyü’ne
kadar uzanmaktadır. Bu
dikil taşlar, Kangal
İlçesi’ne doğru uzyıp
gitmektedir. Bu taşların
eski dönemlerde
devletler arası
sınırları belirtmiş
olduklarını sanıyoruz.
İstanbul’da bulunan
Başbakanlık Devlet
rşivleri genel
Müdürlüğünde 14863
numarada 6. Sayfada
1268/1852 tarihine ait
kayıtlarda Karadoruk,
İncesu, Kızılveran,
Yılanhüyük ve Beypınar
köyleri hakkında
bilgiler mevcuttur.
XVIII. yüzyıl sonlarına
kadar Türkmenler bu
bölgelere sürüleriyle
koyunlarını otlatmaya
gelmekteydiler. Zaten
bilindiği gibi Salyurt
Yaylası II. Abdülhamit
zamanında padişaha ait
“has tımarı” idi. Burada
askeri bir kışla
bulunmaktaydı. Osmanlı
ordusuna at yetiştiren
bir hara çiftliği
bulunmaktaydı.
XIX. Yüzyılın
başlarında bu köyde
sayıları mahdut
Hristiyan nüfus
yaşamaktaydı. Bunların
mezarları halen
köydedir. Bir çoğu
Müslüman olmuş,
tehcirinde burada
hayatlarının sonuna
kadar yaşamamışlardır.
Beypınar Köyü halkı
İstiklal Harbine aktif
olarak katılmışlardır.
4-11 Eylül 1919
tarihinde yapılan Sivas
Kongresine bu köyden
yaşayan Mehmet Bey
(Malkoç/Moğolkoç)
temsilen katılmıştır.
Sivas Kongresi
Heyeti’nin toplu olarak
yer aldığı resimde,
Atatürk’ün arkasında
sakallı olan kişi,
Mehmet Malkoç Beğ’dir.
Mehmet Bey, Atatürk’e
Salyurt Yaylası’nın
yapılacak Hara Çiftliği
için en uygun yer
olduğunu söyleyerek bu
bölgeyi takdim etmiştir.
Bunun üzerine Atatürk,
Mehmet Bey’e bir saat
ile bir tane at hediye
olarak göndermiştir.
Gürün Bölgesinde yapılan
Ermeni sevkiyatı
esnasında Mehmet Bey’i
devlet resmi olarak
görevlendirmiştir. Bu
bölgedeki sevkiyatı
Göbekören’den Godas,
Börklü/Kındıralık’tan
Şeyhamit Ağa, Beypınar
Köyün’den Mehmet Bey
idare etmişlerdir.
İstiklal Harbine
Beypınar Köyün’den 90
kişi katılmıştır.
Bunlardan sadece 4 kişi
geri dönmüştür. Bunlar
ise; Yusuf Öz
(1882-1947), Reco
Mehmet, Cemle Mehmet,
Traş Durdu adlı
kişilerdir. Beypınar
Köyünde İstiklal Harbine
bir evden altı evladı
gittiği halde geri
dönmeyenler de vardır.
Allöşler’den iki kişi
(Mustafa ve Müslim)
katılırken, Sofu Mehmet
Ali’nin kardeşleri Acer
Osman ve Sağır Ali geri
dönmeyenler arasındadır.
Elbistanlıoğulları (Dikkolar)
Oymağından yedi kişi
savaşa katılmak üzere
gitmiştir. Altı
amcasıyla cepheye gitmiş
olan Yusuf Öz cepheden
altı amcasını şehit
vermiş, sadece kendisi
köyüne dönebilmiştir.
İstiklal Harbine
katıldıktan sonra
Ruslar’a esir düşen ve
sonraki yıllarda
cepheden köylerine geri
dönen diğer gâziler ve
Yusuf Öz’ün
anlattıklarına göre;
Ruslar, esir değişimi
sırasında esir Türkler’i
yıkanacaksınız diye bir
hamama sokarak yukarıya
bakmalarını söylüyorlar.
Hamamın yukarısından bu
insanların gözlerinin
kör olması için zehirli
su sıkıyorlar. Gözleri
tamamen kör olanlar uzun
yolculuğa açlık ve
susuzluğa
dayanamadıkları için,
Türkiye’ye bile
gelemeden yolda
ölüyorlar.
Beypınar Köyü halkı
yurdumuzun değişik
yörelerinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Beypınar Köyü’ne gelerek
ilk yerleşen kabilenin
Traşlar/Baltacılar (Şahiner)
olduğu ve Malatya’nın
Setrek/Ulupınar
bölgesinden geldikleri
bilinmektedir. Beypınar
Köyü’ne ikinci olarak
gelenler,
Elbistanoğulları/Dikkolar
(Öz) oymağıdır. Dikkolar
(Öz) maraş İli Elbistan
İlçesinden gelerek bu
köye yerleşmişlerdir.
Setrekliler (Polat+Şahin-Şahiner)
Malatya/Darende Setrek/Ulupınar
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Acerasanlar (Dalgıç ve
Dalkılıç) Yukarı Setrek/Ulupınar’dan
gelmişlerdir.
Vitesoğulları (Demirkaya),
Elbistan’ın Lorşin
Bölgesinden
gelmişlerdir. Memişler (Demirkaya)
Ankara’nın Haymana’dan
gelmişlerdir. Hebipler,
Yedibelalar, Mıstıklar
(Koç), Ankara’nın
Haymana bölgesinden
gelmişlerdir. Tapkir’ler
(Doğan+Kavun),
Malatya’nın Akçadağ ve
Kozluca bölgesinden
gelmişlerdir. Mevlütler
(Dağlayan), Şarkışla’nın
Ebesil Köyünden
gelmişlerdir. Behzatlar
(Karataş) Afşin’in
Kerevin bölgesinden
gelmişlerdir. Gekkolar (Aygün)
Afşin’in Oğlakkaya
bölgesinden
gelmişlerdir. Dervişler
(Koca), Ağrı Eleşkirt
bölgesinden
gelmişlerdir. Sorcular
(Tanır), Elbistan’ın
Tanır bölgesinden
gelmişlerdir.
Albazoğulları (Yılmaz),
Kangal’dan gelmişlerdir.
Adıgüzeller (Tapan),
Darende’nin Ayvalıya,
buradan Yazyurdu/Celikan’a,
daha sonra Beypınar
Köyü’ne gelmişlerdir.
Allöşler (Arslan),
Yukarı Sazcağız Köyünden
gelmişlerdir. Vakkaslar
(Akkuş), Ankara
Haymana’dan
gelmişlerdir. Ehmolar
(Küçük), Ankara
Haymana’dan
gelmişlerdir.
Beypınar Köyü’nün
yaşamında önemli saymış
olduğu birtakım olaylar
vardır. Bunlardan
bazıları, İstiklal Harbi
esnasında delege olarak
Mehmet Malkoç Beğ’i
göndermeleri, 1945
yılında Türkmen Beğ’i
Salbayrak’ın salyurt
yaylasına yerleşerek
buradan çıkmak
istemeyerek devlete
isyan etmesi, 1952
yılında, 53 çocuğun
kızamık salgını
nedeniyle ölmesi,
Gürünlü Ahmet
(1927-1994) pehlivan
namıyla meşhur olan, 79
kilo karakucak güreş
müsabakalarında Avrupa
ve Türkiye birincilik ve
ikincilikleri olan Ahmet
Doğan(pehlivan)ın bu
köylü olmasıdır. Ahmet
Pehlivan, çok güçlü ve
kuvvetli bir pehlivandı.
Sarma oyunu meşhurdur.
Bu oyunuyla Tekrahmalı
güreşçi Hamdi Pehlivanı
srma oyunuyla bir güreş
esnasında sıkarak
öldürmüştür. Beypınar
köyünün bir başka meşhur
kişisi de nüktedanlığı
ve hazır cevaplılığı ile
ünlü olan Allöş
Ramazan’dır. Ayşe Fatma
Dalgıç ise Beypınar
Köyünde çok güzel şiir
söyleyen ve ağıt yakan
kişi olarak
bilinmektedir. Eskilerin
deyimiyle yörenin en
meşhur SAGU’cusu idi.
Çeşitli köylere
götürülerek Ayşe Fatma
Dalgıç’a
söyletmekteydiler. 50’ye
yakın ağıtı
bulunmaktadır. Ayşe
Fatma Dalgıç’ın kızı
olan Didar Öz
(1932-1994)de annesi
gibi çok güzel şiir
söyler ve ağıt yakardı.
Köyde bir başka sagu
söyleyen kadın ise
Raziye Arslan
(1920-1999) idi. Gürünlü
Şairlerden Şeyhamit
Şahiner (1961) ve Murat
Öz (1980) bu köyden
doğmuştur.
Araştırmacı-Yazar Mehmet
Ali Öz, bu köyden
doğmuştur.
Beypınar köyünün
ihtiyaçları eskiden beri
Salma Usulü ile
halledilmeye
çalışılmaktadır.
Köylüler arasında imece
usulü bütün varlığıyla
sürdürülmektedir.
İstiklal Harbi sırasında
Beypınar köyünde muhtar
Osman Vitesoğlu (Güççük
Osman) idi. Daha sonra;
Hasan Dalgıç(Acer
Hasan), Maşkalah Ali,
Ehmo Küçük, Mevlüt
Dağlayan, Mehmet Kavun,
Ömer Koç, Hacı Cuma
Şahiner, İsmail
Demirkaya, İbrahim Koç
(15 yıl), Mustafa Akkuş
(15 yıl), Mehmet
Demirkaya (1989-1994),
Nizamettin Demirkaya
(1994-2000), Hasan
Dalkıç (2000-2004)
Beypınar köyünün
arazisi özellikle de
hayvan yetiştiriciliği
için otlak merası bol
olmasına karşın yeterli
teşviki ve desteği
alamadığından güçlü bir
hayvancılık
yapılamamaktadır. Tarım
arazisi ise eskiden sulu
tarım yapılabildiği
halde günümüzde bu durum
çok azalmıştır. Bu
nedenledir ki tarım
ürünlerinde gerekli
üretim ve kapasiteye
ulaşılamamaktadır.
Beypınar köyünde bol
miktarda su bulunduğu
için yaylalar ve
otlakların bolluğuğu
itibariyle hayvancılık
için çok elverişli bir
bölgedir. Köyün içinde
10 adet çeşme
bulunmaktadır. Karaboğaz,
Dağlayan ve Avşar deresi
ve Salyurt yaylasından
küçük ölçüde akarsuyu
bulunmaktadır. Bu
sularda az miktarda
tatlı su balıkları
mevcuttur. Yaylalarda
ise hemen hemen her
beşyüz metrede bir
kaynak suyu
bulunmaktadır. Göğdeli
Yaylalarında içme suyu
kaynakları oldukça
boldur. Boşa akmakta
olan bu suların
Yolgeçen, Akpınar,
Güldede, Başören vb.
gibi köylere
ulaştırılarak bu
köylerde olan içme suyu
sorunları büyük ölçüde
çözümlenebilmesi
mümkündür.
Salyurt Yaylası
Derdederman Pınarı, Çam
Mağara, Çukuryurt, gibi
birçok yerleri tam
mesire yerleri ve
özellikle de yaylacılık
ve hayvancılık için en
uygun yerlerdir.
Börklünün Gölü, Berdi
Gölü, Aynalı Göl,
Yıldırım Gölü, Ziyaretin
Göl gibi küçük ölçekli
gölleri bulunmaktadır.
Beyınar Köyünün arazisi
üzerinde bulunan küçük
ölçekli akarsuların
üzerine baraj veya
göletler yapıldığı
takdirde köyün
arazisinin % 90’ına
yakın kısmı sulanır
arazi haline gelecek
durumdadır. Her ne kadar
az da olsa sulu tarım
yapılmakta ise de köyün
genel ihtiyacını
karşılayamamaktadır.
Köylü tarım ve
hayvancılıkla
uğraşmaktadır. Beypınar
Köyünde eskiden çok iyi
kilim, halı, heybe vb.
gibi el sanatları büyük
ölçüde yapılmaktaydı.
Günümüzde ise bu durum
çok azalmış durumdadır.
Kilim ve halıcılık
teşvik edilerek bu
konuda köy halkı için
önemli bir gelir kaynağı
elde edilir hale
gelecektir. Beypınar
Köyünde tarım ve
hayvancılığın, küçük ve
büyükbaş hayvan
üreticiliğinin
artırılması ve teşviki
şarttır. Arıcılık
üretiminin teşviki
şarttır. Çünkü arazisi
bunlara çok uygun bir
haldedir ve büyük bir
potansiyeli mevcuttur.
Köyde Tarım Kredi
Kooperatifinin
kurulması, kalkınma ve
üretim kooperatifinin
kurulması şarttır.
Beypınar Köyü’nün en
başlıca sorunları
yoldur. Yol sorunu
stabilize yapılarak
büyük ölçüde halledilmiş
durumdadır. Göbekören,
Akpınar, deveçayır,
Camiliyurt, gerdekmağara
gibi küme köylerin yolu
olması nedeniyle
asfaltlanması halinde,
beş altı tane köye ait
yol sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Bu yol, kış
aylarında çoğu zaman en
az beş ay kapalı
kalmaktadır. Sulama
kanalları ve göletlerin
yapılması şarttır. İçme
suyu 1997 yılında kapalı
su şebekesi haline
getirilmiştir. Köye
elektrik 1986 yılında
gelmiştir. YSE 1972’de 8
adet çeşme yapmıştır.
Telefon 1986 yılından
1997 yılına kadar tek
telefon (acente) olarak
devam etmiş, 1997
yılında santral
kurularak evlere telefon
verilmiştir. Köyün
camisi, 1920 yılından
yapılmıştır. Ahşap bina
olan köyün camisi, 1983
yılında köy halkı
tarafından yeniden
betonarme bina olarak
yapılmıştır. İlkokulu,
1960 yılında
yapılmıştır. Köy
ilkokulu, 1993 yılında
yeniden inşa edilmiştir.
Ancak köyün ihtiyacına
cevap verememektedir.
Köyde beş öğretmen görev
yapmaktadır. Sağlık evi,
1992 yılında
yapılmıştır. 1995
yılında caminin lojmanı
köy halkı tarafından
yapılmıştır.
Beypınar Köyünde
maden rezervi olarak
kalenin ardı mevkiinde
kalorisi yüksek bir
kömür yatağı
bulunmaktadır.
Kızılgüney/Çam
Mağara’nın karşısında
kok kömürü rezervi
bulunmaktadır. Akşaktaşı
ve Sivridağ mevkiinde
ise alçıtaşı bol
miktarda bulunuyor.
Beypınar Köyünde de
diğer köylerimizde
olduğu gibi göç sorunu
az da olsa
yaşanmaktadır. İzmir,
Ankara, İstanbul,
Karabük/Zonguldak gibi
büyük şehirlere göç
etmişlerdir. Son
yıllarda göç olayı
giderek artmaya
başlamıştır. 1960
yılında 150 hane olan
Beypınar Köyü, 2000
yılında 142 hane
kalmıştır. Beypınar
Köyünde, 1950 yılından
2000 yılına kadar toplam
452 hane başta İzmir,
İstanbul, Bolu, Kocaeli
(Düzce), Bursa, Ankara,
Adana, Karabük, Antalya,
Mersin, Osmaniye,
Kayseri, Sivas, Maraş,
Malatya gibi büyük
şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneybatısında yeralan
Bozhüyük Köyü, ismini
köyün yakınında bulunan
tarihi hüyükten
almaktadır. Bu
hüyüklerde ve köyün
yakınlarında bulunan
eski yerleşim yerlerinde
tarihi çağlara ait bir
takım altın paralar, ok
uçları ve obsidyen
parçaları bulunmuştur.
Bozhüyük Köyü ilçe
merkezine 77 km .’lik
mesafededir. 30 km .’lik
bölümlük yol
asfaltlanmıştır. Geri
kalan 47 km .’lik bölüm
ise halen stabilizedir.
Kış aylarında çoğu kez
kapalı kalmaktadır.
Bozhüyük Köyü’nün su,
yol vb. gibi
sorunlarının yanısıra
telefon ve elektrik
sorunları da
bulunmaktadır. Kış
aylarında mevsimin yoğun
olduğu zamanlarda
telefon ve elektrik
kesilmektedir.
Bozhüyük köyünün
diğer komşusu bulunan
pınarbaşı İlçesinin
Damızlık köyü ile
hududu; Fit ali ali
harabaşı tepesi, yol
çatı, kibar hoyuğu
tepesinin üzerinden
geçen patika yol.
Bozhüyük köyünün
Gerdekmağara köyü ile
hududu; Bozhüyük köyünün
gerdekmağara köyü arazi
sınırının Damızlık köyü
sınırının bitim noktası
olan tepenin üzerinden
geçen patika yol,
çal.(hattı baladan geçen
hat)Gedik boğazı diğer
adı Bozhüyük boğazı,
bağlama taş, çetin dere.
Camiliyurt köyü ile
Gerdekmağara köyü
sınırının bitim noktası
olan çetin dereyi
takiben kadıkaya kuzu.
Bozhüyük köyünün
Tersakan mezrasına giden
ve mezkur guzu geçen
patika yol. Akdere ve
Güllübucak köyleri ile
Camiliyurt köyünün
sınırının bitim noktası
olan Tersahan mezrasına
gelen patika yol,
yaylacık boğazı, sato
tepesi, abdal pınarı
tepesi, çamurlu pınarı,
yığılhan tepesi, geneli
hayması, kızıl şeker,
hurman çayı ve akoluk
köyü ile Damızlık kjöyü
sınırının bitim noktası
olan Fit Ali harabası
tepesi, ahur kayalığı,
tilki deliği. Hüyüklü
Köyü ile Maraş İlinin
Afşin ilçesine bağlı
Söğütlüdere ve Armutalan
köyleri bölgesindeki
sınırı; binboğa
dağlarının uzantısı olan
ve köseoğlu tepeleri
denilen dağın üzerindeki
(doğudan kızılşeker
mevkiinden başlayarak
batı günieye doğru kakma
gedik tepesi-kırmızı
çal-körpınar tepesi-büyüktepesiyle,tepeaşupınarı
tepesi doruklarından
geçen doğrular) olarak
belirlenmiştir.
Bozhüyük Köyü halkı
Sinemili Aşireti’nin
Komazan Oymağına
mensuptur. Halkın büyük
çoğunluğu, Elbistan’ın
Balat ve Ağçaşar
bölgelerinden
gelmişlerdir. Soyadı
Kanunundan sonra (Turna,
Geneci, Polat, Keskin,
Demir, Yıldız, Koç,
Şahin, Uzun, Emin, Çoban
gibi) soyadını
almışlardır.
Köy halkının geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılık olduğu için
bu sektörle uğraşanlara
gerekli yardım ve
desteğin sağlanması
şarttır. Köyde mandıra,
kooperatifçilik,
arıcılık gibi kurumların
faaliyete
geçirilmesiyle, göç
olayı durdurulabilir.
Köydeki eski kilim ve
halı dokumacılığı
canlandırılmalıdır.
1935 yılında Gürün
İlçesi’nin en kalabalık
nüfuslu köylerinden
birisi olan Bozhüyük
Köyü’nün nüfusu yıllara
göre çok azalmıştır.
Nüfusunun büyük bir
bölümü İstanbul, İzmir,
Ankara gibi büyük
şehirlere
yerleşmişlerdir. 1997
yılında 33 hane kadar
kalmış olan Bozhüyük
Köyünde, 1960 yılında
100 hane bulunmaktaydı.
Bu nedenle, Bozhüyük
köyü en çok göç veren
köylerimizden birisidir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde, Gürün Sivas
karayolu üzerinde, ilçe
merkezine 37 km .
mesafede bulunan
Böğrüdelik Köyü ismini,
köyün güneyindeki
kayalığın tepesinde yer
alan daire şeklindeki
delik (boşluk) ten
almaktadır. Kayadaki
boşluğun, köyün yan
tarafında (Böğründe)
bulunması nedeniyle
“Böğrüdelik Köyü” adı
verilmiştir. Böğür
kelimesi yöremizde yan,
cephe anlamlarına
gelmektedir.
Böğrüdelik köyünün
hudutları: doğu tarafı;
çal ve Bektaşlının
değirmen yolu ve
Karaveran köyü yolu ve
dikili ve naldöken ve
Bektaşlı gediği. Batı
tarafında; Örülü yol ve
kar kuyusu ve tek mezar
yatmıt kalenin tepe.
Kuzeyde; Koçu oğlunun
ağıl yeri. Güney
cephesi; Baki Mehmet ve
İso kahya çayırı ve
araba yolu ve taş.
Böğrüdelik Köyü
civarında, birçok eski
yerleşim birimi ve
tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Köyde
bulunan mağaralarda
birçok küp kırıkları,
çeşitli devirlere ait
madeni paralar gibi
eşyalar bulunmuştur. Bu
paraların bir çoğu,
Bizanslılar dönemine
aittir. Böğrüdelik
Köyünde, Karakuyu
denilen mevkide güz
aylarına kadar kalan çok
eski zamanlardan kalmış
kuyular bulunmaktadır.
Köyün yakınlarında
üzerinde ilginç şekiller
olan doğal mağaralar
bulunmaktadır. Devlet
hüyüğü adı verilen
yerde, eski devirlere
ait bir kurgan
bulunmaktadır.
Böğrüdelik Köyü,
Konakpınar Nahiyesi’ne
bağlıdır. Sakaltutan
mezrası Böğrüdelik
köyüne bağlıdır.
Böğrüdelik köyünün
dağlık kesiminde mermer
yatakları bulunmaktadır.
Bu köyde rezervi az olan
metalurjik sarı boya
madeni bulunmaktadır.
Böğrüdelik Köyü’nde
sırasıyla İsmail Uzun,
Arif Uzun, Müslüm Uzun,
muhtarlık yapmışlardır.
Böğrüdelik Köyü’nün
sorunlarından birisi
içme suyu sorunudur.
Çünkü 1974 yılında YSE
tarafından yaptırılan
çeşme köyün içme suyu
ihtiyacını
karşılayamamaktadır. Köy
çeşmesine su getiren
boru hattı, her yıl
gelen seller nedeniyle
bozulmaktadır. Köye
yarım kilometre mesafede
bulunan su kaynağının
getirilmesiyle içme suyu
sorun olmaktan
çıkarılacaktır. Köyün
çal kısmında hayvan
sulama yerleri yapılması
gereklidir. Böğrüdelik
Köyü’nün ilkokulu
1942’de yapılmıştır.
Köye elektrik 1985
yılında, telefon 1987
yılında getirilmiştir.
Köyün camisi, 1970
yılında lojmanlı olarak
betonarme bina olarak
yeniden inşa edilmiştir.
Böğrüdelik Köyünde,
ekonomik nedenlerden
dolayı oldukça yoğun göç
olayı yaşanmaktadır.
1960 yılında 80 hane
iken, 1997 yılı
itibariyle 23 hane olan
bu köy, 2000 yılında 17
hanedir. 39 erkek, 50
kadın, toplam 89 kişi
bulunmaktadır.
Böğrüdelik Köyü
halkından; Celikanlar
(Atmaca) Celikan/İslahiye’den,
Atmalılar (Korkmaz),
Atmalı Bölgesinden
gelmişlerdir.
Emiromarlar (Uzun),
Malatya’dan
gelmişlerdir. Toramanlar
(Ayyıldız), Adana Kozan
Bölgesinden Gürün
İlçseine, buradan
Böğrüdeilk köyüne
gelmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneybatısında yer alan
Camiliyurt Köyünün ilçe
merkezine uzaklığı 52
kilometredir. Halk
arasında söylenilen bir
rivayetlere göre; buraya
yerleşen Türkmenler,
bölge halkının topluca
namaz kılmaları için,
köyün içinde eskiden
bulunan kilisenin yerine
bir cami inşa ederek
namazlarını toplu olarak
kılmaya başlamışlardır.
Camiliyurt Köyü ismini,
burada yapılan camiden
almıştır.
Başka bir rivayete
göre; Türkmenler bu
bölgeye geldiklerinde
burada oldukça çok sık
ormanlık alan ardıç
ağaçları bulunmuş olduğu
için Çamlıyurt adını
vermişlerdir. Bu isim
zaman içerisinde
camiliyurt olarak
değişime uğramıştır.
Camiliyurt köyünde, eski
dönemlere ait kilise
taşları varlığını
sürdürmektedir.
Camiliyurt Köyü’nün
Keklikpınarı, Kuruçova
gibi yerlerde eski ören
yerleri bulunmaktadır.
Bir başka rivayete
göre; Gürün ilçesi’nin
en eski köylerinden
birisi olan Camiliyurt
köyüne Halep, Şam,
Çukurova gibi yerlerdeki
Türkmenler konar-göçer
dönemlerinde bu bölgeye
gelerek sürülerini
otlatıyorlardı. Buraya
yakın bir yere yerleşen
aşiret reisinin altı
tane eşi ve otuz tane
kızı bulunuyordu. Aşiret
Reisinin Kızları, bir
hastalık sonunda ölünce,
hemen orayı terkederek
köyün bugünkü yerleşim
yerine gelerek yerleşir.
Buaraya da kızlarının
anısına bir cami
yaptırır. Köyün adı o
günden bugüne camiliyurt
olarak kalır. Bu
kızların mezarlarının
takıları ile birlikte
Beypınar Köyü’ne yakın
bir mağarada gömülü
oldukları
söylenmektedir.
Camiliyurt Köyü
Halkının hepsi Sinemili
Aşireti’nin Şemsikanlı
oğulları oymağına
mensupturlar. Elbistan
bölgesinden gelerek bu
bölgeye yerleşmişlerdir.
Şemsikanlıoğulları
(Güneş+Polat),
Elbistan’ın Köseyahya
bölgesinden gelerek
buraya yerleştiler.
Mollahasanuşağı (Sarıbaş),
Elbistan’ın Zerdekeş
bölgesinden
gelmişlerdir.
Mıstahatçeler (Kalaycı),
Elbistan’ın Malat (Günebakış)
Köyünden gelmişlerdir.
Battallar (Yıldız),
Elbistan’ın Ağçaşar
bölgesinden
gelmişlerdir.
Gamadanoğulları (Demir),
Elbistan’ın Ağçaşar
Köyünden gelmişlerdir.
Topaloğulları (Topal),
Elbistan’ın Malat ve
Köseyahya bölgesinden
gelmişlerdir. Gürünlü
şairlerden Musavi (Müslüm
Güneş/1938) bu köyden
doğmuştur. Köy halkından
Mustafa Kalaycı Yemen
savaşına, Molla Güneş
Osmanlı-Rus savaşlarına
katılmıştır. Bu
kişilerin haricinde daha
birçokları da birinci
dünya savaşına
katılmışlardır.
Camiliyurt Köyünde
okuma yazma oranı
erkeklerde % 80
kadınlarda ise % 30
oranındadır. Köyde
okumuş insan çoktur.
Camiliyurt Köyünde içme
suyu sorunu
yaşanmaktadır. Köye
yakın yerde bulunan su
getirilerek kapalı su
şebekesi yapıldığı
takdirde, içme suyu
sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Camiliyurt
Köyü’nün yol sorunu
vardır. İlçe merkezine
48 kilometrelik mesafede
bulunan Camiliyurt
Köyü’nün 18 km .’lik
bölümü stabilizedir. Bu
yolun asfaltlanmasıyla
ulaşım sorunu
çözümlenmiş olacaktır.
Köy halkının geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Köyde az
da olsa kilim ve
halıcılık yapılmaktadır.
Köy halkının tarım ve
hayvancılıkla ilgili
köonularda
desteklenmesi, halıcılık
ve kilimciliğin teşvik
edilmesi şarttır.
Bozhüyük Köyü’ne
elektrik 1983’te,
telefon 1985’te
getirilmiştir. Köyde
ilkokul 1941 yılında
açılmış olup 1963
yılında lojmanlı olarak
betonarme binası devlet
tarafından inşa
edilmiştir. Köy ilkokulu
eğitim ve öğretime devam
etmektedir. Köyde camii
yoktur. Sağlık evi,
kooperatif yoktur.
İstanbul ve Ankara’da
yaşayanlar;
“Bozhüyüklüler ve
Camiliyurtlular Kalkınma
Derneği’ni”
kurmuşlardır. Devlet
kademelerinin çeşitli
yerlerinde memur veya
bürokrat olarak
çalışanları
bulunmaktadır. Yurt
dışına giderek buraya
yerleşenler olmuştur.
Camiliyurt Köyü, 1960
yılında 60 hane, 1997
yılında 23 hane kalmış
olan Camiliyurt köyü, en
çok göç veren
köylerimizden birisidir.
Başta İstanbul ve İzmir,
Ankara gibi şehirlere
göç ederek
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde ve ilçe
merkezine 38 km .’lik
mesafede bulunan Çevirme
Köyü ismini, köyde
bulunan ve Sümerler’e
ait olduğu sanılan
çevirme taşlardan
(dikili taşlardan)
almaktadır. Bu dikili
taşlar Salyurt/Göğdeli
yaylasından başlayarak
Çevirme köyüne kadar
uzanmakta, buradan
Kangal ilçesi
sınırlarına geçmektedir.
Bu taşların eski
dönemlerde, devletler
arası sınırı belirttiği
tahmin edilmektedir.
Behram, Çevirme köyünün
mezrasıdır. Çevirme,
Böğrüdelik ve Avşarören
köyleri arasında
korunmaya alınmış ardıç
ormanlık alan
bulunmaktadır.
Çevirme köyü, Gürün
ilçesinin belli başlı
dağlarından olan Berham
Çalı platosunda yer
almaktadır. Çevirme
köyünün etrafında
bulunan Sümer
dikilitaşları ve çeşitli
hüyüklerin bulunması,
köyün çok eski çağlardan
beri yerleşim yeri
olduğunu göstermektedir.
Burada bulunan hüyükler
hakkında detaylı bir
inceleme ve araştırma
yapılmamıştır. Bu
nedenle kesin olarak
hangi döneme ait olduğu
tam olarak
bilinememektedir. Bu
hüyüklerin
araştırılmasıyla Çevirme
köyü ve Gürün ilçesi’nin
tarihi hakkında bir
takım yeni bilgiler
edinilecektir. Behram
köyünün hudutları:
Behram köyünün
Böğrüdelik köyü ile
hududu: kar kuyusu,
örülü yol ve kalanın
tepesi. Çevirme köyü ile
sınırı:tahtapınar, Ulu
Alinin koyak. Avşarören
köyü ile sınırı: Kemal
beyin ağılı ile
tesileminin ağılı
arasındaki çal. Yılan
hüyük köyü ile sınırı:
Çıplak güney, kale, ayı
kuyusunun gadek.
Konakpınar ile sınırı:
Bitli Ali beyin gedik ve
dikilitaş.
Çevirme Köyü halkı da
tarım ve hayvancılıkla
uğraşmaktadırlar. Daha
önceki yıllarda tarım ve
hayvancılık çok gelişmiş
bir halde iken günümüzde
bu durum çok azalmıştır.
Behram Çalı ve Çevirme
Yaylası bomboş eski
günlerinin hayalini
özlemiş bir haldedir.
Çevirme Köyü’nün
ilçeye uzaklığı 38 km .’dir.
13 km .’lik mesafesi
stabilize yoldur. Bu
nedenledir ki kış
aylarında bütünüyle
kapalı kalmaktadır.
Köyde iki adet çeşme
bulunmaktadır. 1975
yılında YSE tarafından
yapılmıştır. Bu
çeşmeler, köyün içme
suyu ihtiyacını
karşılayamamaktadır.
Elektrik 1985 yılında,
telefon ise, 1986
yılında gelmiştir.
Çevirme Köyünde sulu
tarım olmadığı gibi kuru
tarım da çok azdır.
Hayvancılık ise gerekli
teşvikler ve kredilerin
alınamayışı nedeniyle
ölmek üzeredir. Bu
nedenle köyün büyük bir
kısmı göç ederek büyük
şehirlere
yerleşmişlerdir.
Gürünlü
şairlerimizden İrfani
(18.Yüzyıl-19.Yüzyıl),
Hakkı Cengiz Alpay
(1922-1981), Çevirme
Köyünde doğmuştur.
Şairimizin yirmiye yakın
şiir kitabı, çeşitli
konularda yazılmış
eserleri bulunmaktadır.
Hakkı Cengiz Alpay’ın
babası Sezai
Alpay/1892-1950) da
kendi gibi şairdi.
Şairlerimizden Şahin
Alpay ve Emin Alpay
(Çevirme/1949- ) da bu
sülaleye mensupturlar.
Çevirme Köyü
halkından; Babaahmetler
(Alpay), Sülalesi
Pınarbaşı/Aziziye’den
gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Hamitler (Koca),
Malatya’nın Akçadağ’dan
önce Karadoruk Köyü’ne
daha sonra Çevirme
Köyüne yerleşmişlerdir.
Kahvecioğulları
(Kahveci), Malatya
Arapkir’den, Çalkamalar
(Özkan), Malatya’nın
Hekimhan’dan
gelmişlerdir. Dizdarlar
(Bayırtı), Malatya
Akçadağ Arga Bölgesinden
Çevirme Köyüne gelerek
yerleşmişlerdir.
Çevirme Köyü, 1952
yılında 12 hane, 1997
yılında 4 hane, 2000
yılında 4 hane
kalmıştır. 2000 yılına
göre; 5 erkek, 11 kadın
toplam 16 kişi
bulunmaktadır. Çevirme
köyünde göç edenler,
Gürün, İzmir, İstanbul,
Bursa gibi şehirlere
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneybatısında yer alan
Çevirme Köyü ilçe
merkezine 29 kilometre
mesafede bulunmaktadır.
Çiçekyurt Köyü’nün
ismini, yaz aylarında
tarlalarda bol miktarda
bulunan çiçeklerden
dolayı almıştır.
Çiçek yurt köyünün
komşusu olan Davulhüyük
köyü ile sınırı: çatal
yatak küçük kısrelik
sırt. Köpek satan
deresi, yolu üzerindeki
kırmızı taşlar ve toptaş.
Hüyüklüyurt köyü ile
sınırı; zılho tarlası ve
savraoğlundan geçen hat.
Bektaşlı köyü ile
hududu; Bektaşlı sığır
yatağı, kale, araba yolu
ve ay elmasının dereden
geçen hat. İncesu köyü
ile hududu; kuruyayla
pınarı çatal koyak,
gizlipınar ve toluluğun
kaleden geçen hat.
Kızılpınar köyü ile
hududu; kayanın yamacı
ve kuz geçe burnu.
Kürkçü köyü ile hududu:
Büyük göllüpınarın
ayağı.
Çiçekyurt Köyü de
tarih öncesi çağlardan
beri yerleşim birimi
olan köylerimizden
birisidir. Çünkü
Çiçekyurt Köyü’nün eski
yerinde, Gelloş
(Koyunlu) ile Çiçekyurt
arasında, köyün
güneyinde, örenyurt
mıntılasının kuzeyindeki
Göllüpınar, batısında
yer alan Kaleyurt
mevkiinde eski ören
yerleri, hüyükler ile
kale kalıntıları
bulunmaktadır. Bu
bölgelerde, tarih öncesi
çağlara ait olan
obsidyen maddesinden
yapılmış çeşitli
bilezikler ve diğer
eşyaların bulunmuştur.
Çiçekyurt Köyü
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Son yıllarda göç olayı
çok fazla yaşanmaya
başlamıştır. Köy
halkının içme suyu
sorunu vardır. Köyün üst
yanındaki Taşönü
mevkiindeki ve Büyük
Konak mevkiindeki
suların getirilmesiyle
ve kapalı su şebekesinin
yapılmasıyla içme suyu
sorunu halledilmiş
olacaktır. Bir başka
sorunu ise yoldur. İlçe
merkezine 29 km .’lik
mesafede bulunan
Çiçekyurt Köyü’nün 21 km
.’lik bölümü asfalt,
geri kalan 8 km .’lik
mesafesi de
stabilizedir. Kış
aylarında çok yoğun
olarak ulaşım sorunu
yaşanmakta ve kış
aylarında kapalı
kalmaktadır. Bu nedenle
de köy yolunun
asfaltlanması
gerekmektedir. Köyde bir
ilkokul vardır. Köyün
camisi, 1988 yılında
halk tarafından
yaptırılmıştır. Köy
halkının tarımsal
kredileri ve hayvancılık
konusunda gereken
desteğin devlet
tarafından sağlanması
şarttır. Ancak bu
şekilde ve arıcılık
teşviki gibi köy
halkının ekonomisini
artırıcı tedbirlerin bir
an önce alınması
şarttır.
1960 yılında 45 hane
olan Çiçekyurt Köyü,
1997 yılı itibariyle 24
hane, 2000 yılında 18
hane olup, 57 erkek, 58
kadın, toplam 115 kişi
bulunmaktadır. Bu köyden
göç edenler, İstanbul,
İzmir, Bursa gibi büyük
şehirlere
yerleşmişlerdir.
Çiçekyurt Köyü
halkından; Hacışeyhler/Zadeler
(Şimşek+Ülger), Gürün
Pınarönü (Sadık Ağa)
Mahallesinden
gelmişlerdir. Kondular
(Çiftçi+Kondu), Suriye
bölgesinden
gelmişlerdir.
Kozanoğulları ( Tuna),
Adana’nın Kozan
bölgesinden
gelmişlerdir. Türkmenler
(Maden), Şarkışla
bölgesinden
gelmişlerdir. Şeyhler
(Keçili), Suçatı
Kasabasından
gelmişlerdir.
Muhiddinler (Arslan),
Kangal-Argaç Köyünden
gelmişlerdir.
İriAğaçlılar(Toptaş),
Malatya Akçadağ’ın
İriağaç bölgesinden
gelmişlerdir.
Muhiddinler (Arabacı),
Suçatı’dan gelmişlerdir.
Toptaşlar (Toptaş),
Ankara Haymana
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Ciritçioğullları (Tok),
Ankara Haymana
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
“Ha sen, Ha ben Gürünlü,
Karadeniz” adlı bir şiir
kitabı olan şair Hasan
Kondu (1933- 1990), bu
köyden doğmuştur.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzey kesiminde yer alan
ve ilçe merkezine 63 km
.’lik mesafede bulunan
Çipil Köyü, 1970 yılında
muhtarlık olmuştur.
Yakın olması nedeniyle
1994 yılında Kangal
İlçesine bağlanmıştır.
İlçe merkezine 63 km .’lik
uzaklıkta bulunan Çipil
Köyü yolunun 39 km .’lik
kısmı asfaltlı, 24 km .’lik
bölümü ise stabilizedir.
Gazeteci Metin Göktepe
bu köyden doğmuştur.
Köyün geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Tarım ve hayvancılığın
azalması ve ekonomik
nedenlerden dolayı köy
halkının büyük bir
kısmı, İstanbul, Ankara,
İzmir gibi büyük
şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde yer alan, ilçe
merkezine 25
kilometrelik mesafede
bulunan Davulhüyük Köyü
ismini, köyün hemen üst
yanındaki davula
benzeyen tarihi çağlara
ait Hüyükten çok kaleyi
andıran bu tarihi
kalıntının üzerinde,
eskiden davul çalınırak,
çeşitli törenler
düzenlenirdi. Bu olaydan
dolayı davulhüyük Köyü
denmiştir. Davulhüyük
Köyü, tarihi kervan
yolunun tali kolu
üzerinde bulunuyordu.
Tarihin her döneminde
yerleşim alanı olma
özelliğini korumuştur.
Bu yönüyle Gürün
İlçesi’nin en eski
köylerinden birisidir.
Davulhüyük köyünün
komşusu olan kızılveran
köyü ile sınırı;
Kovalıpınar tötö kayası,
Mehmet çelebi özünün
üstündeki küçük sivri
sırt, Büyük derkizler
kayası, Yellice burnu (Kılıçkalanın
burnu). Davulhüyük
köyünün İncesu köyü ile
sınırı; çatal yatak,
aşçıyurt, orta sırt,
sümüklü yatak. çiçekyurt
kölyü ile sınırı; çatal
yatak, Küçük kösrelik
sırt, Köpek satan
deresi, kürkçü yolu
üzerindeki kırmızı
taşlar ve toptaş.
Reşadiye köyü ile
sınırı; Gelloş (Koyunlu
köyü) yolu.
Davulhüyük
Köyünde akarsu ve göl
yoktur. Davulderesi
denilen, İncesu
Deresiyle Tohma Irmağına
karışan küçük bir
akarsuyu bulunmaktadır.
Bu dere kenarlarında
sulu tarım
yapılabilmektedir. Köyün
diğer arazisinde, kuru
tarım yapılmaktadır.
Köyün geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Son yıllarda tarım ve
hayvancılık yerleşmiş
durumdadır. Köyde Tarım
Kredi Kooperatifi
bulunmaktadır. Köy yolu
asfaltlanmıştır. İçme
suyu 1997 yılında,
kapalı su şebekesi
haline getirilmiştir.
Köyde içme suyu sorunu
yuoktur. Köyde
elektrikle çalışan bir
un ve bulgur değirmeni
bulunmaktadır.
Köy ilkokulu 1968
yılında devlet
tarafından lojmanlı
olarak yapılmıştır. Köy
camisi ilk olarak 1947
yılında ahşap bina, 1984
yılında betonarme olarak
lojmanıyla birlikte inşa
edilmiştir. 1975 yılında
YSE tarafından köye bir
adet çeşme yapılmıştır.
Elektrik 1986’da,
telefon da 1988 yılında
getirilmiştir. Köyde
Sağlık Evi veya Ocağı
yoktur. Sorunlarının
büyük bir bölümünü
çözüme kavuşturmuş olan
köylerimizden birisidir.
Sırasıyla Hüsnü, Mehmet,
Nazım özdemir, Said
Doğan, Ahmet Güzel,
Kazım Soğukbulak, Kadir
Üçpınar, İlhan Kılıç,
Nurettin Kılıç, Esat
Yılmaz köy muhtarlığını
üstlenmişlerdir.
Davulhüyük
Köyünde de göç olayı
yaşanmaktadır. 1960
yılında 90 hane iken
1978 yılında, 80 hane
1997 yılında 45 hane,
2000 yılında 41 hane
kalmıştır. 2000 yılına
göre; 136 erkek, 128
kadın, 264 kişi
bulunmaktadır. Bu köyden
ayrılanlar ise; İzmir,
İstanbul, Ankara, Sivas,
Adana gibi büyük
şehirlere göçerek
buralara
yerleşmişlerdir.
Davulhüyük Köyü
Halkından; Fadimeler(Kayapınar),
İncesu Köyünden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Kölükler (Özer),
Çorum’un Sungurlu
İlçesinden gelmişlerdir.
Şahveledler (Soğukbulak),
Kars bölgesinden
gelmişlerdir. Karakalpak
Oymağına mensupturlar.
Seyfiler(Yılmaz), Kars
bölgesinden
gelmişlerdir.
Çurkaşlılar (Güzel+Togay),
Malatya Enzek
Bölgesinden Şeref/Ayvalı
Köyüne, buradan
Davulhüyük Köyüne
gelmişlerdir. Abidinler
(Doğan), Kızılpınar
Köyünden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Kurtlar
(Kurt), Erzincan’ın
Kemah bölgesinden
gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Kahyalar(Kırış), Gürün
ilçesi’nden
gitmişlerdir.
Kırışlar’dan
gelmişlerdir. Bozolar
(Kılıç+özdemir+Sönmez)
Ankara’nın Haymana
bölgesinden
gelmişlerdir.
Kenanaliler/Mustolar
(Seven+Yıldız), Erzurum
bölgesinden
gelmişlerdir. Üçpınar
soyadını taşıyanlar,
Kızılören Köyünden
gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Sele
soyadını taşımakta
olanlar Gürün’den
gelmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde, 48 kilometre
uzaklıkta bulunan
Dayakpınar Köyü ismini,
köyün içindeki Pınar
(Çeşme) dan almaktadır.
Bu köyümüzün eski kervan
yolunun üzerinde
bulunması, Türkmenler’in
bu pınarın başında
kağnılarını
dayakladıkları
(dinlendirdikler) için
bu ismi almıştır. Daha
önceki yıllar Eskihamal
Köyü’nün mezrası idi.
Daha sonra muhtarlık
olmuştur. Köyün eski
yerinde, tarih öncesi
çağlara ait olduğu
sanılan eski yerleşim
yerleri ve tarihi
kalıntılar
bulunmaktadır. Bu tarihi
izlerden günümüze çok az
bir şeyler kalmıştır.
Dayakpınar köyü
ilçemizin en eski
yerleşim yerlerinden
birisidir. Dayakpınar
köyü hudutları:
Eskihamal köyü ile
sınırı; gelen şuğulu ve
kaval yurdu ve taş
köprü. Karadoruk köyü
ile sınırı; paşa öldüren
ve Gelloş’un toptaş ve
Bezirgan pınarı.
Dayakpınar Köyüne
elektrik 1986 telefon
1987 yılında getirilmiş
olup, köyün ilkokulu ve
camisi bulunmaktadır.
Okul ve caminin
lojmanları vardır. Okul
betonarme olarak, köyün
camisi ahşap bina olarak
yapılmıştır. Köyün en
büyük sorunlarından
birisi yoldur. Stabilize
yolun bir an evvel
asfaltlanması
gerekmektedir. Köyün bir
başka önemli sorunu da
İçme suyunun yetersiz
olmasıdır. Köyün
içerisinde bulunan iki
çeşme yetersiz
kalmaktadır. Köyün üst
yanında, sulak
mevkiindeki suyun,
kapalı şebekeyle
getirilmesiyle, içme
suyu sorunu çözümlenmiş
olacaktır.
Köy halkının geçim
kaynağı tarım
hayvancılıktır. Son
yıllarda tarım ve
hayvancılıkla uğraşım
azlığı nedeniyle, köyde
çok sayıda aile
göçmüştür. Göç olayının
durdurulması için tarım
ve hayvancılığın teşviki
ve desteklenmesi
şarttır.
Dayakpınar Köyü
halkının büyük bir
çoğunluğu Malatya
Akçadağ bölgesinden
gelmişlerdir. Bu köyde
yaşayanlardan;
Akoğulları (Ak), Malatya
Akçadağ bölgesinden
gelmişlerdir.
Altınağız’lar Sarıçiçek
bölgesinden
gelmişlerdir.
Karaalioğulları (Karataş),
Malatya Akçadağ veya
Elbistan bölgesinden
gelmişlerdir.
Hacıkenanlar (Özel),
Gürün’den gelmişlerdir.
Dişalonlar (Taş),
Gürün’den gelmişlerdir.
KaraÖmerler (Kara),
Malatya Akçadağ
bölgesinden
gelmişlerdir.
Poyrazoğulları
(Akdeniz), Malatya
Akçadağ bölgesinden
gelmişlerdir. Çaparlar
(Çopur), Malatya Akçadağ
bölgesinden
gelmişlerdir.
Dalkılıçlar (Dalkılıç),
Malatya Akçadağ
bölgesinden
gelmişlerdir. 1960
yılında 65 hane olan
Dayakpınar Köyü, göç
nedeniyle 1997 yılında
18 hane, 2000 yılında 21
hanedir. 2000 yılı
itibariyle 41 erkek, 48
kadın, toplam 89 kişi
bulunmaktadır.
|
|
Deveçayırı Köyü,
İlçenin kuzeybatısında,
63 kilometre uzaklıkta
bulunmaktadır.
Deveçayırı Köyü’nün
güneyindeki Arapçalı
mevkiinde bol miktarda
deve dikeni
bulunmaktadır. Buranın
kervanyolu üzerinde
olması, deve dikeninin
bol bulunması,
kervancıların develerini
eskiden burada
otlatmalarından dolayı
bu ismi almıştır.
Deveçayırı köyünün
komşusu olan Tekerahma
köyü ile hududu;
Şeytanpınarının sırt,
mağara başı, kırıntı
sekisinin gediği ve ağıl
yerinden geçen hat.
Camiliyurt Köyü ile
hududu; çetin dere.
Akdere köyü ile sınırı;
kırıntı sekisinin başı.
Akpınar köyü ile sınırı;
deveçayırı köyüne giden
ve değirmene giden yol.
Deveçayırı Köyü, eskiden
Yolgeçen Köyü’nün
mezrasıydı. 1940 yılında
muhtarlık olmuştur. XIX.
Yüzyılda, Çukurova
bölgesinde yaylaya
gelenlerin otlak yeri
olan Deveçayır Köyü
halkı, Sinemili
Aşiretinin Kalender
Oymağına mensupturlar.
Soyadı Kanunundan sonra;
Bozdağ, Kala, Gürgür,
Kavak, Taş, Güleç, Sula,
Bozkurt gibi soyadları
almıştır. Deveçayırı
Köyü halkının bir kısmı,
Elbistan ilçesi’nin
Gücük bölgesinden önce
Karapınar köyüne, daha
sonra Deveçayırı Köyüne
gelmişlerdir. Deveçayırı
Köyünde, Mehmet Gürgür,
Bektaş Gürgür, Gülali
Kala, İsmail Kala,
İbrahim Bozdağ isimli
şahıslar muhtarlık
yapmışlardır. Köy
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Eski yıllarda kilim ve
halıcılıkk, tarım ve
hayvancılıktan ileri
durumdaydı. Fakat son
yıllarda bu sanatın
ölmesiyle birlikte,
tarım ve hayvancılık tek
geçim kaynağı haline
gelmiştir.
Deveçayır Köyünde
maden yoktur. Suyu çok
azdır. İçme suyu sorunu
vardır. Köy halkının
ihtiyacına cevap
verememektedir. Köyün
içinde YSE tarafından
1975 yılında yaptırılmış
olan iki adet çeşme
bulunmaktadır. Kapalı su
şebekesinin yapılması
zorunludur. Köyde cami,
sağlık evi, kooperatif
gibi kurumlar yoktur.
İlkokul 1952 yılında
açılmıştır. Köye
elektrik 1985’de,
telefon 1986 yılında
getirilmiştir. Deveçayır
Köyü Gürün ilçe
merkezine 63 km .
uzaklıktadır. Bu yolun
15 km .’lik bölümü
stabilizedir ve küme köy
yolu olması nedeniyle
kış aylarında çok yoğun
ulaşım sorunu
yaşanmaktır. Bu yolun
yakın zamanda
asfaltlanması
gereklidir. Köydeki göç
olayının önlenmesi için
tarım ve hayvancılığın
artırılması ve
geliştirilmesi için
yeterli çalışmaların
yapılması, eski el
sanatlarının tekrar
canlandırılması arıcılık
vb. gibi faaliyetlerin
başlatılması ve peynir
yoğurt mandıralarının
kurulması zorunludur.
1960 yılında 100 hane
iken 1997 yılı
itibariyle ancak 13 hane
kalmıştır. Bu köyden göç
edenler başta İstanbul,
İzmir, Ankara gibi büyük
şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde yer alan
Dürmepınar Köyü, ilçe
merkezine 40 km .’lik
mesafede bulunmaktadır.
Dürmepınar Köyü’nün eski
ismi Ziyve’dir.
Darende’nin Zaviye
mıntıkasında gelerek
buraya yerleşenler
olduğu için Ziyve
(Zaviye) adını
vermişlerdir. Sonradan
Dürmepınar ismini
almıştır. Yaşlılar,
Köyde erozyon olması
nedeniyle bu ismin
verilmiş olduğunu
belirtmektedirler.
Dürmepınar köyü çok eski
tarihlerden beri
yerleşim yeri olan bir
bölgedir. Eski ticaret
ve kervan yolunun
üzerinde bulunması
nedeniyle tarihi çok
eskidir. Darende caddesi
adı verilen Bektaşlı
köyü ile Dürmepınar köyü
arasında bulunan tarihi
bir kale kalıntısı yer
almaktadır. Astur adı
verilen mıntıka da eski
bir yerleşim alanıdır.
Yoncalık mevkiinde eski
dönemlere ait kalıntılar
mevcuttur. Sarıca-Dürmepınar
arasındaki Üçpınar
mevkiinde, köyün
doğusunda yaklaşık dört
kilometre mesafede
bulunan Presören
mevkiinde, köyün eski
yerinde tarih öncesi
çağlarda ait bir takım
kalıntılar mevcuttur.
Dürmepınar Köyü
halkından Kocasoy’lar
(Koca), Malatya
Akçadağ’dan, Kangal
Kızıliniş bölgesine
buradan Dürmepınar
Köyü’ne gelmişlerdir.
Başka bir rivayete göre
Kocalar sülalesi
Külükanblılar oymağına
mensup olup, Urfa
bölgesinden Darende’nin
Dumanlı köyüne, buradan
Dürmepınar köyüne
gelerek yerleşmişlerdir.
Gelenler Kabilesi
(Ardıç), Kangal
İlçesi’nin Avşarören
Köyünden gelmişlerdir.
Kadoralar Kabilesi (Taşdemir),
Gelloş (Koyunlu) ve
Karaören köylerinden
gelmişlerdir. Kadirler
(Çelik), Celiller (Almas)
Kabileleri, Konakpınar
Bölgesinden
gelmişlerdir. Şahin
soyadını taşıyanlar,
Darende Çayköy (Kuluncak)
bölgesinden
gelmişlerdir. Dağ
soyadını taşıyanlar,
Malatya Akçadağ
bölgesinden
gelmişlerdir. Gürün’lü
şairlerden Aşık Hayali
(Feridun Koca) ve Aşık
Garip Ali bu köyden
doğmuştur. Dürmepınar
köyü halkının geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Son
yıllarda tarımda
verimlilik artma
eğilimine girmiştir.
Köyde içme suyu sorunu
ve yol sorunu
bulunmaktadır. Bu
köyümüzde de büyük
ölçüde göç olayı
yaşanmaktadır. İstanbul,
Ankara, İzmir vb. gibi
büyük şehirlere göç
ederek buralara
yerleşmişlerdir.
Dürmepınar Köyünde 2000
yılına göre; 6 hane, 16
erkek, 11 kadın, toplam;
27 kişi bulunmaktadır.
|
|
Maraşlı
(Erdoğan)Köyü,
Kayseri-Malatya yolu
üzerinde, Gürün
İlçesi’nin kuzeybatı
kesiminde yer alır. İlçe
merkezine 57 km .’lik
mesafede bulunan Erdoğan
köyü 1997 yılı
itibariyle hane syısı
otuzdur. Bu köyde
yaşayan halkın Maraş
bölgesinden gelmiş
olmaları nedeniyle bu
ismi almıştır. Maraşlı
Köyü’nün ismi, 1990
yılında Erdoğan olarak
değiştirilmiştir.
Maraşlı (Erdoğan) Köyü
Halkı 1877/1878 yılında
yapılan Osmanlı-Rus
savaşları esnasında
Kuzey Kafkasya’nın
Nalçık Bölgesinden
gelerek önce Maraş
bölgesine, daha sonra
Maraşlı Köyüne gelerek
yerleşmişlerdir. Gürün
İlçesinin tek Çerkes
Köyüdür. Çerkes, örf ve
adetleri halen aynı
şekilde
sürdürülmektedir.
Maraşlı Köyünde, Ağılın
Suyu denilen yerde eski
bir yerleşim yeri
vardır. Köyün kuzey
kısmında, eski yıllardan
kalan yel (rüzgar)
değirmeni bulunmaktadır.
Günümüzde kalıntısı
mevcuttur. Sümerler’den
kalmış olduğu sanılan,
Salyurt Yaylasından
başlayarak Kangal ilçesi
topraklarına kadar
uzayan dikilitaşlar,
Maraşlı Köyü’nün hemen
kuzeyinden geçmektedir.
Maraşlı Köyünde, eski
dönemlere ait birtakim
eski yerleşim birimleri
bulunmaktadır. Bu
kalıntılar, Erdoğan
Köyünün eski devirlerden
beri yerleşim yeri
olduğunu göstermektedir.
Maraşlı (Erdoğan)
Köyü’nün doğu kesiminde
yer alan, Alimin Pınarı
mevkiinde, Osmanlı
Devleti zamanından beri
işletilmekte olan Devlet
harası bulunmaktaydı.
Özellikle bu harada at
yetiştirilmekteydi.
Fakat bu durum günümüzde
tamamen kalkmış
durumdadır. Köy Halkının
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Tarım
arazisi az olduğundan
tarım üretimi
yetersizdir. Hayvancılık
için elverişli bir
köyümüzdür. Hayvancılık
konusunda zor geçen kış
şartları ve ekonomik
güçsüzlükler,
hayvancılığın azalmasına
neden olmuştur. Maraşlı
Köyü’nün en büyük
sorunlarından birisi yol
ve içme suyu sorunudur.
Köyde tarım ve
hayvancılığın
geliştirilmesi ve
teşviki yönünden gerekli
yardımların yapılması
şarttır. Maraşlı
Köyünde, Kayseri-Malatya
asfaltı arasındaki
bölgede Bakır Madeni
bulunmaktadır.
Köy ilkokulu 1960
yılında yapılmıştır.
Eğitim ve öğretime devam
etmektedir. Köyde 1991
yılında ahşap binanın
yerine yıkılarak
betonarme şeklinde inşa
edilen bir camii
bulunmaktadır. Caminin
lojmanı yoktur. Köy
ilkokulunun lojmanı
vardı. Köyde içme suyu
yetersiz kalmaktadır.
Köyde, 1974 yılında YSE
tarafından yapılan bir
tane çeşme
bulunmaktadır. Maraşlı
Köyü’nün güneydoğusunda
yer alan kaynağın köye
getirilmesiyle içme suyu
sorunu halledilmiş
olacaktır.
Kayseri-Malatya
asfaltına 4 km .’lik
uzaklığı bulunan köy
yolunun asfaltlanarak
karayollarına
bağlanmasıyla birlikte
yol sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Elektrik ve
telefon 1986 yılında
gelmiştir. Maraşlı
Köyünde; Hacı Kanen,
Ferhat Arslandok
(1985-1989), Hayri Duman
(1989-1994), adlı
kişiler muhtarlık
yapmışlardır. Çelik,
Kanlı, Şirayder, Ağurtlu,
Batur, Arslandok, Duman
gibi soyadı taşıyan
Erdoğan Köyü Halkının
hepsi Nalçık bölgesinden
gelmişlerdir.
Erdoğan/Maraşlı
Köyümüzde de ekonomik
güçsüzlükler nedeniyle
göç olayı oldukça
yoğundur. 1960 yılında
60 hane, 1997 yılında 30
hane, 2000 yılında 28
hane kalmıştır. 2000
yılına göre Erdoğan
Köyünde 67 erkek, 80
kadın, toplam 147 kişi
bulunmaktadır.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde ve ilçe
merkezine 35 km .’lik
mesafede bulunan
Eskibektaşlı Köyü,
anlatılan rivayetlere
göre; ismini daha önceki
yıllarda burada yaşamış
olan Bektaş isimli bir
kişiden dolayı almıştır.
Bir başka rivayet ise,
bu köyün ilk ismi
Celikan’dır.Çünkü
buaraya ilk olarak gelip
yerleşen aileler Celikan
Aşiretine mensup idiler.
Bu yüzden Eskbektaşlı
köyüne eskiden Celikan
deniliyordu. Moroğulları
olarak bilinen sülale bu
köye gelerek ilk
yerleşen aile olduğu da
bilinmektedir.
Eskibektaşlı köyünün
hudutları; Eskibektaşlı
köyünün Böğrüdelik köyü
ile sınırı; dikili taş
ve naldöken ve Bektaşlı
gediğidir. Dürmepınar
köyü ile sınırı, çabutlu
çalı gediği ve Karaören
değirmen yoludur.
Karadoruk köyü ile
sınırı: çoluk ve çoban
ağılı peyiği ve simyon
gözesi ve çabutlu çalı
ve yol ve Temür Ağa
tarlasıdır. Konakpınar
ile sınırı, Begrosun çal
ve kırmızı bayır ve İso
kahyanın ağılının
başıdır.
Eskibektaşlı Köyüne,
Elektrik ve telefon 1990
yılında geldi. Köyün en
önemli sorunlarından
birisi yol, diğeri de
içme suyu sorunudur. Köy
yolu, 1991 yılında
stabilize olarak
yapılmıştır. Ancak kış
aylarında bahar aylarına
kadar kapalı
kalmaktadır. Köy yolunun
asfaltlanması, köy
halkının içme suyu
sorununun mutlaka
çözümlenmesi gereklidir.
Köyün geçim kaynağı
tarım ve hayvancılık
olduğu için tarım ve
hayvancılığın teşviki ve
desteklenmesi şarttır.
Yukarı Çatkara ve Orta
Çatkara, Eskibektaşlı
Köyü’nün mezrasıdır.
Orta Çatkara Halkının
hepsi aynı oymağa
mensuptur. Ortaçatkara
Mezrasında yaşayan
Moroğulları (Moroğlu),
Gaziantep Islahiye
Bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Mensup oldukları oymak
önce Konakpınar’a, daha
sonra Eskibektaşlı’ya,
daha sonra Orta-Çatkara
mezrasına gelerek
yerleşmişlerdir. 1997
yılı itibariyle Orta
Çatkara mezrasında 10
hane kalmaktır.
1997 yılı itibariyle
Orta Çatkara mezrasında
30 kadın, 26 erkek
toplam nüfusu: 56
kişidir. 1960 yılında 60
hane, 1997 yılında 23
hane, 2000 yılında 14
hane kalmıştır.
Eskibektaşlı Köyünde
1997 yılı itibariyle; 44
kadın, 24 erkek, toplam
68 kişi bulunmaktadır.
Orta Çatkara mezrası
dahil 1997 yılı
itibariyle toplam 124
nüfusa sahip bulunan
Eskibektaşlı Köyü’nün
nüfusu 2000 yılı
itbariyle 30 erkek, 38
kadın, toplam 68 kişi
bulunmaktadır.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeydoğu kesiminde yer
alan, ilçe merkezine 40
km .’lik mesafede
bulunan Eskihamal Köyü,
merkez bucağına
bağlıdır. Kozakmağara,
Ayranca, Dırışlar,
Çatkara gibi mezraları
bulunmaktadır. Eski ismi
Hamal Çayı olan
Yeşildere Köyü, 1990
yılına kadar Eskihamal
Köyü’nün mezrası idi.
Fakat 1990 yılında
muhtarlık olmuştur.
Körmustolar/Kılıçdoğan
Köyü de Eskihamal
Köyünün eskiden mezrası
idi. 1990 yılında
muhtarlık olmuştur.
Gürün İlçesi’nin en eski
köylerinden birisi olan
Eskihamalın ismi
konusunda değişik
rivayetler
bulunmaktadır. Bu
nedenle birçok ismi
bulunmaktadır.
Üstboğaz: Yeşildere
ile Eskihamal arasında
bulunan bir
boğaz(dere)dan dolayı bu
ismi almıştır. Eskihamal
Köyü: Bu köyümüz
tarihinin, Kangal’a
İlçesine bağlı Yenihamal
Köyünden eski olması
nedeniyle Eskihamal Köyü
denmiştir. Eskihamal
Köyünün en eski ismi
“Güdülveren’dir. “Az
veren, kıt veren”
anlamına gelmektedir.
Keşoğlu: Eskihamal
Köyü’nün eski
isimlerinden birisi
Keşoğludur. Bilindiği
gibi Keş, Türkmenlerce
ayrandan yapılan bir
çökelek türüdür. Daha
önceki yıllarda burada
çok iyi keş yapılmış
olduğu için bu isim
verilmiştir. Eskihamal
Köyü ve bu köye bağlı
mezralar, eski kervan
yolunun geçtiği
mıntıkadan yer
almaktadır. Köyün
doğusunda, Erikli
mıntıkasında, Kangal
Etyemez bölgesine doğru
giden yolun kalıntıları
halen varlığını
korumaktadır. Yeşildere
Köyü’nün (Eskihamal
Köyü’nün doğusunda),
eski ismi Hamal
Çayı’dır. Bu köyün
içinde eski İpek
Yolu’nun kalıntıları
halen mevcuttur.
Horasandan örülmüş
tarihi duvarlar ve
mozaiklere bugün bile
rastlamak mümkündür.
Yeşildere Köyü’nün
güneyinde Armutluyurt ve
Matçonun yurdu
mevkilerinde eski
dönemlere ait yerleşim
yerleri bulunmaktadır.
Tarihi kervan yolu,
Eskihamal Köyü’nün doğu
kesiminde geçiyordu.
Malatya-Darende-Bicir-Sofular
Köyünü birleştiren yol
bu güzergahtan geçerek
Eskihamal mıntıkasına
ulaşıyordu. Yeşildere
ile Bicir (Darende) Köyü
arasındaki Meşe
mevkiinde, Kıllı Ziyaret
adı verilen bir tarihi
yer bulunmaktadır.
Burada çam ağacının
bulunduğu yer, Eskihamal
Köyü ve mezralarında
ziyaret yeri olarak
kabul görmektedir.
Köylüler buraya her yıl
adak kurbanlarını
kesmeye ve herhangi bir
dileği olan buraya dilek
dilemeye gelirler. Aynı
zamanda burası yağmur
duasının da yapılmış
olduğu bir yerdir.
Eskihamal köyünün
hudutları şöyledir;
doğusu; Gök boynundaki
eski sanı taş ve dana
deresi. Batısında;
sandakar yolu ve çakanın
hüyük ve külahlının
karapınar gediği ve par
yere gediği Külahlıdan
gelen yol ve Cennet
pınarı. Kuzeyinde; Çevlü
tepesi Ade gölü ve ibiş
oğlu tarlası ve gelen
şuğulu ve kavak yurdu
taş köprü ve ay
deresinin büyük cadı
yurdunun sulağı ve piç
kavağı köprüsü. Güneyi;
Saz taşı hüyüğü ve
yaprak yanının yol,
kösüreliğin taş.
Eskihamal Köyü en eski
yerleşim birimidir.
Mezralar daha sonraki
yıllarda kurulmuştur.
Eskihamal Köyü’nün dokuz
tane mezrası vardır.
1-Hamal Çayı(Yeşildere)
Eskihamal Köyü’ne ilk
olarak gelip yerleşen ve
Keşoğlu diye bilinen
zatın üç oğlundan birisi
olan Osman, bugünkü
Hamal Çayı’na giderek
yerleşmiştir. Burada
yaşayan aileler, bu
zatın ahfadıdır. 1990
yılında Hamal Çayı ismi,
Yeşildere Köyü olarak
değiştirilmiştir.
Yeşildere Köyü aynı yıl
içinde muhtarlık
olmuştur.
2-Keşoglu (Eskihamal)
Köyü: Keşoğlu olarak
bilinen zatın üç
oğlundan Osman Hamal
Çayı’na (Yeşildere)
Köyü’ne yerleşince,
diger iki oğlu Halil ve
Mehmet de Keşoğlundan
kalmışlardır. Burada
yaşayan ailelerin çoğu
bu iki zatın soyundan
gelmektedirler. 1989
yılında muhtarlık olmuş,
ismi Eskihamal olarak
degiştirilmiştir.
3-Kılıçdoğan (Körmustolar)
Köyünün ismi,
Keşoğlundan ayrılarak
buraya yerleşen Körmusto
adındaki zattan dolayı
almıştır. 1990 yılında
Körmustolar muhtarlık
olunca ismi, burada
yaşayan Kılıç ve Doğan
soyadını taşıyan
aillelerin isimleri
birleştirilerek
Kılıçdoğan Köyü
denilmiştir. Bu köyde
yaşayan ailelerin aynı
soydan olmalarına rağmen
Soyadı Kanunundan Doğan,
Çokkoca, Balkaya gibi
soyadlarını almışlardır.
4-Koyunlukoca:
Koyunlukoca mezrasının
en büyük sorunlarından
birisi yol, diğeri içme
suyu sorunudur. Köyün
kuzeyinde, Zebik
mevkiindeki suyun kapalı
şebneke halinde
getirilerek içme suyu
sorunu çözümlenebilir.
Keşoğlu Sülalesinden
bazı aileler bu mezraya
yerleşmişlerdir.
Çirciler, Malatya
Hekimhan bölgesinden,
Poyrazoğlu ve Toprak
soyadını taşıyanlar,
Elbistan Aktel
Bölgesinden
gelmişlerdir. Alhaslar (Karatilki+Ceylan+Sönmez+Koyun+Taş+Devetaş+Göl)
Maraş Elbistan
Bölgesinden
gelmişlerdir. 2000 yılı
itibariyle 20 hane
kalmıştır. Koyunlu koca
Mezrasından İstanbul’a
85 hane göç etmiştir.
5-Dırışlar: 10
hanelik bir mezradır.
Keşoğlundan ayrılan
aileler burada
yaşamaktadırlar. Soyadı
Kanununda; Menekşe, Kil,
Yanık, Kilci, soyadını
almışlardır.
6-Kozakmağara: 10
hanelik bir mezradır.
Burada yaşayanların
soyadları Akpınar’dır.
Buraya Karadoruk
Köyü’nden gelmişlerdir.
7-Dayakpınar Köyü:
Eskihamal Köyü’nün
mezrası iken daha sonra
muhtarlık olmuştur.
8-Başkaragöz Mezrası:
On hane bulunmaktadır.
Bu mezrada Tatar
soyadını taşıyan aileler
yaşamaktadır.
9-Ayranca Mezrası:
Burada yaşayan halktan
Hacıomarlar
(Tozman+Duran+Turcan+Ayran),
Malatya Akçadağ
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Parçikanlar (Parçikan),
Malatya Akçadağ
Bölgesinden
gelmişlerdir. Ayranca
Mezrasının 2000 yılına
göre 11 hane olup, 11,
35 erkek, 36 kadın
toplam 71 kişi
bulunmaktadır.
Gürün ilçesinin en eski
köylerinden birisi
olduğu gibi eski ticaret
ve kervan yolunun
üzerinde bulunmuş olması
nedeniyle de tarihi
önemi arzetmektedir.
Eskihamal Köyü’ne
Keşoğlu adındaki
kimseler ilkönce gelerek
yerleşmişler daha sonra
da yurdun çeşitli
yerlerinden gelerek
buraya yerleşenler
olmuşlardır. Eskihamal
Köyünden sülaleler ve
geldikleri yerler
şöyledir:
Eskihamal Köyüne ilk
olarak Keşler
(Yılmaz+Çay), Tunceli
Çemişgezek Bölgesinden,
Külükenliler (Toklu),
Gaziantep Islahıye
bölgesinden, Dinnolar
(Çitil) ve Çarolar
(Kara) adlı oymaklar
gelerek yerleşmişlerdir.
Keşoğlu (Yılmaz+Çay)
Sülalesi: Köye ilk
yerleşen sülale olarak
bilinmektedir. Malatya
Yama bölgesinden önce
Darende Ayvalı Köyü’ne
daha sonra Eskihamal
Köyü’ne yerleşmişlerdir.
Keşoğlu’nun üç oğlundan
Osman Yeşildere (Körmustolar)
Köyüne, Mehmet ve Halil
de Keşoğlu/Eskihamal
Köyüne yerleşmişlerdir.
Eskihamal Köyü halkı
daha önceleri Sünni-Kürt
lisanıyla
konuşmaktaydılar.
Eskihamal
Köyü Halkından; Çorolar
(Çitil), Leventler
(Duran), Malatya
Akçadağ’dan
gelmişlerdir. Çobanuşağı
(Ayran), Malatya
Akçadağ’dan
gelmişlerdir. Körmamolar
(Dikilitaş): Malatya
Dirican bölgesinden
gelmişlerdir. Ömerağalar
(Genç+Temel), Darende
Zaviye bölgesinden
gelmişlerdir. Kürtaliler
(Koç), Ankara
Haymana’dan
gelmişlerdir. Seyfolar
(Şahin) Ankara
Haymana’dan
gelmişlerdir. Alikirler
(Kara), Malatya Dırıcan
bölgesinden
gelmişlerdir. Keşler
(Yılmaz) Malatya Dirican
bölgesinden
gelmişlerdir. Oğun
Soyadını taşıyanlar
Malatya Hekimhan
bölgesinden
gelmişlerdir. Haceliler
(Yıldırım), Darende
bölgesindennden
gelmişlerdir. Soyadı Göl
olanlar İslahiye
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Boz Soyadını taşıyanlar
ise Hamal Çayı
mezrasında
yaşamaktadırlar.
Eskihamal Köyünde, son
yıllarda sebze ve
meyvecilik üretimine
başlanmıştır. Köy ve
mezralardaki en büyük
sorunları içme suyu
sorunu ve yol sorunudur.
Eskihamal Köyü’nün ve
mezralarının yolu
stabilizedir. Bu
nedenledir ki kış
aylarınca uzun bir
müddet kapalı kalmış
olduğundan halk
zorluklar içinde
kalmaktadırlar. Köyde
elektrik ve telefon,
okul, camii
bulunmaktadır. Eskihamal
Köyünde Sağlık Evi
bulunmaktadır. Diğer
sosyal hizmet birimleri
yoktur. ihamal Köyünde
göç edenler başta
Istanbul, Izmir, Ankara,
Bursa gibi daha birçok
büyük şehirlere göç
ederek buralara
yerleşmişlerdir.
Tiyatrocu spiker Cem
Yılmaz, Şair Osman Toklu
(Eskihamal/1954- ),
Araştırmacı Yazar İrfan
Yılmaz bu köyden
doğmuştur.
Eskihamal
Köyünde ve mezralarında
da hızlı göç olayı
yaşanmaktadır. 1997 yılı
ETF sonuçlarına göre
Eskihamal Köyü merkezde
96 hane mevcut olup 237
kadın nüfusu ve 216
erkek nüfusu vardır.
Toplam nüfusu (merkezin)
453 kişidir. Eskihamal
Köyünün 2000 yılı
itibariyle 87 hane olup,
185 erkek, 208 kadın,
toplam 393 kişi nüfusu
vardır. Ayranca
mezrasının 1997 yılı
itibariyle 14 hane
mevcut olup, 43 kadın,
56 erkek, toplam: 99
nüfusa sahiptir. 2000
yılına göre 11 hanedir.
35 erkek, 36 kadın,
toplam nüfusu 71
kişidir. Dırışlar
mezrasının 1997 yılı
itibariyle; 14 hanesi
mevcut olup, 47 kadın,
45 erkek, toplam 92
nüfusa sahiptir. 2000
yılında 11 hanedir. 26
erkek, 40 kadın, toplam
66 kişi nüfusu vardır.
Koyunlukoca mezrasında
19 hane mevcut olup, 69
kadın, 64 erkek, toplam
133 nüfusu vardır. 2000
yılı itibariyle 20
hanedir. 55 erkek, 51
kadın, toplam 106 nüfusu
vardır. Kozakmağara
mezrasında 36 kadın, 25
erkek, toplam 61 nüfusu
bulunmaktadır. 2000 yılı
itibariyle 10 hanedir.
28 erkek, 34 kadın,
toplam 62 kişidir.
|
|
Gürün ilçesinin en
uzak köylerinden birisi
olan Gerdek Mağara Köyü,
ilçe merkezine 65 km .’lik
uzaklıktadır.
Gerdekmağara Köyü’nün
bir ismi Avşar’dır. Köy
halkının Avşar
İlbeylerinden Torun
Oymağına mensup olmaları
nedeniyle bu ismi
almasına neden olmuştur.
Gerdekmağara isminin
değişik rivayetleri
vardır. Bu rivayetlerden
birisi; köyün batı
kesiminde bulunan
mağaranın kapısının
gerdekli bir halde
olması nedeniyle bu
ismin verilmiş olduğu
söylenmektedir. Bir
diğeri, burada birbirini
seven iki gencin kaçarak
burada gerdeğe girmiş
olmalarından dolayı bu
ismi almıştır.
Gerdekmağara Köyü’nün
güney kesiminde yer alan
mağara da eski devirlere
ait olduğu tahmin edilen
kaya kabartmaları ve
çeşitli şekiller
bulunmaktadır.
Gerdekmağara köyünün
komşusu Camiliyurt köyü
ile hududu; çetindere üç
pınarların sırtı,
çetintaş. Damızlık köyü
ile hududu; Solarpınar
sırtı, camuzlu suyu
sığır yatağı. Bozhüyük
köyü ile bağlıyacak
Çavdar köyü ile camuzlu
su, çetin taş mevkiileri.
Gerdekmağara Köyü
halkının büyük bir kısmı
bu köye Fransızlar’a
karşı yapılan mücadele
esnasında göstermiş
oldukları başarıdan
dolayı Diyarbakır
bölgesinden buraya
yerleştirilmişlerdir.
Gerdekmağara Köyü
Halkından; Topallar (Topaloğlu+Üçpınar+Çaylak),
Kayseri Pınarbaşı
İlçesinin Gebelek
bölgesinden önce
Söğütdere bölgesine,
sonra Gerdekmağara
Köyüne gelmişlerdir.
Gaziler
(Şahin+Çiftçi+Ateş+Yıldız+Göl+Gül+Doğan)
Diyarbakır bölgesinden
gelince Borandere
mıntıkasına, sonra
Gerdekmağara köyüne
yerleşmişlerdir.
Cansızlar
(Cansız+Dağ+Yılmaz+Göz)
Diyarbakır Bölgesinden
gelmişlerdir. Sazlar
(Dal+karapınar+Yılmaz+Kalay+Mağara)
Yozgat/Bozok bölgesinden
gelmişlerdir. Eseler
(Güneş), Borandere
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Gülali Cansız, Ali
Topal, Mehmet Mağara,
Osman Mağara, Ali
Cansız, Ali Şahin, hasan
Göl, Hüseyin Şahin,
Kadir Cansız gibi
şahıslar sırasıyla köyde
muhtarlık yapmışlardır.
Gerdek mağara Köyünde
Mustafa Şahin ve Ali
Güneş, Kafkas
Savaşlarında, Mehmet
Çavuş da Yemen
savaşlarında şehit
düşmüşlerdir.
Gerdekmağara Köyü
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Dölek, barıtçı, üçöz,
üçgöz, keklik pınarı,
kervan mezarı,
büyükgüneyin eteği,
Çamurlu kozo sırtları,
taşlı güney gibi
mevkileri bulunan
Geredekmağara Köyünde
sebze ve meyve
yetiştirilmemektedir.
Kavak, söğüt, patates,
soğan, sarmısak, çayır,
yonca, goranga, arpa,
buğday gibi ürünler elde
edilmektedir. Eskiden
olduğu gibi günümüzde de
evlerde Avşar kilim ve
halıları dokunmakta ve
rağbet görmektedir.
Gerdekmağara köyü, Gürün
İlçe merkezine 65
kilometre , Sarız
İlçesi’ne 35 kilometre
mesafede olduğu için
1994 yılında Sarız
ilçesine bağlanmıştır.
2000 yılı itibariyle 60
hanedir. Elektrik ve
telefon 1986 yılında
gelmiştir. Köyde, 1974
yılında yapılan tek
sınıflı bir ilkokul
bulunmaktadır. Köy
ilkokulu eğitim ve
öğretime açıktır. Köyde
halk tarafından 1979
yılında yaptırılmış olan
bir cami bulunmaktadır.
Caminin lojmanı
bulunmaktadır. Gürün
İlçesinin diğer
köylerinde olduğu gibi
bu köyde de oldukça
yoğun bir şekiilde göç
olayı yaşanmaktadır. Bu
köyün büyük bir kısmı
Adana, Mersin, Osmaniye,
Kayseri, Sarız,
Pınarbaşı gibi şehirlere
giderek yerleşmişlerdir.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeybatısında, ilçe
merkezine 38 km .’lik
mesafede bulunan
Göbekören Köyü ismini,
köyün üst yanında, göbek
şeklindeki Etiler’e ait
göbek şeklindeki ören
yerinden almaktadır.
İdari bakımdan
Yazyurdu Nahiyesinde
bağlı bulunan Göbekören
Köyü, daha önceki
yıllarda nahiye
konumundaydı. Göbekören
Köyünde, taştan
yontulmuş bir Hitit
(aslan) heykeli
bulunmuştur. Bu heykel
Ankara Etnoğrafya
Müzesindedir. Göbekören
Köyü Gürün İlçesi’nin en
eski köylerinden
birisidir. Köyün tarihi
Hititler dönemine kadar
uzanmaktadır. Göbekören
köyünün komşusu
hüyüklüyurt köyü ile
sınırı; Güvercin kayası,
çıtırığın sulak.
Tekerahma köyü ile
sınırı; Armutlu özden
geçen kaş, Kör Bekirin
tablak, değirmen yolunun
üstü tablaktan geçen
hat. Beypınar köyü ile
olan sınırı; Aşçı
yurdundaki mer’a ve
sulağın iki köy arasında
müşterek mer’a olduğu
gibi, aşçı yurdu
pınarının üstündeki ufak
dereden deve kemiği
mevkiindeki kalenin 200
metre doğusundan kuzeye
doğru yukarıdaki sırt.
Ve güz yatağından geçen
hat. Osmandede köyü ile
sınırı; Osmandede
köyünün kale, tekerahma
köyüne giden yol.
Yazyurdu ile sınırı;
deve kemiğindeki sırt,
Yazyurdu köyünün
üstündeki kaş ve
Kaynarca arasında
güneyden kuzeye doğru
inen büyük dere.
Göbekören Köyü
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Son yıllarda hayvancılık
azalmış durumdadır.
Arazinin dar ve taşlı
olması nedeniyle tarımda
istenen verim
alınamamaktadır. Köyün
en büyük sorunlarından
birisi içme suyu, diğeri
yol sorunudur. Beypınar,
Akpınar, Deveçayırı,
Camiliyurt, Gerdekmağara
gibi köylerin ulaşımını
sağlayan,
Malatya-Kayseri
karayoluna 8 km .lik
mesafede bulunan
stabilize yolun
asfaltlanması
gereklidir. Köydeki içme
suyu sorunu had
safhadadır. Köyün içme
suyu Beypınar Köyü’nün
Karaboğaz mevkiinde
getirilmiştir. Fakat bu
su yeterli değildir.
Köyün içme suyu
sorununun çözümü ancak;
Beypınar Köyünden
getirilen suyun
kaynağından artırılıp,
kapalı şebeke haline
getirilmesiyle mümkün
olabilir. Köyün çeşitli
yerlerine birtakım
göletler yapılarak bahar
aylarındaki yağmur ve
kar sularının
toplanmasıyla küçük
çaplı da olsa arazinin
sulanarak tarımın daha
verimli hale getirilmesi
sağlanabilir. Köyde bir
ilkokul, bir cami
vardır. Köye Elektrik ve
telefon 1986 yılında
gelmiştir. Elektrik ve
telefon yoğun kış ve
yolun kapanması
nedeniyle sık sık
arızalanmaktadır.
Göbekören Köyü
halkından;
Karamollaoğulları, Maraş
Bölgesinden, Cabatlar (Özyurt),
Elbistan Tanır
Bölgesinden, Kodazlar (Özdemir),
Elbistan İğde Köyünden
gelmişlerdir. Hamolar (Bozdağ),
Kırıkhan’dan
gelmişlerdir. Kürdolar
(Sığırcı), Malatya
Akçadağ’dan
gelmişlerdir. Zeyneller
(Şahin), Elbistan Hunu
bölgesinden
gelmişlerdir.
Kürthüseyinler (Boy),
Erzincan bölgesinden
gelmişlerdir. Sırmalılar
(Kattı), Elbistan
Demirci bölgesinden
gelmişlerdir. Elbeyler (Elbey),
Gümüşhane’den
gelmişlerdir. Alolar
(Yıldırım+Karakuş)
Elbistan bölgesinden
gelmişlerdir. Muhacirler
(Güzel), Bulgaristan’dan
gelmişlerdir.
Delimemetler (Yılankaya),
Kars Bölgesinden
Elbistan bölgesine,
buradan Göbekören Köyüne
gelmişlerdir. Salihler
(Dal), Hatay bölgesinden
gelmişlerdir.
Söylemez’ler Elbistan
Kozanhüyük bölgesinden,
Böcek’ler Elbistan
bölgesinden
gelmişlerdir. Mıstıklar
(Küçük), Beypınar
Köyünden gelmişlerdir.
Aliler (Aktaş), Maraş
İli Elbistan Bölgesinden
gelmişlerdir. Adolar
(Coşkun), Edeler (Koca),
Patoslar (Polat),
Kamyonlar (Çoban),
Eggolar( ), Toycular( ),
Bodurlar (Bodur),
Türkiyenin çeşitli
bölgelerinden gelerek bu
köye yerleşmişlerdir.
Göbekören Köyünde,
son yıllarda göç olayı
oldukça fazlalaşmıştır.
Arazi yetersiz
kalmaktadır. Tarım ve
hayvancılık ise hemen
hemen tükenmiş
durumdadır. Bu nedenle
köy halkı zorunlu olarak
başka illere, özellikle
İstanbul, Ankara,
Karabük, Kayseri, İzmir,
Maraş, Adana, Hatay gibi
büyük şehirlere göç
etmektedirler. 1960
yılında 150 hane iken
1997 yılında 90 hane
kalmıştır.
|
|
Gürün İlçesi’nin
kuzeyinde, ilçe
merkezine 30 km .’lik
mesafede bulunan
Otlukilise Köyü’nün yeni
ismi Gökçeyazı’dır.
Otlukilise ismini, köyün
içinde halen varlığını
koruyan eski dönemlere
ait kiliseden almıştır.
Gökçeyazı Köyü’nün
içinde ve çevresinde
eski çağlara ait bir
takım ören yerleri ve
tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Bu tarihi
kalıntılar, Gökçeyazı
Köyünün eski dönemlerden
beri yerleşim yeri
olduğunu göstermektedir.
1936 yılına kadar
Yukarısazcağız Köyünün
mezrası iken bu tarihten
sonra muhtarlık
olmuştur. Otlukilise
köyünün hududtları;
doğusu Abort kuyusu ve
uzun dere ve karadoruk
yolu. Batısı; Kıbla
çayırı ve kölence oğlu.
Kuzeyi; Bektaşlı gediği
karakepez ve üç kuyu.
Güney hududu;Sel pınarı
ve Ablut kuyusudur.
Gökçeyazı Köyüne
elektrik 1986 yılında,
telefon, 1987 yılında
getirilmiştir. Köyün
ilkokulu, camisi
bulunmaktadır. Her iki
sosyal tesisin de
lojmanı vardır.
Gökçeyazı Köyü halkının
geçim kaynağı, tarım ve
hayvancılıktır. 1997
yılı itibariyle 3000
koyun ve 200 adet kümes
hayvanı, 75 adet inek
bulunmaktadır. Köylünün
geçim kaynağı olan tarım
ve hayvancılık mutlaka
desteklenip, gerekli
teşvikler yapılmalıdır.
Sivas-Gürün asfaltına 5
km .’lik mesafede
bulunan stabilize yolun
asfaltlanmalıdır. Demir
Export tarafından
işletilen demir madeni
bulunmaktadır.
Otlukilise Köyünde
bulunan demir madeni
nedeniyle köydeki ulaşım
daha da kolay bir hale
gelmiştir. Köyün içme
suyu sorunu vardır. YSE
tarafından daha önceki
yıllarda yapılan
çeşmeler, köyün içme
suyu ihtiyacını
karşılayamamaktadır.
Gökçeyazı Köyünde
yaşayanlardan:
Kılıçoğlular (Keklik)
Maraş/Pazarcık
bölgesinden
gelmişlerdir.
Körahmetler (Kaplan),
Gaziantep/Araban
bölgesinden
gelmişlerdir.
Bağdatlılar (Arslan),
Irak/Bağdat’tan
gelmişlerdir.
Sünnetçiler (Demir),
Yukarısazcağız Köyünden
gelmişlerdir. Cennetler
(Kalay), Malatya
Hekimhan Bölgesinden
gelmişlerdir.
Kalenderler (Şimşek),
Karadoruk Köyünden
gelmişlerdir. (Polat),
(Pınar), (Kaya), (Köroğlu)
soyadını taşıyanlar
yurdun çeşitli
bölgelerinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
1960 yılında 70-80
hane iken 1997 yılı
itibariyle 38 hane, 2000
yılında 39 hane
kalmıştır. 2000 yılı
itibariyle 109 erkek,
107 kadın, toplam 216
kişi bulunmaktadır.
Gökçeyazı Köyü’nün
yıllara göre nüfus
tablosu şudur:
|
|
Gürün İlçesi’nin
güneybatı kesiminde yer
alan, 45 km . uzaklıkta
bulunan Güldede Köyü
ismini, köyün
yakınındaki Güldede adı
verilen ve yöre halkınca
ziyaret yeri olarak
kabul edilen tarih
öncesi çağlardan
günümüze kadar gelmiş
olan Hüyük/Tümülüs’ten
almaktadır.
Güldede Köyünde
bulunan eski devirlere
ait hüyük, kale, ören
yeri gibi tarihi
kalıntılar, bu bölgenin
tarih öncesi çağlardan
beri yerleşim alanı
olduğunu göstermektedir.
Güldede köyünün
hudutları; karakuyu köyü
ile hududu Ziyaret
yatağından geçen hat.
Karapınar köyü ile
sınırı, Kürklü Mehmet
tarlası ve devlet
koyağı. Tekerahma köyü
ile hududu, halifenin
tarlasının başı, hüyük,
şeytanpınarının
altındaki hüyük, hadım
pınarının büyük toptaş.
Başören köyü ile hududu,
Ali bey kuyusu yazısı
kuyusu, büyük güney.
Güldede Köyü halkının
bir kısmı Malatya’nın
Arapkir Bölgesinden bir
kısmı, Sivas Zara
İlçesi’nden, bir kısmı
da Tokat (Zile)
bölgesinden
gelmişlerdir.
Birimuşakları (Birim),
Kürdükler (Erdal),
Kürşükler (Boynueğri),
Şüştüler (Kartal),
Çakolar (Tepe), Karalar
(Kara), gibi soy
isimlerine mensupturlar.
Arapkir’den gelenler
Sinemili Aşiretine
mensup olup, Zile ve
Zara bölgesinden
gelenler, Zaza Aşiretine
mensupturlar. Güldede
Köyü halkı her yıl eski
Türk takvimine göre
yılbaşı sayılan günlerde
Ser-i Sala (Yılbaşı) adı
verilen oyunu
oynamaktadırlar. Bu oyun
ve yapılan şenlikler
çevre köylerde yapılan
kış yarısı eğlencesine
benzemektedir. Bu
oyunlar, Türkler’in Orta
Asya’dan beri oynamış
oldukları milli bir
oyundur.
Güldede Köyü halkında
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Bir
diğer seçim kaynağı da
kilim ve halıcılıktır.
Su çok az olduğu için
sulu tarım
yapılmamaktadır. Buğday,
arpa, nohut vb. gibi
tahılların üretimi
yapılmaktadır. Son
yıllarda ise tarım ve
hayvancılık azalmış
durumdadır. Köyün içme
suyu sorunu
bulunmaktadır. Yol
sorunu ise 8 km .’lik
yolun asfaltlanmasıyla
çözüme kavuşturulmuş
olacaktır. Güldede Köyü
ile Başören Köyü
arasındaki suyun
değerlendirilerek kapalı
su şebekesinin
yapılmasıyla hem Güldede
Köyü’nün ve hem de
Başören Köyü’nün içme
suyu çözüme
kavuşturulmuş olacaktır.
Köyde camii yoktur. Okul
bulunmakta ve eğitim
öğretime açıktır.
Köydeki kilim ve
halıcılık
desteklenmelidir.
Köydeki göç olayının
önlenmesi için tarım ve
hayvancılık konusunda
gereken önemin ve
desteğin de sağlanması
şarttır...
1960 yılında 60 hane
olan Güldede Köyü, 1997
yılı itibariyle 21 hane
kalmıştır. Köy halkı,
ekonomik nedenlerden
dolayı İstanbul, Ankara
gibi büyük şehirlere göç
ederek yerleşmişlerdir.
|
|
Güllübucak Köyü Gürün
İlçesi’ne 57 km .’lik
mesafede, ilçe
merkezinin güneybatı
kesiminde yer
almaktadır. Sarıören ve
Aptalpınarı adında iki
mezrası olan Güllübucak
Köyü’nün 1997 yılı E.T.F
sonuçlarına göre,
mezraları dahil toplam
nüfusu: 228 kişidir.
Köyün arazisi üzerinde
gerek tarlalarda ve
gerekse kırsal kesiminde
gül bitkisi bol miktarda
bulunması nedeniyle,
“güllü yurt, güllü yer”
anlamına gelen
Güllübucak Köyü ismi
verilmiştir.
Güllübucak Köyü,
Hurman Çayı’nın
kenarında kurulmuştur.
Bu nedenle de tarihi bir
bölgede kurulması
nedeniyle tarihsel
geçmişi oldukça da uzun
olan bir köyümüzdür.
Dolayısıyla Güllübucak
Köyü’nün tarihi, Hurman
Kalesi’nin tarihi kadar
eskidir. Bilindiği gibi
Hurman Kalesi ve civarı
Miladdan önceki yıllarda
Hititler’in
egemenliğinde bulunan
Kizwatna Krallığı’nın
daha sonraki yıllarda
Geç Hitit Krallıkları
döneminde Kumana (Comana)
Krallığı’nın sınırları
içinde bulunmaktaydı.
M.S. dönemlerde de
Müslüman Araplar ile
Bizans İmparatorluğu
arasındaki mücadelenin
en önemli sahalarından
birisini oluşturmuştur.
X. yüzyıldan sonra da
Memlüklüler ile
Dulkadirli Beyliği ve
Osmanlılar arasındaki
mücadele sahasını
oluşturmuştur. Bu
nedenledir ki bütün bu
bölgelerde bulunan
tarihi yerlere, kaleler
ve eski yerleşim
birimleri hep bu dönemin
izlerini
taşımaktadırlar.
Güllübucak köyünün
komşusu Tekerahma köyü
ile sınırı; konakgörmez
gediği, Akdere köyüne
giden patika yol.
Bozhüyük köyü ile sınır;
Camiliyurt köyü
sınırının bitim noktası
olan tersakan
mezrasından gelen yol,
yaylacık boğazı, sato
tepesi, Aptal pınarı,
Çamurlupınar, hurman
çayı, yığkılhan tepe,
kenesi hayması, Kızlı
seğer hurman çayı.
Akdere köyü ile sınırı;
Mahkenli taş, Çamurlu
gediği, sereğli, çamurlu
pınar. Camiliyurt Köyü
ile sınırı; sıra tuzak
taşı, Camiliyurt köyü
Halit beğ değirmeninden
geçen hat.
Güllübucak Köyü’nün
Aptalpınarı ve Sarıören
olmak üzere iki tane
mezrası bulunmaktadır.
Güllübucak Köyü daha
önceki yıllarda
Kayseri’nin Sarız
İlçesi’ne bağlıydı.
Akdere Köyü ile mezrası
Akoluk-Çürük Köyü de
Güllübucak Köyü’ne
bağlıydı. Fakat 1938
yılında Akoluk Çürük
mezrası Sarız ilçesi’ne
bağlandı. Akdere Köyü de
daha sonraki yıllarda
muhtarlık oldu. Böylece
Akdere Köyü de
Güllübucak Köyünden
ayrılmış oldu.
Güllübucak Köyü’nün
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Köyün
bir başka geçim kaynağı,
kilim ve halıcılıktır.
Buradan üretilen kilim
ve halılar gerek yurt
içine ve gerekse yurt
dışına pazarlanmaktadır.
Güllübucak Köyünde
yaşayanların bir kısmı,
Malatya Akçadağ ve
Kürecik bölgelerinden
gelmişlerdir. Dadaloğlu-Avşar
Oymağına mensupturlar.
Güllübucak köyündeki
sülalelerden; Çalolar
(Demir), Hüseyinler
(Erdoğan),
Köralioğulları (Polat),
Söğütler (Söğüt),
Malatya Akçadağ
Demirciler Kağan
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Tophasanlar (Top),
Malatya Akçadağ Topkin
Kağandan Bölgesinden,
Töhmetliler (Su),
Malatya Develi
Bölgesinden,
karayılanlar (Yılan),
Malatya Kirliuşağı
Bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Güllübucak Köyü halkı
da İstiklal Harbimize
aktif katılmışlardır.
Mehmet Demir Rusya’ya
esir düşerek yedi yıl
esir kaldıktan sonra
köye geri dönmüştür.
Mehmet Ali Söğüt,
İstiklal Harbinde şehit
olmuştur. Bu köyümüzde
de diğer köylerimizde
olduğu gibi, Birinci
Dünya savaşı esnasında
şehit düşen birçok kişi
bulunmaktadır.
Güllübucak Köyünde Kalo
Top çok güzel güreş
yapardı ve çevrede çok
büyük bir güreşçi olarak
tanınırdı. Ramazan Söğüt
çevrede halk ozanı
olarak tanınır ve yöre
ağıtlarını ve kendine
ait deyişleri söylerdi.Güllübucak
Köyünde sırasıyla;
Mehmet Ali Söğüt,
Hüseyin Top, Mehmet Su,
İsmail demir, İsmail
Top, Mustafa Su
muhtarlık yapmışlardır.
Güllübucak Köyümüzün
en büyük sorunlarından
birisi ilçeye en uzak
köylerimizden birisi
olması nedeniyle yoldur.
57 km .’lik yolun büyük
bir kısmı stabilizedir.
Kış aylarında tamamıyla
kapalı kalmaktadır.
Köyde ilkokul ve lojmanı
vardır. Cami ve lojmanı
bulunmaktadır.
Güllübucak Köyü
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Güllübucak Köyünde az da
olsa sulu tarım
yapılmaktadır. Tarım ve
hayvancılık halen
iptidai usullerle
yapılmaktadır. Tarım ve
hayvancılığın
geliştirilmesi ve
arıcılık gibi tarımsal
faaliyetlerin teşviki ve
desteklenmesi şarttır.
Güllübucak Köyü’nde de
oldukça sık göç olayı
yaşanmıştır. 1997
yılında 20 hane kadar ev
kalmıştır.
Güllübucak Köyünün
yıllara göre nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın
Toplam
1935 - - 177
1940 130 109 239
1945 141 113 254
1950 Muhtarlık oldu
191
1955 96 91 187
1960 112 124 236
1965 126 136 262
1970 92 126 218
1975 112 116 228
1980 104 109 213
1985 114 96 210
1990 75 73 148
1997 112 116 228 (Sarıören
ve Aptalpınarı mezraları
dahil)
Alkoluk-Çürük Mezrası
Yıl Erkek Kadın
Toplam
1935 - - 100
1940 57 61 118
1945 61 78 139
1950 - - 150
1955 Sarız İlçesi’ne
bağlandı. |
|
Güneş Köyü, Gürün
İlçesi’nin kuzeybatı
kesiminde yer
almaktadır. İlçe
merkezine 55 km .
Uzaklıktadır. Güneş
Köyü, rakım olarak Gürün
İlçesi’nin en yüksek
konumdaki köylerinden
birisidir. Kayseri’nin
Pınarbaşı ilçesi ile
sınır bulunmaktadır.
Güneş Köyü’nün ismi
hakkındaki rivayet
şöyledir: Güneş Köyü’nün
Tahtalı Dağları’nın
üzerinde bulunması,
rakım olarak yüksek
olması nedeniyle, Gürün
ve havalisinde güneşin
ilk olarak bu köye
doğması özelliğinden
dolayı bu isim
verilmiştir.
Güneş Köyü
Kayseri-Malatya yolu
üzerinde ve dört
kilometre mesafededir.
Kış aylarında devamlı
olarak kapalı olan bu
yol stabilizedir. Yolun
asfaltlanmasıyla köyün
yol sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Güneş
köyümüzün kuruluş tarihi
iki yüz yıla yakındır.
Harabit Deresi adı
verilen yer başta
olmaküzere bu bölgeler,
tarihi kaynaklarda
belirtildiği gibi,
Bizanslılar ile Müslüman
Araplar, daha sonra da
Bizanslılar ile Müslüman
Türkler arasındaki
mücadelenin çok yoğun
olduğu yerler olmuştur.
Halk arasında anlatılan
rivayetlere göre
Müslümanlar’ın, Bizans’a
hücum ettikleri
yıllarda, burada
Yemen’li bir komutan
şehit düşmüştür. Bölge
halkı tarafından burası
Ziyaret Tepe adı
verilmiştir. Halk
tarafından adak
kurbanların kesildiği,
yağmur duasının
yapıldığı, ziyaret yeri
olarak kabul edilmiştir.
Günümüzde kış aylarında
kar ve fırtınanın yoğun
olduğu günlerde,
yolların kapalı ve
trafik kazalarının çok
sayıda olmasıyla
bilinmektedir. Ziyaret
Tepesi mevkiindeki
virajların yapılarak
yolun genişletilmesi,
gerekli levhaların
yerleştirilmesiyle bu
bölgedeki kazalar büyük
ölçüde önlenmiş
olacaktır.
Köyün en büyük
sorunlarından birisi
içme suyu sorunudur.
Köye beşyüz metrelik bir
mesafedeki oluklupınar
suyu köye kapalı şebeke
halinde getirilmesiyle
bu sorun çözülmüş
olacaktır.
Köyün ilkokulu 1965
yılında yayılmıştır.
Köyde bir öğretmen
eğitim ve öğretim
yapmaktadır. Köyün
camiisi ahşap bina
halinde ve lojmanı
vardır. Köy halkı
tarafından yapılmıştır.
Köyün ilkokulu ve
camisinin tekrar
tamirata ihtiyacı
bulunmaktadır.
Güneş Köyü’nün Zekik
ve Antegaci
mevkiilerinde büyük
ölçüde mermer yatakları
bulunmaktadır. Karagüney
mevkiinde ise; çeşitli
boya madenleri
bulunmaktadır. Güneş
Köyü’ndeki arazinin
darlığı, suların az
olması nedeniyle gerekli
tarım yapılamamaktadır.
Hayvancılık ölmek
üzeredir. Yayla ve
otlakların bol olması
nedeniyle gerekli
teşviklerin yapılarak
köy halkının
desteklenmesi şarttır.
Güneş Köyü, Arıcılık
için çok uygun olan
köylerimizden birisidir.
Güneş Köyü Halkından
Telleler/Bilaloğulları
(Telle+Yılmaz), Ankara
Haymana/At kafası
Köyü’nden gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Karaoğlanoğulları
(Kara), Kangal/Sivas
İlçesi’nin Ağcaşar
Köyünden gelmişlerdir.
Delikadirler (Demir),
Kangal İlçesinden
gelmişlerdir. Keskin’ler
Kangal bölgesinden,
Köraliler (Gülüç) Ankara
Haymana bölgesinden,
Halifeler (Öksüz),
Malatya Akçadağ’dan,
Güluşağı (Değerli),
Darende Ayvalı
bölgesinden, Gülüçler (Gülüç),
Ankara Haymana
Bölgesinden
gelmişlerdir.
Ustaahmetler (Kesgin)
Malatya bölgesinden
gelmişlerdir. Billikler
(Karataş), Öksüz,
Hocagil (Kurt),
Deliahmetler (Poyraz),
Meççolar ve diğerleri
yurdumuzun çeşitli
bölgelerinden gelerek
yerleşmişlerdir.
Tarım ve
hayvancılığın azalması
nedeniyle köy halkının
büyük bir kısmı
İstanbul, Ankara,
Kayseri, Pınarbaşı,
Karabük, Gürün, Sivas
gibi yurdumuzun çeşitli
şehirlerine göç ederek
bu şehirlere
yerleşmişlerdir. 1960
yılında 50 hane olan
Güneş Köyü, 1997 yılında
25 hane, 2000 yılında 25
hane kalmıştır. 2000
yılına göre Güneş
Köyünün 71 erkek, 75
kadın, toplam 146 kişi
bulunmaktadır.
Güneş Köyü’nün
yıllara göre nüfusu
şöyledir:
Yıl Erkek Kadın
Toplam
1935 - - 150
1940 94 101 195
1945 100 96 196
1950 - - 229
1955 120 116 236
1960 132 121 253
1965 115 115 230
1970 144 138 282
1975 142 136 278
1980 82 96 178
1985 100 91 191
1990 88 108 196
1997 79 72 151 |
|
Hüyüklüyurt Köyü,
Gürün İlçesinin
kuzeybatısında yer
almaktadır. İlçe
merkezine 34 kilometre
mesafede bulunan
Hüyüklüyurt Köyü ismini,
köyün kuzeyinde bulunan
tarihi hüyükten
almaktadır.
Hüyüklüyurt köyünün
komşusu olan kızılpınar
köyü ile sınırı;
Osmançavuş tarlası,
Acıyurdundaki kadir
tarlası, mezarlı
yurttaki Cillo tarlası,
çalılı tarla, Yusuf
tarlası. İncesu köyü ile
sınırı; çatal sırt ve
yol. Çiçekyurt köyü ile
sınırı; Zillo tarlası,
savran oğlundan geçen
hat. Göbekören köyü ile
sınırı; Güvercin kayası
ve çıtrığın sulak.
Osmandede köyü ile
sınırı; Çakıroğlunun
harman yeri, çifte kaya,
Kahraman ağa çayırı.
Kaşköy ile sınırı; Kaya
önü, Gürün yolu.
Yenibektaşlı köyü ile
sınırı; Arifin sivri,
kızlar kısığı, kerim
ağılının büyük güney ve
güvercin kayası.
Celikanyurdu ile sınırı;
Arifin koyuğunun tepesi,
nohutlu tepesi, çift
gediği, Gazo oğlu
deresi, Armutlu tepe.
Hüyüklüyurt Köyü Halkı,
93 Harbi olarak bilinen
Osmanlı-Rus Savaşı
sırasında Gürcistan’ın
Tiflis’in Ağababa
bölgesinden önce Kangal
İlçesi’nin Kurtoğlu
Köyü’ne, daha sonra
Hüyüklüyurt Köyünün
kuzey kesiminde yer alan
Yeni Bektaşlı Köyü
tarafındaki Kısık
mevkiine, sonra Osmanlı
ordusunda yüzbaşı olan
Kahraman Ağa’nın
müracaatı üzerine (Adana
bölgesindeki yörüklerin
yayla olarak
kullandıkları) devlet
tarafından Hüyüklüyurt
Köyü’ne
yerleştirilmişlerdir.
Köye ilk olarak gelen
Kahraman Ağa, Nebi
Efendi ve Karslı Mehmet
Efendi ismindeki
kişilerdir.
Hüyüklüyurt Köyü
Halkı, Hıngel yemeğiyle
meşhur Karakalpak/Karapapak
oymağına mensupturlar.
Hüyüklüyurt Köyüne
yerleşmiş olan
ailelerden;
Minnetoğulları
(Camili+Şeker),
Hebilioğulları(Atıcıyurt),
Askeruşağı (Taşdemir),
Karabayramuşağı (Kaya)
aileleri Tiflis Ağbaba
Bölgesinin Çaltaş
Köyünden gelmişlerdir.
Hocalar (Hocaoğlu)
Sülalesi kars
Bölgesinden gelmiştir.
Mahmutoğulları (Karadağ)
Sülalesi farklı bir
bölgeden gelmiştir.
Hüyüklüyurt Köyü
halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır.
Eski yıllarda evlerde
büyük ölçüde kilim ve
halı dokunmaktaydı.
Fakat son yıllarda bu
sanat ölmüş durumdadır.
Hüyüklüyurt Köyü’nde yol
ve su sorunu
bulunmaktadır. İlçe
merkezine 34 km .’lik
mesafede bulunan
Hüyüklüyurt Köyü’nün
Malatya, Kayseri asfaltı
üzerinde olması
nedeniyle 30 km .’lik
bölümü asfalttır. Geri
kalan 4 km .’lik bölüm
ise stabilizedir ve kış
aylarında çoğu kez
kapalı kalmaktadır. Bu
yolun asfaltlanması
gerekir.
Ekonomik nedenlerden
dolayı bu köyümüzde de
göç olayı yaşanmıştır.
İstanbul, Ankara, Sivas,
Kayseri gibi şehirlere
göç ederek
yerleşmişlerdir. Sadece
İstanbul’da 137 hane
vardır. 1960 yılında 60
hane iken 1997 yılında
33 hane, 2000 yılında 21
hane kalmıştır.
Hüyüklüyurt Köyünün 2000
yılına göre 45 erkek, 47
kadın, toplam 92 kişi
nüfusu vardır. Yıllara
göre nüfusu şudur:
Yıl Erkek Kadın
Toplam
1927 - - -
1933 - - 340
1940 161 144 305
1945 160 178 338
1950 - - 343
1955 165 183 348
1960 166 178 344
1965 203 196 399
1970 167 207 374
1975 167 171 338
1980 178 168 346
1985 119 129 248
1990 92 98 190
1997 70 86 156
|
|
İlçe merkezinin
batısında yer alan ve
Gürün ilçesine 21 km .’lik
mesafede bulunan İncesu
Köyü’nün ismi, Fırat
Irmağı’nın bir kolu
Gürün ve Darende
ilçelerinin de can
damarı olan Tohma
Suyu’nun bu köyün
arazisi içinde
kıvrılarak (adeta yılan
gibi) süzülerek
yukarılardan aşağı
kesimlere doğru
incelerek inmiş, İncesu
Köyü’nün içinden geçmiş
olduğu için bu ismi
almasına neden olmuştur.
İncesu Köyü de Gürün
ilçesinin en eski
yerleşim birimlerinden
birisidir. Çünkü Gürün
ilçesine yakın olması ve
arazisinin de Tohma
Suyu’nun kenarında
bulunması bu köyümüzün
tarihin her döneminde
olduğu gibi günümüzde de
yoğun bir yerleşim alanı
olma özelliğini
korumaktadır. Zaten
köyün içerisinde ve üst
kısmında bulunan eski
yerleşim yerleri ve üst
yandaki kalenin tarihi
çok eski dönemlere
dayanmış olduğu burada
bulunan tarih öncesi
çağlara ait olan
eşyalardan
anlaşılmaktadır.
İncesu Köyü’nün,
Çiçekyurt Köyü’ne giden
yolun hemen üzerinde
“ziyaret yeri” olarak
eski dönemlerde kabul
gören bir yer vardır.
Burada eskiden savaş
yeri olduğu ve burada
birçok şehit mezarının
bulunduğu rivayetleri de
bulunmaktadır. Gerçekten
de bu köyün yaşlılarının
da ifade ettiği gibi bu
bölgede eski dönemlere
ait savaş aletleri köyün
yaşlılarının da ifade
ettiği gibi bu bölgede
eski dönemlere ait savaş
aletleri ok ve mızrak
uçları, kiriş ve yay
kırıntıları gibi eşyalar
bulunmuştur.
İncesu Köyü’nde
yaşamakta olan halktan
Fadimeler olarak bilinen
sülalenin aslı
Haytapaşalar olarak
bilinir. Bir kısmına da
Gülebiler adı
verilmektedir. İncesu
Köyü’ne ilk önce hangi
sülalenin gelmiş olduğu
konusunda değişik
rivayetler ve
söylentiler
bulunmaktadır. Bazıları
İncesu köyüne ilk olarak
Küçük Haliller’in daha
sonra Fadimeler
oymağının, daha sonra
Kelekler ile Cırıklar’ın
ve Gülelbioğullarının
gelmiş oldukları rivayet
edilmektedir.
Haytapaşalar Fadimeler/Haytapaşalar
(Kayapınar+Yıldız+Yiğit),
Ankara Haymana’dan
gelmişlerdir. En son
yaptığımız araştırmada
ise; buraya
Azerbaycan’ın Irışvan
kasabasından gelmiş
oldukları
söylenmektedir.
Gülebioğulları (Gülsoy)
nın Bozoklar’a bağlı
bulundukları, İncsu
köyüne Maraş bölgesinden
gelerek yarlaştikleri,
Maraş bölgesine de Konya
Haymana’dan gelmiş
oldukları
söylenmektedir. Hacı
Mirzaoğulları (Akkaya)
Kırşehir’in Akpınar
ilçesinin Hacı Mirza
Köyü’nden gelerek bu
köye yerleşmişlerdir.
Arslan soyadını
taşıyanlar Malatya
Akçadağ’dan
gelmişlerdir. Cercisler
(Gökalp) Gürün ilçesinin
Emin Bey mahallesinden
(bugünkü Kirazlık)
gelerek bu köye
yerleşmişlerdir.
Cırıklar (Cırık) Darende
Ayvalı (Şeref)
bölgesinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir.
Kelekler (Kelek) Gürün
ilçesinin Dapir
bölgesinden
gelmişlerdir. Alolar
(Yıldırım) Maraş ili
Kömürler’den Göbekören
Köyü’ne buradan İncesu
Köyü’ne gelmişlerdir.
Gençtürk soyadını
taşıyanlar, Yolgeçen
köyünden buraya
gelmişlerdir.
Hacımollaoğulları
(Yiğit), Yılanhüyük
köyünden, Ulutaş’lar
Bayburt bölgesinden
gelmişlerdir.
İncesu köyümüzde
okuma yazma oranı % 95
oranındadır. Yüksek okul
mezunu olan insanı gayet
fazladır. Tarım ve Köy
İşleri Bakanı Profesör
Hüsnü Gökalp, Aşık
Gülebi (Kadir Gülsoy) ve
Şinasi Gülsoy (1950)
İncesu Köyümüzde
doğmuştur.
Köyün Malatya-Kayseri
karayolu üzerinde
bulunması nedeniyle yol
sorunu yoktur. İçme suyu
sorunu 1984 yılında
kapalı su şebekesi
yapılarak çözüme
kavuşturulmuştur. Köyün
dere içinde bulunması
nedeniyle heryıl sel
sularının altında kalma
gibi bir durumu
bulunduğundan sel alanı
dışına çıkarılması ya da
sel baskınlarını
önleyici birtakım
tedbirlerin alınması
şarttır. Tarım ve
hayvancılık son yıllarda
bu köyümüzde gelişmiş
bir duruma ulaşmıştır.
Fakat daha da verimin
artırılması için gerek
tarım ve hayvancılık
gerekse kooperatifleşme
gibi kurumların
gerçekleştirilerek köy
halkının ihtiyaçlarına
ve sorunlarına
çözümlerin üretilmesi
için kesinlikle
lazımdır. İncesu
Köyü’nde camii ve
lojmanı ile okul ve
lojmanı bulunmaktadır.
Köyde elektrik ve
telefon bulunmaktadır.
Elektrik 1982’de,
telefon da 1987 yılında
gelmiş ve telefon
acenteliği kurulmuştur.
1980 yılında 50 hane
olan İncesu Köyü 1997
yılında 55 hane
olmuştur. Bu köyümüzde
de göç olayı
başlamıştır. 1997 yılı
E.T.F. sonuçlarına göre
138 kadın, 132 erkek ve
toplam 270 nüfusa sahip
bulunan İncesu köyü 2000
yılında 51 hanedir. 131
erkek, 128 kadın, toplam
259 kişi nüfusu vardır.
İncesu Köyünün
yıllara göre nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Kadın Erkek
Toplam
1935 - - 197
1940 99 119 218
1945 116 122 238
1950 - - 278
1955 133 154 287
1960 129 144 273
1965 149 146 295
1970 174 157 331
1975 188 165 353
1980 175 164 339
1985 163 182 345
1990 161 138 299
1997 138 132 270 |
|
Gürün ilçesinin kuzey
kesiminde yer alan
Kaledere Köyü, ilçe
merkezine 21 km .
Uzaklıktadır. Kaledere
Köyü ismini, köyün kuzey
kesiminde yer alan tarih
öncesi çağlardan
günümüze kadar varlığını
koruyan tarihi kaleden
almaktadır. Daha önce
Yukarısazcağız Köyünün
mezrası iken, 1990
yılında muhtarlık olan
Kaledere Köyü’nün
çevresine tarih öncesi
çağlara ait birçok
yerleşim yeri ve tarihi
kalıntılar
bulunmaktadır. Köyün üst
yanındaki kaleye taş
merdivenlerle
inilmektedir. Köyün
kuzey kısmında yer alan
ve Vezirhüyüğü denilen
kaleden aşağıya doğru
kayalardan tabi
merdivenler yapılmıştır.
Kaledere Köyü’ndeki
tarihi hüyükler ve
kaleler ile eski
yerleşim yerleri, Geç
Roma ve Bizans
dönemlerine aittirler.
Bu bölgede Hititler
dönemine ait olan tarihi
kalıntılar da
bulunmaktadır. özellikle
Yukarısazcağız Köyü’ne
yakın yerdeki tarihi
hüyükler, Prohistorik
çağa aittirler.
Bu köyde yaşayanların
büyük bir kısmı
Yukarısazcağız Köyü’nden
bir kısmı Karadoruk
Köyü’nden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Coruk,
Kale, Kaledere, Karadere,
karaarslan, Çiko,
Sönmez, Ertaş, Boztepe,
öküzcü, gibi soyadları
taşımaktadırlar. Malatya
Akçadağ Bölgesinden
gelmişlerdir.
Kaledere Köyü’nde
demir madeni rezervi
bulunmaktadır. Köy
ilkokulu 1969’da
yapılmıştır. Lojmanı
bulunmaktadır. Köy
camisi ahşaptır. Eletrik
1975 yılında, telefon
1986 yılında gelmiştir.
YSE tarafından köye içme
suyu çeşme
yaptırılmıştır. Fakat
içme suyu yetersizdir.
Köydeki içme suyu sorunu
had safhadadır. Köyün
bir başka sorunu, kış
aylarında çoğu zaman
kapalı olan 3 km .’lik
stabilize yoldur. Bu
yolun asfaltlanması
gereklidir. Köydeki
tarım ve hayvancılık
azalmış durumdadır. Bu
nedenle köy halkının
büyük bir kısmı, büyük
şehirlere göçmüştür.
Göçler nedeniyle
Kalederesi Köyü, 1960
yılında 70 hane iken,
1997 yılında 34 haneye
kalmıştır..1990 yılında
107 erkek, 117 kadın,
toplam nüfusu 224
kişidir. 1997 yılında
ise bu rakam 225 kişiye
düşmüştür. Bu rakamın
117 tanesi erkek, 108
tanesi kadındır. 2000
yılı itibariyle Kaledere
köyünde hane sayısı 36
olup, 85 erkek, 104
kadın, toplam 189 kişi
nüfusu vardır. |
|
Gürün ilçesinin
kuzeyinde, ilçe
merkezine 37 km .’lik
mesafede bulunan
Karadoruk Köyü,
ilçemizinn en eski
yerleşim yerlerinden
birisidir. Daha önceki
yıllarda Bucak merkezi
olan Karadoruk Köyü’nün
“Çöplü (Çiftlik), Kuz,
Aşağı Çatkara,
Düğünyurdu/Sünbüllüyurt
olmak üzere dört tane
mezrası bulunmaktadir.
Karadoruk, Konakpınar
Nahiyesi’ne bağlıdır.
Karadoruk Köyü’nün
batısında Karadağ,
kuzeyinde Kırmızıdağ,
doğusunda Köyönü ve
Gölçayı arazileri
bulunmaktadır. Karadoruk
köyünün doğusundaki
sınırı: çatal boğaz ve
yolak taş ve şido taşı
ve bezirgan pınarı ve
yer kesen ve cevlik
tepesi oba gölü.
Batısında: mehmet
öldüren gediği ve sele
boğazı ve sazcağıza
giden yol ve tandırlı
gediği ve horasan çalı
ve armutlu dere.
Kuzeyinde: Aborot kuyusu
ve uzun dere Gürün yolu
ve Sel pınarı ve
büyükpınar gediği ve
karataş gediği ve büyük
güney çorak alma boğazı
adam ölen
tabla.Güneyinde: çorak
ve gaban ahıllı ve sıno
gözesi ve çabutlu çalı
cadde ve temür ağa
tarlası.
Karadoruk Köyü’nün ismi
hakkında değişik
rivayetler vardır.
Bunlardan birisi;
bölgenin önceki yıllarda
ormanlarla kaplı olduğu,
kesilen tomruklara Gürün
yöresinde doruk adı
verildiği için. Kara
ağaçların bulunduğu yer
anlamına gelen
“Karadoruk” adı
verilmiştir. Başka bir
rivayete göre; eskiden
bu köyde çok güzel kara
üzüm yetiştirilirdi.
Bilindiği gibi yöremizde
üzümün kurumuş cinsine
koruk adı verilmektedir.
Üzüm koruklarının
genellikle siyah ve
büyük olması nedeniyle
“Karakoruk” adı
verilmiştir. Zamanla bu
isim değişerek Karadoruk
olarak söylenmiştir.
Karadoruk Köyüne 5
kilometre uzaklıkta bir
kale kalıntısı
mevcuttur. Havadır
Çayırı ve Dikilitaş
mevkiinde, eski yerleşim
yerleri bulunmaktadır.
Karadoruk Köyü, Çöplü,
Çatkara ve Kuz
mezralarında
yaşayanların büyük bir
çoğunluğu Malatya
Akçadağ ve Amik
bölgelerinde, Avşarlarla
geçinemeyen türkmen
oymaklarına
mensupturlar. Bunlardan
bir kısmı Karadoruk
Köyüne, bir kısmı
Çiftlik (Çöplü)
mezrasına, diğer bir
kısmı da Çatkara ve Kuz
mezralarına
yerleşmişlerdir. Mustafa
Efendi Çöplü’ye
yerleşirken kardeşi ve
ahfadı da Karadoruk
Köyü’ne yerleşir. Bu
köyden yaşayan
sülalelerden Karadoruk
Köyü’ne gelerek yerleşen
üç hanedir.
Karaaliler
(Karapınar), Kars İli
Kağızman Bölgesinden
gelmişlerdir.
Haydargiller (Kayapınar),
Havadırlar (Havadır),
Kalenderoğulları (Kayapınar),
Sayılgan’lar,
Şimşek’ler, Kısık’lar,
Büyükpınar’lar, Gürün
İlçesinden,
Covaloğulları (Kaya),
Malatya Akçadağ Amikler
bölgesinden,
Amiklioğulları (Toptaş+Akdağ),
Malatya Akçadağ
bölgesinden
gelmişlerdir. Apanlar (Özdemir),
Elbistan bölgesinden,
Elbistanlıoğulları (Akpınar),
Elbistan’ın Karamağara
köyünden gelmişlerdir.
Bilikanlar (Karataş+Yıldırım+Çapar+Nalbant),
Van bölgesinden
gelmişlerdir.
Mahsuroğulları (Bayırbağ),
Gaziantep Bölgesinden
gelmişlerdir.
Hasan Budak, Muttalip
Çapar, Mehmet Akpınar,
M. Mustafa Sayılgan,
Şeyhali Şimşek, Süleyman
Karataş, Süleyman
Büyükpınar, Osman Bal,
Osman Kaya, Cevdet
Akpınar, Muhammed Kısık
sırasıyla Karadoruk
Köyü’nde muhtarlık
yapmışlardır.
19. Yüzyılın başından
itibaren bu köyde
müderrisler eski usulü
uygulayarak eğitim ve
öğretim yapmaktaydılar.
Bu nedenledirki
Karadoruk Köyü’ndeki
okuma yazma oranı bu
dönemde Gürün’ün birçok
köyünden daha ileri
durumdaydı. Köyün
ilkokulu üç dört kez
yeniden inşaa
edilmiştir. En son
olarak köyün ilkokulu
betonarme bina olarak
lojmanlı olarak
yapılmıştır. Köyün
camiisi de betonarme
olarak ve lojmanlı
olarak yapılmıştır.
Köyün yolu 1974 yılında
stabilize olarak
yapıldı. 30 km .’lik
bölümü Sivas-Gürün
yolunun üzerinde olduğu
için asfaltlıdır. Fakat
geriye kalan 7 km .’lik
bölümü stabilizedir. Bu
nedenledirki
asfaltlanması
gereklidir. Çünkü kış
aylarında kapalı
kalmaktadır. Elektrik
köye 1987 yılında,
telefon 1993 yılında
gelmiştir.
Köyün içme suyu
sorunu bulunmaktadır.
Eğer 5- 6 km .’lik
mesafede bulunan Ağanın
pınarındaki içme suyu
köye getirilerek kapalı
su şebekesi haline
getirilebilir. Karadoruk
Köyü’nde sulu tarım
yapılamamaktadır. Her ne
kadar Karadoruk Köyü’nün
kuzeyinde bulunan
mağaralarda çıkarak
Çatkara’ya doğru akmakta
olan Elma Deresi varsa
da yaz aylarında kurumuş
olduğu için tarım
arazisinin sulanmasında
kullanılmamaktadır.
Büyükpınar Deresine bir
gölet yapıldığı takdirde
az da olsa tarım arazisi
sulanabilecek duruma
getirilecektir.
Karadoruk Köyü’nde ve
gerekse bağlı olan
mezralarında geçim
kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Tarım ve
hayvancılık son yıllara
göre gittikçe
azalmaktadır. Çünkü
halkın ihtiyacına cevap
veremediği için köyün
halkından büyük bir
kısmı, İzmir, İstanbul,
adana vb. gibi büyük
şehirlere göç
etmişlerdir. Gürünlü
Şairlerden Şeyh Hamit
Budak (Karadoruk/1932-
), Mustafa Karataş(Karadoruk/1940-
), Hamza Turgut (Çatkara/1945-
)bu köyden doğmuştur.
1960 yılında, 70 hane
iken, 1997 yılı
itibarıyle ancak 35 hane
kalmış olan Karadoruk
Köyü’nün nüfusu (1997
E.T.F. sonuçlarına göre)
105 kadın, 89 erkek ve
toplam 194 nüfusa sahip
bulunmaktadır. Aşağı
Çatkara mezrasının
nüfusu ise 1997 yılında
12 kadın, 11 erkek ve
toplam 23 nüfusu vardır.
2000 yılı itibariyle 37
hane olan Karadoruk
Köyünde; 80 erkek, 93
kadın, toplam 173 kişi
nüfusu vardır.
Yıllara göre
Karadoruk Köyü’nün nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Kadın Erkek
Toplam
1935 - - 714
1940 423 405 828
1945 416 422 838
1950 - - 869
1955 477 421 898
1960 501 491 992
1965 446 407 853
1970 426 381 807
1975 357 351 708
1980 322 301 623
1985 279 276 555
1990 189 955 477
1997 117 100 217 |
|
Gürün ilçesinin
güneydoğusunda, ilçe
merkezine bağlı, 9 km .
uzaklıkta bulunan
Karahisar Köyü ismini,
köyün güneybatısında(Gökpınar
Vadisine bakan)yer alan
kara(siyah)kaleden
almaktadır. Kalenin
taşları ve bulunduğu
yerin siyah oluşu
nedeniyle karahisar Köyü
denilmektedir. Burada
eski çağlara ait bir
Hisar(kale)bulunmaktadır.
Karahisar Köyü ile
Suçatı Kasabası arasında
da yine aynı şekilde ve
çok eski dönemlere ait
bulunan bir kale
bulunmaktadır. Bu
kalenin de taşları ve
bulunduğu yer siyahtır.
Bu kale, eski dönemlerde
gözetleme yeri olarak
kullanılıyordu.
Karahisar Köyü’nde,
Hititler ve Asurlar
döneminden kalmış olan
birçok mağaralar
bulunmaktadır. Karahisar
Köyü Gürün ilçesinin en
eski yerleşim
birimlerinden birisidir.
Karahisar Köyü’nün
mezrası Fertik mıntıkası
ve Başpınar mevkiinde,
Bozbağı denilen yerde
eski dönemlere ait
birçok ören yeri
bulunmaktadır. Karahisar
Köyü, eski ticaret ve
kervan yolunun tali kolu
üzerinde bulunmaktaydı.
Karahisar Köyü’nün
“Ballıkaya” bölgesindeki
mağaraların içinde,
Şuğul mahallesinde
olduğu gibi Hititkaya
yazıtı bulunmaktadır.
Buradaki yazılar ile
Karahisar-Suçatı
arasında yer alan “Gavur
Kalesi” adı verilen
hisarda yapılacak
detaylı bir araştırmayla
birlikte Gürün tarihi
hakkında geniş bilgiler
elde edilebilecektir.
Karahisar köyünün
Suçatı Kasabası ile
hududu: kerim çavuşun
ağaçlığı ve maltepe
sırtı, kızılcapınar.
Göllücepınar,
fertikpınarı, körpınarın
batısındaki sırt ve
karatepede Abbas çavuşun
tarlası. Çayboyu
mahallesi ile hududu;
Irmak sulağı aralarında
müşterek olmak üzere
aşağı uzunkoyak, büyük
güney başı ve tuztaşı.
Yelken köyü ile sınırı:
karatepe ve ayı
ini,güneyi kuşkayası,
pancarlık mevkiileri
ısınır olarak kabul
edilmiştir.
Karahisar köyü’nün
geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Az da
olsa sebze ve meyve
üretimi yapılmaktadır.
Eski yıllarda Gürün
ilçesi’nin pekmez, dut,
ceviz ve elma
gereksiniminin yarısına
yakınını bu köyümüz
karşılarken günümüzde
gerek tarım ve
hayvancılık ve gerekse
sebze ve meyve üretimi
azalmıştır. Ceviz
ağacının miktarı da çok
azalmıştır. 1997 tarihi
itibarıyle Karahisar
Köyümüzde 250 adet ceviz
ağacı, 700 adet dut
ağacı, 1200 adet de elma
ağacı bulunmaktadır.
Üzüm yetiştiriciliği de
yapılmaktadır.
Köydeki tarım
faaliyetleri
desteklenmeli ve
hayvancılık gerekli
teşvikin yapılmasıyla
artırılmalıdır. Gökpınar
Suyu’nun tarım
arazilerinin
sulanmasında
kullanılabilir hale
getirilmesiyle Karahisar
Köyü’ndeki her türlü
üretim artacaktır. Çünkü
bu köyümüzde gerek
tarımsal alanda,
hayvansal üretimin
yapılmasında yeterli
potansiyel mevcut
bulunmaktadır.
Köyde YSE tarafından
1974 yılında yapılmış
olan çeşme suyu içme
suyu ihtiyacını
karşılayamamaktadır.
Karahisar Köyü’ne 2 km .
uzaklıktaki suyun
getirilmesiyle, kapalı
su şebekesi yapıldığı
takdirde içme suyu
sorunu çözülmüş
olacaktır. Köy ilkokulu
1959 yılında devlet
tarafından yapılmıştır.
Köy camiisi de 1937
yılında eski kilisenin
yerine inşa edilmiştir.
1986 yılında da bu camii
de yıkılarak yerine
betonarme bir bina inşaa
edilmiştir. Elektrik
1986’da, telefon 1988
yılında gelmiştir.
Kasım Aktaş, Şeyhali
kaya, Mevali Yıldırım,
Ali Yıldırım, Molla
Kaya, Said Aktaş, Rıza
Gürz, Aziz Arslan,
Bayram Kurt, İbrahim
Yıldırım, Abdülkerim
Bozkurt, Mustafa
Karapınar, Hasan
Yıldırım, Hüseyin
Yıldırım sırasıyla
Karahisar Köyü’nde
muhtarlık yapmışlardır.
Karahisar Köyü halkının
büyük çoğunluğu 1916
yılında, Ruslar’ın
Erzurum’u işgal
ettikleri sırada Ağrı
Eleşkirt bölgesinden
göçen ailelerin bir
kısmı Adana/Kozan
bölgesine yerleşirken
bir kısmı Karahisar
Köyü’ne gelerek
yerleşmişlerdir. Bu köye
yerleşen ailelerden
Berazi kabilesi (Aktaş+Bozkurt+Yilmaz+Gürz+Yıldırım),
Babinli kabilesi (Bozkuş+Arslan+Şahin)
Ağrı Eleşkirt’ten
gelmişlerdir.
Gülsanahmetler (Akpınar+Karatarla+Doğan)
soyadını taşıyanlar
Erzurum Tortum’dan
geldi. Musolar (Uz),
Ağrı Eleşkirt’ten
gelmişlerdir.
Nebioğulları (Boğ) Ağrı
Eleşkirt bölgesinden
gelmişlerdir. Bulut
soyadını taşıyanlar,
Ağrı İlinden
gelmişlerdir. Galiller
(Kaya), Adana Toroslar
bölgesinden
gelmişlerdir.
Karahisar Köyü, 1960
yılında 78 hane iken
1997 yılı itibarıyle 20
hane kalmıştır. Bu köyde
göç oranı yüksektir.
Karahisar Köyünün beş
katı nüfusu dışarıya göç
etmiştir. Bu köyden göç
edenler İzmir, Ankara,
İstanbul gibi büyük
şehirlere giderek oraya
yerleşmişlerdir.
Karahisar Köyü’nün
yıllara göre nüfus
tablosu ise şöyledir:
Yıl Erkek Kadın
Toplam
1927 - - -
1935 - - 173
1940 100 108 208
1945 227 225 452
1950 - - 275
1955 127 152 279
1960 142 167 309
1965 133 144 277
1970 138 147 285
1975 158 150 308
1980 129 160 2899
1985 129 119 248
1990 76 74 150
1997 64 53 117 |
| | | | | | | | |