Gürün İlçesi’nin doğu kesiminde, ilçe
merkezine 15 km .’lik mesafede bulunan
Ağaçlı Köyü’nün eski ismi Mahgen’dir. “Mah”
kelimesi bilindiği gibi “güzel” anlamına
gelmektedir. Mahgen Köyü’nde gece vakti
gökyüzündeki ay’ın, yani mehtabın çok güzel
görünmesinden dolayı bu ismin almasına neden
olmuştur. Ayrıca buradaki halkın büyük bir
bölümünün Kahramanmaraş ili Pazarcık
İlçesi’nin Mahgen Bölgesinden gelmiş
olmaları nedeniyle bu köye bu ismin verilmiş
olduğu da belirtilmektedir.
Ağaçlı köyünün hudutları: Ağaçlı köyünün
doğusu Darende ilçesine bağlı Yazıköy boğazı
dar kaya ece gölü ve mana deresi, Karakepez.
Batısı; Cevat çalı, karakepez, karacaveran
tepesi, mezra çalı, bırık çalı. Kuzeyi;
havsu husut deresi, konakgörmez boğazı,
mestopınar, çiğdemli çalı. Güneyi; Gürün ve
Darende şose yolu.
Aşağı ve Yukarı Mahgen olmak üzere iki
köyden oluşmaktadır. Aşağı Mahgen mezra
olup, Yukarı Mahgen Köyünde muhtarlık
bulunmaktadır. Mahgen Köyü’nün Avgun,
Çevirme, Konakgörmez gibi mezraları
bulunmaktadır. Aşağı ve Yukarı Mahgen
Köyünde arazinin dar olması nedeniyle tarım
yapılamamaktadır. Hayvancılıkla
uğraşmaktadırlar. Bu köyümüzün mezrası olan
Avgun’da sulu tarım yapılmaktadır. Tohma
Irmağı’nın kenarında olması nedeniyle sebze
ve meyvecilik yapılmaktadır. Son yıllarda bu
köyümüzde olağanüstü bir göç yaşanmıştır.
Avgun mezrasında elma, kayısı, dut, ceviz ve
diğer meyve ağaçları yetiştirilerek ıspanak,
patates, sarımsak, soğan, mısır, pancar,
lahana, domates, üzüm vb. gibi ürünlerin
yanısıra tahıl üretimi de yapılmaktadır.
Mahgen Köyü’nün 2 km .’lik stabilize yolunun
asfaltlanması gereklidir. Hayvancılık
konusunda gerekli teşvik ve desteğin
sağlanması şarttır. Tarım ve hayvancılığın
azalması arazinin darlığı nedeniyle, köy
halkının büyük bir kısmı Bolu, Düzce,
İstanbul, Karabük gibi büyük şehirlere göç
ederek ticaretle uğraşmaktadırlar.
Mahgen Köyün’de cami ve lojmanı vardır.
İlkokul ve lojmanı bulunmaktadır. Sağlık
Ocağı yoktur. Elektrik 1976 yılında
getirildi. Telefon ise 1987 yılında
getirilmiştir. İçme suyu sorunu vardır.
Burada yaşamakta olan halkın büyük bir
bölümü Kahramanmaraş’ın Pazarcık İlçesi,
Mahgen Köyün’den gelmişlerdir. Yıldırım,
Davşan, Gürbüz, Top, Çopolar (Mahgen),
Kololar (Karadağ), Çöttükler (Bulut),
Kahraman Maraş İli, Pazarcık İlçesi’nin
Mahgen Köyü’nden gelmişlerdir.
Mahgen (Ağaçlı) Köyü 1960 yılında 130
hane iken 1997 yılında 48 hane kalmıştır.
Göç nedeniyle bu köyümüzün en az üçte ikisi
dışarıya göç etmiştir. 1997 yılı itibariyle,
Aşağı Ağaçlı’da 35 hane bulunmakta 112
kadın, 93 erkek, toplam 205 kişi
yaşamaktadır. Yukarı Ağaçlı Köyünde ise; 13
hane ev bulunmaktadır. 37 kadın, 33 erkek
olmak üzere toplam 70 kişi yaşamaktadır.
Aşağı ve Yukarı Ağaçlı Köyleri’nin nüfus
toplamı 149 kadın, 126 erkek toplam 275
kişidir. 2000 yılı itibariyle; Aşağı
Ağaçlı’da 33 hane, 73 erkek, 86 kadın,
toplam 159 kişi bulunmaktadır. Yukarı
Ağaçlı’da 10 hane, 27 erkek, 27 kadın,
toplam 54 kişi bulunmaktadır.
İlçe merkezinin güneybatı kesiminde, ilçe
merkezine 55 Km . lik mesafede bulunan
Akdere Köyü, ismini köyün içinde geçen
Hurman Çayı’nın kaynağı olan bir dereden
almaktadır. Suyunun beyaza yakın, berrak ve
temiz bir renkte olmasından dolayı bu ismi
almıştır. Akdere Köyü’nün Avşargeçe ve
Karamuklu adında iki tane mezrası
bulunmaktadır. Yazyurdu Nahiyesi’ne bağlı
bulunmaktadır.
Akdere köyünün hudutları; Başören köyü
ile hududu, kızlar gediği, kahve pınarı çal
ve karataş. Güllübucak köyü ile sınırı,
Mahkenli taş çamlar gediği şerefli ve camili
pınar. Bozhüyük köyü ile sınırı, Camiliyurt
köyü sınırının bitim noktası olan Tersakan
mezrasından gelen patika yol, Yaylacık
boğazı, sado tepesi, aptal pınarı tepesi,
çamurlu pınar, yıkılhan tepesi, geneci
hayması, kızılsehen hurman çayı. Deveçayır
köyü ile sınırı, kırmızı sekisinin başı.
Akdere Köyü, tarihi Hurman Kalesi’ne
yakın bir mesafede bulunmaktadır. Hurman
Kalesi de bilindiği gibi çok eski çağlardan
beri yerleşim alanı olmuş bir mıntıkadır.
Akdere Köyü’nün Bozhüyük tarafından bir kale
bulunmaktadır. Yine burada tarih öncesi
çağlardan kalmış olan su sarnıcı
bulunmaktadır. Burada 42 tane oyulu
taşlardan yapılmış basamaklar bulunmaktadır.
Kale ardı da denilen yazı mevkiinde eski bir
yerleşim alanı bulunmaktadır. Burada eski
çağlara ait birtakım hüyükler vardır.
Akdere Köyü halkının bir kısmı Atmalı
Aşireti’ne mensupturlar. Bir kısmı Avşar
Oymağına mensup bulunurken bir kısmı atmalı
aşiretine mensupturlar. Gürünlü Şairlerden
Hamit Bölücek (1936- ) bu köyden doğmuştur.
Osmanoğulları (Bölücek+Çoban) Ankara’nın
Haymana Bölgesinden gelmişlerdir.
Siniklioğulları (Şahin) Malatya’nın Arapkir
Şöttükler’de gelmişlerdir. Savranlar
(Yaman+Savran), Maraş İli Savran bölgesinden
gelerek buraya yerleşmişlerdir. Avşarlar
(Akdere), Adana bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Dumanlar (Duman+Akpınar),
Malatya’nın Dumanlı bölgesinden
gelmişlerdir. Kunnalar (Koyun+Dal),
Malatya’nın Akçadağ bölgesinden
gelmişlerdir. Keloğlanlar (Kör), Elbistan’ın
Nurhak bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Erdoğanlar(Erdoğan),
Malatya İli Develi’nin Doğanlar Köyünden
gelmişlerdir. Tatlılar (Tatlı) Maraş İli
Afşin İlçesi tatlı Köyünden gelmişlerdir.
Tussuklar (Kala), Maraş Bölgesinden
gelmişlerdir. Şıhaliler (Kara), kayseri İli
Sarız Bölgesinden gelmişlerdir. Silolar
(Asılı), Maraş İli Koçovası bölgesinden
gelmişlerdir. Cumolar (Uz) Sivas ili
Şarkışla İlçesi Şuguk Köyü’nden
gelmişlerdir. Sarıkayalar (Sarıkaya), Afşin
Koçovası bölgesinden gelmişlerdir. İsmail
Akdere, Hüseyin Bahçe, Muslu Akdere, Seydi
Savran, Mehmet Söğüt, Ali Şahin, İsmail
Erdoğan(1994-2000) köy muhtarlığı
yapmışlardır.
Akdere Köyü’nün içme suyu sorunu vardır.
Köyde çok miktarda su bulunmuş olmasına
rağmen içme suyu sorunu yaşanmaktadır.
Kapalı su şebekesi yapılarak evlere içme
suyu verildiği takdirde bu sorun çözümlenmiş
olacaktır. Akdere Köyü’nün en büyük
sorunlarından birisi de yol sorunudur. İlçe
merkezine 55 km .’lik mesafede bulunan
Akdere Köyü’nün 25 km .’lik bölümü asfalt,
geri kalan 30 km .’lik bölümü ise asfalt
yapılmamıştır. Stabilize olduğu için kış
aylarında tamamıyla kapanmakta ve ulaşım
sorunu büyük ölçüde yaşanmaktadır. Bir an
önce bu yolun asfaltlanması gereklidir.
Elektrik 1983 yılında telefon 1986 yılında
getirilmiştir. Köyde Sağlık Ocağı yoktur.
İlkokul vardır ve lojmanlı olarak devlet
tarafından yapılmıştır. öğrenci
yetersizliğinden kapanmış durumdadır. Köy
camiisini köy halkı imece usulüyle
yapmıştır. Camiinin lojmanı yoktur.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Son yıllarda bu geçim
kaynağı çok gerilemiş durumdadır. Köydeki
tarım ve hayvancılığı tekrar canlandırmak
için birtakım önlemlerin alınması şarttır.
Ayrıca köyde çok güzel alabalık
yetiştirilmiş olduğu için alabalık üretimi
konusunda devlet tarafından yeterli
teşviklerin yapılması da şarttır. Eskiden
olduğu gibi el sanatlarının (Kilim ve
halıcılık) yeniden canlandırılarak ev
ekonomisine girdilerin sağlanması için
köylüye bu konuda gerekli teşvikin yapılarak
desteklenmesi şarttır. Aksi takdirde
gittikçe boşalmakta olan köylerimizde
birisine Akdere Köyümüz de katılacaktır. Köy
halkından birçoğu Adana, Ankara, Sivas,
Bursa, İstanbul, İzmir, Payas vb. gibi büyük
şehirlere giderek yerleşmiş
bulunmaktadırlar. 1960 yılında 110 hane iken
1997 yılı itibariyle 28 hanedir.
Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde yer
alan, ilçe merkezine 45 km . lik mesafede
bulunan Akpınar Köyü, ismini köyün üst
yanında bulunan Akçeşme (Akpınar) den
almaktadır. Buranın taşı ak (beyaz) ve
suyunun berrak olmasından dolayı bu ismi
almıştır. Daha önceki yıllarda Beypınar
Köyü’nün mezrası iken, daha sonraları
muhtarlık olmuştur.
Akpınar köyünün hudutları: Akpınar
köyünün doğusunda bulunan komşusu Yolgeçen
köyü ile hududu; Arap Saliminin önündeki
hüyük ve Muharrem Toprak, Zimel toprak ve
Hacı Çavuş tarlaları. Batısındaki komşusu
Camiliyurt köyü ile hududu; çetin dere başı
gedik ve mazı kıran Hıdonun ağıl yeri ve
emik koyağı ve büyük hüyük ve büyük güney.
Kuzeyindeki komşusu Beypınar köyü ile
sınırı; Şeyh Hamit tarlası yarış yeri yazısı
yol ve çerkez yolu ve dağlağanın burnu.
Güneyindeki komşusu Deveçayır köyü ile
hududu; Deveçayır köyüne giden ve değirmene
giden yol.
Akpınar Köyü, Sivas Kongresine Gürün
Delegesi olarak katılmış olan Mehmet Bey’in
kardeşi Dilaver Bey’in Çiftliğiydi. Burada
yaşayan halk, bu köye daha sonradan gelerek
yerleşmişlerdir. Akpınar Köyü ile Beypınar
Köyü arasında bulunan Kuruova mevkiinde, üç
adet tarihi hangi dönemle eşitlenmiş olduğu
tam olarak bilinemeyen Tümülüs (Hüyük) ler
bulunmaktadır. Beypınar Köyü ile Akpınar
Köyü arasında yariı yeri denilen eski boy
beyleri arasında yarışların yapıldığı tarihi
bir yer bulunmaktadır. Sari çiçek mevkiinde
eski yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu
eski yerleşim yerlerinden anlaşıldığına
göre, Akpınar Köyü’nün tarihi çok eskilere
dayanmaktadır. Köyde Dedeler olarak bilinen
hane “Yılanocağı”olarak bilinmektedir. Köy
ilkokulu, 1968 yılında lojmanlı olarak
yapılmıştır. Elektrik 1981 yılında, telefon
1987 yılında getirilmiştir. YSE tarafından
köyün içine 3 adet çeşme yapılmıştır. Ancak
köy halkının içme suyu ihtiyacını
karşılayamamaktadır. Kapalı su şebekesi
yapılmasıyla, köyün içme suyu sorunu çözüme
kavuşturulmuş olacaktır. Köyün en büyük
sorunlarından birisi de yol sorunudur. Köy
yolunun Stabilize olan 15 km .’lik bölümünün
acilen asfaltlanması gereklidir.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve
hayvanlıkla uğraşım azalmış, el sanatları
ise tamamen ölmüş durumdadır. Bu nedenle de
köy halkının büyük bir kısmı göç
etmişlerdir. Göç edenler, İstanbul, Ankara
gibi büyük şehirlere giderek
yerleşmişlerdir. Burada yaşamakta olan
halkın bir kısmı Kangal İlçesi’nin Karagöl
Bölgesinden, bir kısmı da Kangal İlçesi’nin
Ağçaşar Köyün’den gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin güneydoğu kesminde, 35 km .
Uzaklıkta bulunan Şeref (Ayvalı) Köyü Aşağı
ve Yukarı şeref olmak üzere iki kısımdan
oluşmaktadır. Yukarı Şeref muhtarlık olup,
Aşağı Şeref mezrasıdır.
Şeref Ayvalı köyünün hududu: Şeref/Ayvalı
köyünün gün doğusu: Ballığın boğaz ve çürük
taş boğazı ve küçük hoca boğazı ve tepedelik
ve kızıl yücedeki Alvar yolu ile kağnı yolu
ve sandavul çalı ve armutlu koyak ve Huri
oğlu tarlası. Günbatısı: Konakgörmez birik
küpçü şeyho tarlası üstündeki gedik ve taşo
deresi. Güneyi: Gök koyak sırtı
çavşaklıpınar ve Akpınar mezarlığı ve
çiğdemli çalı ve Mistopınar çalı sırtı.
Bu köyümüzün Şeref (Ayvalı) ismini burada
yaşayan halkın büyük bir kısmı Darende
Şeref/Ayvalı bölgesinden gelmiş olmaları
nedeniyle almıştır. Cemalınpınarı
YukarıŞeref köyü’nün mezrasıdır. Yayınlanmış
birçok şiir kitabı bulunan Türkiyenin sayılı
ozanlarından birisi olan Gürünlü Âşık
Gülhani (Mehmet Kargı/1940- ), Mustafa Karga
(1941- ), Mehmet Serin, bu köyümüzden
doğmuştur.
Aşağı ve Yukarı Şeref köylerinin
çevresinde tarihi eski çağlara uzanan ören
yerleri ve bir takım höyükler bulunmaktadır.
Aşağı Şeref köyünün üst yanındaki Örenin
Üstü adındaki mevkiide tarihi çok eskilere
dayanan bir yerleşim yeri bulunmaktadır.
Yukarı Şeref köyünü içinde eskiden adak
kurbanı kesilen yağmur duasının yapılmış
olduğu ve adına ziyaret adı verilen yer
bulunmaktadır.
Aşağı Şeref köyünün camisi 1993 yılında
yapılmıştır. İlkokul, 1986/1987 yılları
arasında yapılmıştır. İlkokul ve camiinin
lojmanı yoktur. Yukarı şeref köyünde cami
yoktur. Köyde ilkokul vardır. Her iki köyde
de sağlık evi yoktur. Aşağı Şeref köyünün
içme suyu 1996 yılında kapalı şebeke haşine
getirilmiştir.
Köyün en büyük sorunlarından birisi yoldur.
İlçe merkezine 35 km .’lik mesafede bulunan
şeref köyünün 21 km .’lik bölümü
stabilizedir. Bu yol Yuva-Külahlı-Eskihamal
gibi birçok köyün yolu olması nedeniyle bir
an evvel asfaltlanması gerekmektedir. Kış
aylarında çoğu zaman kapalı olan bu yol
bölge halkı için ulaşım zorluğunu hat
safhaya çıkarmaktadır.
Şeref köyü halkının geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır. Köyde az da olsa sulu
tarım yapılmaktadır. Sebze ve meyve
yetiştirilmektedir. Şeref köyü tarım ve
hayvancılığa elverişli bir köyümüzdür.
Arıcılık, tavukculuk gibi çeşitli besi
çiftlikleri kurulmasına elverişlidir. Köye
elektirikle çalışan bir değirmenin kurulması
gereklidir.
Aşağı Şeref köyü halkından; Tarholar
(Doğan), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir.
Adıgüzeller (Altun), Alikahyalar (Çiftçi),
Abidinler/Gaffar Uşağı (Karataş),
Kamuoğullar (Serin+Yıldırım), Hürüler
(Zımba) Temirler (Temur), Köçekler
(Yıldırım), Demir, Seyfi, Ateş, Polat’lar,
Kındolar (Çalışkan), Darende ilçesinin
Ayvalı bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Karga soyadını taşıyanlar,
Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.
Özmenler (Özmen), Sivas Hanlı Bölgesinden
gelmişlerdir. Dumanoğulları (Dönmez), Kangal
havuz bölgesinden gelmişlerdir. Kuşterciler
(Kuşterci), Darende İlçesi Hacılar
Bölgesinden gelmişlerdir. Çomçalar (Yanmaz),
Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.
Yukarı Şeref köyünden:
Hacolar (Kılıç), Malatya Engüzek
bölgesinden gelmişlerdir. Velikahyalar
(Kılıç), Malatya Yukarı Setrek (Ulupınar)
Kasabasından gelmişlerdir. 1997 yılı
itibariyle Aşağışeref köyünde 46 hane
bulunmaktadır. Aşağı şeref Köyünün 181
kadın, 166 erkek toplam 347 kişi toplam
nüfusu bulunmaktadır. 1997 yılı itibariyle
28 hanedir.
1997 yılı itibariyle Aşağı Şeref Köyünde
46 hane bulunmakta ve 181 kadın, 166 erkek,
toplam 347 nüfusu vardır. Yukarı Şeref
Köyünde ise 48 hane mevcut olup, 170 kadın,
180 erkek toplam 350 kişi vardır. Aşağı ve
Yukarı Şeref Köyleri’nin toplam nüfusu ise
351 kadın, 346 erkek olmak üzere 697 kişi
yaşamaktadır. 2000 yılına göre; Aşağı Ayvalı
Köyünde 52 hane, 167 erkek, 187 kadın, 354
kişi bulunmaktadır. Yukarı şeref Köyünde
ise; 49 hane, 167 erkek, 168 kadın, toplam
329 kişi bulunmaktadır. Yıllara göre nüfus
tablosu şöyledir: Aşağı ve Yukarı Şeref
Köylerinde de dışarıya göç edenler olmuştur.
Gürün İlçesi’nin kuzeydoğu kesiminde yer
alan, 32 km .’lik uzaklıkta bulunan Bağlıçay
Köyü ismini, köyün kuzey kesiminden geçen,
Külah Köyün’den aşağı doğru akan ve yaz
aylarında çoğu zaman kuruyan çay (akarsu)
dan almaktadır. Çay bilindiği gibi yöremizde
ve Eski Türkçe’de küçük akarsulara verilen
isimdir. 1970 Yılında, ismi “Bağlıçay”
olarak değiştirilen bu köyümüzün eski ismi
Alacamezardır. Bu isim sonradan
değiştirilerek, Bağlıçay konulmuştur.
Alacamezar köyünün hudutları; doğu
tarafı: karapınar gediği ve İbrahim ağıl
gediği ve İsrafil Baba meşesi ve çatalpınar
ve kızıl yoldur. Batı sınırı: Abdullah
tarlası ve Yuva suyu ve Abdurrahman çalı ve
halburcu yurdudur. Kuzey sınırı: Kuruca öz
gediği ve örenli pınar ve Karapınar gediği.
Güney hududu: Hasan kahya tarlası ve kösenin
koyağının sırt ve yeğen ahırının boğazdır.
Köyün eski mezarlığında bulunan taşların
siyah-beyaz (Alaca) renkli taşlardan olması
nedeniyle “Alacamezar” adı verilmiştir. Köy
halkı, Elbistan ilçesi’nin Alhas
Bölgesi’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir.
Bu köyde yaşayan halktan; Ziynikler
(Çakan+Poyraz), Abuzerler (Doğan), İbiller
(Uzunpınar),
(Kaço+Altun+Ulutaş+Kara+Hüyükpınar),
soyadını taşıyanlar Alhas Bölgesi’nden
gelerek buraya yerleşmişlerdir. Halmoşlar
(Çal), Malatya Akçadağ Kürecik bölgesinden,
Daşolar (Kuruöz), Malatya Akçadağ
Bölgesinden, Zeynikler (Çakan), Malatya
Akçadağ Bölgesinden, Göktaşlar (Göktaş),
Malatya Akçadağ Bölgesinden, Sarolar (Kuru),
Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.
Abbaslar (Yılmaz), Kabacanlar(Kabacan),
Kelolar (Karakoç), Abuzerler (Kılıç),
Şıpırtlar (İnce), Maraş İli Elbistan İlçesi
Alhas Bölgesinden gelmişlerdir.
Bağlıçay Köyü’nün İçme suyu 1997 yılında,
kapalı su şebekesi yapılmıştır. Köyün içinde
YSE tarafından yaptırılan iki adet çeşme
vardır. 1960 yılında 80 hane iken, 1997 yılı
itibariyle 24 hane kalmıştır. 2000 yılında
26 hane, 68 erkek, 55 kadın, toplam 1213
kişi bulunmaktadır. Bağlıçay Köyü halkının
geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köy
halkının tarım va hayvancılık konusunda
desteklenmesi şarttır. İlçe merkezinde 32 km
.’lik mesafede bulunan Bağlıçay Köyü’nün 14
km .’lik bölümü asfalttır. 8 km .’lik
stabilize yolun asfaltlanması gereklidir.
Kış aylarında ulaşım sorunu had safhaya
ulaşmaktadır. Bu nedenle, yolun stabilize
kısmının asfaltlanmasıyla en önemli sorunu
çözümlenmiş olacaktır.
Bağlıçay Köyü’nde göç oldukça fazladır.
İstanbul, Ankara gibi büyük illere göç
ederek yerleşmişlerdir. 1960 yılında 80 hane
olan Bağlıçay Köyü, 1997 yılında 24 hane
kalmıştır.
Gürün, Gübün, Telin, Tıhmın, Avgun, Mahgen
gibi isimler, tarih öncesi çağlardan
günümüze kadar söylene gelmiş yer adlarıdır.
Tıhmın kelimesi; Hititçe bir kelimedir ve
“tepenin aşağı kısmı” anlamına gelmektedir.
Gürün İlçesi’nin doğu kesiminde ve 18 km
.’lik mesafede bulunan Bahçeiçi Köyü’nün
eski ismi Tıhmın’dır. Yakın zamana kadar
Tıhmın olan bu köyümüzün ismi, daha sonra
Bahçeiçi Köyü olarak değiştirilmiştir. Halk
arasındaki rivayetlere göre; Battal Gazi
esir olarak aldığı Bizans askerlerini köyün
güneydoğu kesiminde bulunan ardıç ağacının
yanına gelir. Burada ikindi namazını kılmak
için esirleri bırakıp namaza durur. Bunu
fırsat bilen Bizanslı esirler kaçar. Battal
Gazi, namazı bitirdikten sonra, onları
aramaya başlar. Burada yaşayan kimselerden
esirlerin nereye gitmiş olduklarını sorar.
Bunun üzerine Battal Gazi’ye “Tahminen şu
tarafa gittiler.” Diyerek Gürün tarafını
gösterirler. Bu kelime zamanla değişerek
“Tıhmın” olur. Rivayete göre Bahçeiçi
Köyü’nün doğusunda yaklaşık bir km.’lik
mesafede bulunan ardıç ağacının Battal Gazi
zamanından beri bulunmuş olduğu ve bu ağacın
bizzat Battal Gazi tarafından dikilmiş
olduğu söylenmektedir. Bu ağacın çapı ise
yaklaşık 6 metrelik bir ebattadır.
Bahçeiçi köyünün hudutları: Doğusu: Şuğul
taşı, körpınar sarı yolu, mezarlık, kışla.
Batısı; karga kalesi ve Ömer özü dökme taş.
Kuzeyi; Gürün-Darende şosesi. Güneyi; Medmen
deresi ve Tepecik köyü-Gürün yolu.
Bahçeiçi Köyün’de bol miktarda sebze ve
meyve üretilmektedir. 1993 yılından beri
Geleneksel Kayısı Festivali düzenlenerek,
Velioğlu (Halil Dakın) Karakucak Güreşleri
yapılmaktadır.
Halk arasındaki rivayetlere göre;
Bahçeiçi Köyüne ilk olarak gelip yerleşen
yesevi dervişlerinden Yusuf dede ismindeki
bir zattır. Rivayeetlere göre; Yusuf Dede,
Bahçeiçi Köyünün üst yanında, köy içme
suyunun çıkış yerine gelerek yerleşmesinden
sonra buradaki su kaynamaya başlar. Bu suyun
noktası burada yaşayan halk tarafından
ziyaret yeri olarak kabul edilir. Burada
yaşayan halk yağmur duasına çıkarak burada
dua ederek kurban kesmektedirler. Bu durum
son yıllara kadar böyleydi.
Kışla deresi Bahçeiçi’ne bağlıdır.
Bahçeiçi Köyü, eski çağlardan beri yerleşim
yeri olmuş bir bölgedir. Bahçeiçi Köyü’nde
hem sulu tarım da yuapılmaktadır. Son
yıllarda burada da göç olayı meydana
gelmiştir. Yöre Halkı, daha iyi ekonomik
koşulların bulunduğu büyük şehirlere göç
etmeye başlamıştır. Sebze ve meyvecilik
yapılmaktadır.1954 yılında, 150 hane iken
1997 yılında Aşağı köyden 12, yukarı Köyden
18 hane, Kışla Deresi Mahallesinde 26 hane
olmak üzere toplam 56 hanedir. 2000 Yılı
itibariyle, Bahçeiçi Köyünde hane sayısı 71
olup, bu köyden göçenler; Bolu, Düzce,
Sivas, Adana, Mersin, İstanbul, Karadeniz
Ereğlisi gibi büyük şehirlere göç edenler bu
bölgelere yerleşmiş durumdadırlar. Bahçeiçi
Köyü’nde içme suyu kaplı şebekedir. İlçe
merkezine 18 km .’lik mesafede bulunan bu
köyümüzün, Malatya-Kayseri asfaltına yakın
olması nedeniyle yolunun 15 Km .lik bölümü
asfalt, 3 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu
yolun asfaltlanması gereklidir. Köyde
giderek azalmaya başlayan tarım ve
hayvancılık uğraşısı ile sebze ve meyve
üreticiliğin mutlaka desteklenmesi
şarttır.Bahçeiçi Köyünde üç cami, iki Kur’an
Kursu, bir Sağlık Evi, iki tane ilkokul
vardır. Aşağı köydeki ilkokul eğitim ve
öğretime açıktır. Her iki ilkokulun lojmanı
vardır.
Bahçeiçi Köyünde yaşayan ahaliden
Süleymanoğulları
(Mum+Çolak+Kara+Koyuncu+Uzun+Arslanbaba+Kaplanbaba+Bulut+Kaynarpınar)
Sülalesi, Darende/Aşudu bölgesinden, Hüseyin
Efendiler (Karakuzu) Darende Hacılar’dan,
(Akkaş+Sarıbostan), (Şahin+Recber+Yassıkaya)
soyadını taşıyanlar Darende Aşudu
bölgesinden gelmişlerdir. (Topal),
(Karabıçak), gibi soyadını taşıyanlar yurdun
çeşitli bölgelerinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine 44 km .’lik mesafede bulunan
Başören Köyü, kuzeyde Yolgeçen, kuzeydoğuda
Güldede, batıda Akdere, güneyde Afşin
ilçesi’nin Oğlakkaya ve Haticepınarı Köyleri
ile sınır bulunmaktadır.
Bilindiği gibi Tohma Havzası’nın bulunduğu
bölgeler, Hurman Çayının kaynakları, tarih
boyunca çeşitli kavimlerin birbirleriyle
olan mücadelesinin geçmiş olduğu bölgeler
olmuştur. Bu itibarla bilhassa Müslüman
Araplarca Avasım ve Süğür adı verilen uç
bölgelerdeki savaşlar, yüzyıllar boyu
sürdürülegelmiştir. Bu mücadeleler esnasında
bölgedeki birçok yerleşim yerleri harap
olmuştur. Başören Köyü’nde ve çevresinde bu
dönemlere ait birçok ören yeri ve savaş
kalıntılarının bulunduğu alanlar
bulunmaktadır. İşte bu dönemlerden beri
tahrip edilmiş birçok eski yerleşim yeri
olan örenlerin bu bölgede olması, nedeniyle
bu köyümüze Başören adı verilmiştir.
Başören Köyünün Kuzeyinde, Bölücek Dağı,
güneydoğusundaki Sansaklı Dağı, güneydeki
Tomolar mezrası, batısındaki Kurudere ve
Çoröz Deresi ile Belpınarı mevkiilerinde
çeşitli tarihi dönemlere ait birçok ören
yerleri, kaleler gibi tarihi özellikler
taşıyan yerler bulunmaktadır. Başören ile
Güldede Köyü arasından, Afşin topraklarına
kadar uzanan Sümer Dikili Taşları, bu
bölgenin tarih öncesi çağlardan beri
yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.
Belpınarı mevkiinde, bol miktarda mızrak ve
ok uçları gibi savaş malzemeleri
bulunmuştur. Başören Köyü’nün batı kesiminde
yer alan “Yığma Tepe”mıntıkasında, hangi
döneme ait olduğu kesin olarak bilinmeyen
bir hüyük bulunmaktadır. Durak Hasan adı
verilen mıntıkada eski bir yerleşim alanı
bulunmaktadır. Bütün bu eski yerleşim
birimleri, tarihi Hurman Kalesine çok
yakındır. Yaşlıların rivayetlerine göre, bu
bölgeler Binboğa Dağlarına kadar uzayan tüm
sahada büyük ardıç ağaçlarından oluşan
ormanlık alanlar bulunmaktaydı. Sonraki
yıllarda bölge halkının bilinçsizce
ormanları yoketmeleri nedeniyle, günümüzdeki
erozyon bu bölgede oldukça fazladır. Ardıç
ormanlık alan oldukça azalmış durumdadır.
Ardıç orman alanı sadece Başören Köyü’nün
bir kısmında, Camiliyurt Köyünde, Beypınar
Köyü’nün batı kesimlerinde, Salyurt
Yaylalarından az bir miktarda kalmıştır.
Buradaki ardıç ormanları tarih öncesi
çağlardaki Mezapotamya’nın ahşap ihtiyacının
tamamını karşılamaktadır. Bu bölgede kalan
günümüzdeki küçük ormanlık alanlar, o
günlerden kalan hatıralardır.
Başören Köyü’nün Tomolar (Gelincik),
Akdere adında iki mezrası bulunmaktadır.
Akdere mezrası daha sonraki yıllarda Başören
Köyün’den ayrılarak muhtarlık olmuştur.
Başören Köyünde İkinci Dünya Savaşı
sırasında 1942 yılında kurulan, 1960 yılında
kaldırılan askeri bir karakol bulunmaktaydı.
Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden
birisi olan Başören Köyü’ne ilk olarak gelip
yerleşenler “Siniklioğulları” adıyla bilinen
sülaledir. Siniklioğullarından İsmail Ağa,
ilk olarak buraya gelerek yerleşmiştir.
Köyün içme suyu ve yol sorunu vardır.
Köyün içme suyu sağlığa pek elverişli
olmadığı gibi ihtiyacını da
karşılayamamaktadır. Köy halkının geçim
kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde dört
beş bin adet koyun bulunmaktadır. Köyün içme
suyu ve hayvanları sulamada kullanılacak
olan su ihtiyacı, Çoröz Dereleri ile Hurman
Çayının değerlendirilmesiyle mümkün hale
getirilmelidir. Hurman Çayı’nın ıslahı
mümkün olduğu takdirde başta Başören Köyü
dahil, tüm çevre köylerin içme suyu ve tarım
arazilerinin sulama projesi
gerçekleştirilerek bölgenin su sorunu tümden
çözüme kavuşturulacaktır. Stabilize olan köy
yolunun asfaltlanmasıyla da, yol sorunu
çözümlenecektir. Köydeki tarım ve
hayvancılık mutlaka desteklenmelidir. Bölge,
arıcılık ve besiciliğe elverişlidir. Bu
projelerin gerçekleştirilmesiyle birlikte,
yöre halkına ayrı bir ekonomik olanak
sağlanmış olacaktır. Eskiden beri
sürdürülegelen kilim ve halıcılık teşvik
edilerek desteklenmelidir. Burada dokunmakta
olan kilim ve halılar yurt çapında ve dünya
çapında üne kavuşabilecek niteliktedir.
Başören Köyünde Sağlık Ocağı yoktur. Köy
ilkokulu 1988 yılında betonarme olarak
yapılmıştır. Köyün Camisi, halk tarafından
1970 yılında ahşap bina olarak yapılmıştır.
Caminin lojmanı yoktur. Başören Köyü’nün
Belpınarı mevkiinde krom (C) madeni, Çoröz
Deresinde alçı taşı, Kuru Dere mevkiinde
mermer taşı bulunmaktadır.
Başören Köyünde yaşayyan halktan
Siniklioğulları (Şahin), Malatya’nın Arapkir
ilçesi’nin Saltuklar Köyünden gelmişlerdir.
Kürklüler (Kürklü) Malatya Hekimhan ilçesi
Kalmuklar Köyünden gelmişlerdir. Cumolar
(Bölücek) Ankara’nın Aymana bölgesinden
gelmişlerdir. Doğanlar (Doğan) Malatya’nın
Akbaba bölgesinden gelmişlerdir. Soyadı
(Yılan+Çetin+Kara+ Yıldız) olanlar da bu
bölgelerden gelmişlerdir. Başören Köyünde
sırasıyla Kürklü Kürklü, Mehmet Kürklü, Emin
Kürklü, Davut Doğan (1989-1994), Mehmet
Şahin (1994) muhtarlık yapmışlardır. 1960
yılında 100 hane iken 1997 yılı itibariyle
45 haneye düşmüştür. Başören Köyü’nde göç
olayı yoğundur. Köyden göç edenler;
İstanbul, Gaziantep, İzmir, Ankara vb. gibi
büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir.
1997 yılı itibariyle Gelincik Mezrasında 5
kadın, 6 erkek toplam 11 kişi yaşamaktadır.
Başören Köyünde 130 kadın, 119 erkek toplam
249 kişi yaşamaktadır. 1997 yılına göre 44
hane kalmıştır.
Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde,
Pınarbaşı ilçesi ile sınır olan, ilçe
merkezine 45 kilometre uzaklıkta bulunan
Beypınar Köyü ismini, köyün aşağı kısmındaki
Pınar(çeşme)dan almaktadır. Bu çeşmenin adı
Beypınardır. Eskiden oymak beyleri, bu
çeşmenin başına bir araya gelerek ziyafet
düzenledikleri için, beylerin pınar anlamına
gelen Beypınar adı verilmiştir. Beypınar
Köyü’nün hemen hemen her yerinde
pınar/kaynak suları bulunmaktadır. Çok tatlı
ve berrak bir suyu bulunmaktadır. Bu
köyümüz, adını bu pınarlardan almış olduğu
da söylenen rivayetler arasındadır. Daha
önceki dönemlerde, Akpınar-Beypınar,
Yolgeçen-Beypınar, Göbekören-Beypınar
arasında bulunan “Yarış Yeri” mevkiinde
obalar arasında çeşitli yarışmalar,
özellikle at yarışları ve güreş müsabakaları
düzenlenirdi.
Beypınar Köyü Tohma Havzası’nın bulunduğu
bölgenin en yüksek yerinde bulunmaktadır.
Beypınar Köyü Tahtalı Dağları’nın eteğinde
ve Göğdeli Yaylası’nın üzerinde bulunmakta
oluşu, Seyhan ve Ceyhan Irmakları’nın
kollarının/kaynaklarının aradan çıkmış
olması ve geniş Salyurt Yaylalarına sahip
bulunması itibariyle hayvancılık konusunda
en elverişli köylerimizden birisidir.
Beypınar Köyü’nün dolayısıyla Tahtalı
Dağları’nın bulunduğu nokta Doğu Anadolu ile
Orta Anadolu’yu birbirinden ayıran konumda
bulunmaktadır. Beypınar Köyünün bundan
yıllar öncesinde, ardıç ormanıyla kaplı
olduğunu yaşlılar ifade etmektedirler.
Beypınar Köyü daha önceki yıllarda
Pınarbaşı (Aziziye) ve Elbistan ilçelerine
bağlıydı. Daha sonraki yıllarda Göbekören
Nahiyesi ile birlikte Gürün ilçesi’ne
bağlanmıştır.
Beypınar Köyünde Kamışlı dere mevkiinde,
Hititler dönemine ait kaya
kabartması(Kızoğlan Heykeli) bulunmaktadır.
Günümüzde bu kaya kabartmaları kırılmış bir
haldedir. Köyün üst kısmında, tarihin hemen
hemen her dönemine ait birçok alet ve eşya
çıkan tarihi bir kale vardır. Tarihi
kaynaklarda belirtilen Hititler dönemindeki
Comana/Komana kentinin bu bölgeye yakın
olması nedeniyle, bu köyümüzün çok eski
çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu
göstermektedir.
Beypınar Köyü’nün üst kısmında bulunan
kalede birtakım eski madeni paralar, çanak
ve çömlekler bulunmuştur. Değirmenin önü
denilen yerde eski yerleşim alanı ve
mezarlar bulunmaktadır. Burada bulunan ve
osmanlı döneminden beri işletilen su
değirmenleri varlığını halen korumaktadır.
Yazı mevkiinde eski yerleşim alanı bulunduğu
gibi, Dağlağan mevkiinde, Aksaktaşı
mevkiinde tarihi yerler, savaş yerleri ve
ziyaret yeri bulunmaktadır. Salyurt
Yaylasında, Göğ Bayram’ın yurdu denilen
yerde birçok eski yerleşim yerleri
bulunmaktadır. Tahtalı Dağlarında bulunan
bir mağarada ise, çeşitli kaya kabartmaları
ve resimler bulunmaktadır. Beypınar Köyü ile
Akpınar Köyü arasında eski devirlere ait
olan üç adet Tümülüs bulunmaktadır. Bu
tümülüsler hakkında her hangi bir araştırma
ve kazı yapılamadığından hangi dönemlere ait
olduğu kesin olarak bilinememektedir. Gelin
Mezarı ile Çam Mağara bölgelerinde eski
yerleşim yerleri ve tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Beypınar Köyünün sınırları
içinde, her biri farklı dönemlere ait olan
13 adet yerleşim yeri bulunmaktadır.
Beypınar Köyünün Salyurt/Göğdeli Yaylasında
bulunan ve Sümerler’den kalmış olduğu
sanılan dikili taşlar, Çevirme Köyü’ne kadar
uzanmaktadır. Bu dikil taşlar, Kangal
İlçesi’ne doğru uzyıp gitmektedir. Bu
taşların eski dönemlerde devletler arası
sınırları belirtmiş olduklarını sanıyoruz.
İstanbul’da bulunan Başbakanlık Devlet
rşivleri genel Müdürlüğünde 14863 numarada
6. Sayfada 1268/1852 tarihine ait kayıtlarda
Karadoruk, İncesu, Kızılveran, Yılanhüyük ve
Beypınar köyleri hakkında bilgiler
mevcuttur. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar
Türkmenler bu bölgelere sürüleriyle
koyunlarını otlatmaya gelmekteydiler. Zaten
bilindiği gibi Salyurt Yaylası II.
Abdülhamit zamanında padişaha ait “has
tımarı” idi. Burada askeri bir kışla
bulunmaktaydı. Osmanlı ordusuna at
yetiştiren bir hara çiftliği bulunmaktaydı.
XIX. Yüzyılın başlarında bu köyde
sayıları mahdut Hristiyan nüfus
yaşamaktaydı. Bunların mezarları halen
köydedir. Bir çoğu Müslüman olmuş,
tehcirinde burada hayatlarının sonuna kadar
yaşamamışlardır. Beypınar Köyü halkı
İstiklal Harbine aktif olarak
katılmışlardır. 4-11 Eylül 1919 tarihinde
yapılan Sivas Kongresine bu köyden yaşayan
Mehmet Bey (Malkoç/Moğolkoç) temsilen
katılmıştır. Sivas Kongresi Heyeti’nin toplu
olarak yer aldığı resimde, Atatürk’ün
arkasında sakallı olan kişi, Mehmet Malkoç
Beğ’dir. Mehmet Bey, Atatürk’e Salyurt
Yaylası’nın yapılacak Hara Çiftliği için en
uygun yer olduğunu söyleyerek bu bölgeyi
takdim etmiştir. Bunun üzerine Atatürk,
Mehmet Bey’e bir saat ile bir tane at hediye
olarak göndermiştir. Gürün Bölgesinde
yapılan Ermeni sevkiyatı esnasında Mehmet
Bey’i devlet resmi olarak görevlendirmiştir.
Bu bölgedeki sevkiyatı Göbekören’den Godas,
Börklü/Kındıralık’tan Şeyhamit Ağa, Beypınar
Köyün’den Mehmet Bey idare etmişlerdir.
İstiklal Harbine Beypınar Köyün’den 90
kişi katılmıştır. Bunlardan sadece 4 kişi
geri dönmüştür. Bunlar ise; Yusuf Öz
(1882-1947), Reco Mehmet, Cemle Mehmet, Traş
Durdu adlı kişilerdir. Beypınar Köyünde
İstiklal Harbine bir evden altı evladı
gittiği halde geri dönmeyenler de vardır.
Allöşler’den iki kişi (Mustafa ve Müslim)
katılırken, Sofu Mehmet Ali’nin kardeşleri
Acer Osman ve Sağır Ali geri dönmeyenler
arasındadır. Elbistanlıoğulları (Dikkolar)
Oymağından yedi kişi savaşa katılmak üzere
gitmiştir. Altı amcasıyla cepheye gitmiş
olan Yusuf Öz cepheden altı amcasını şehit
vermiş, sadece kendisi köyüne dönebilmiştir.
İstiklal Harbine katıldıktan sonra Ruslar’a
esir düşen ve sonraki yıllarda cepheden
köylerine geri dönen diğer gâziler ve Yusuf
Öz’ün anlattıklarına göre; Ruslar, esir
değişimi sırasında esir Türkler’i
yıkanacaksınız diye bir hamama sokarak
yukarıya bakmalarını söylüyorlar. Hamamın
yukarısından bu insanların gözlerinin kör
olması için zehirli su sıkıyorlar. Gözleri
tamamen kör olanlar uzun yolculuğa açlık ve
susuzluğa dayanamadıkları için, Türkiye’ye
bile gelemeden yolda ölüyorlar.
Beypınar Köyü halkı yurdumuzun değişik
yörelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.
Beypınar Köyü’ne gelerek ilk yerleşen
kabilenin Traşlar/Baltacılar (Şahiner)
olduğu ve Malatya’nın Setrek/Ulupınar
bölgesinden geldikleri bilinmektedir.
Beypınar Köyü’ne ikinci olarak gelenler,
Elbistanoğulları/Dikkolar (Öz) oymağıdır.
Dikkolar (Öz) maraş İli Elbistan İlçesinden
gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Setrekliler
(Polat+Şahin-Şahiner) Malatya/Darende
Setrek/Ulupınar Bölgesinden gelmişlerdir.
Acerasanlar (Dalgıç ve Dalkılıç) Yukarı
Setrek/Ulupınar’dan gelmişlerdir.
Vitesoğulları (Demirkaya), Elbistan’ın
Lorşin Bölgesinden gelmişlerdir. Memişler
(Demirkaya) Ankara’nın Haymana’dan
gelmişlerdir. Hebipler, Yedibelalar,
Mıstıklar (Koç), Ankara’nın Haymana
bölgesinden gelmişlerdir. Tapkir’ler
(Doğan+Kavun), Malatya’nın Akçadağ ve
Kozluca bölgesinden gelmişlerdir. Mevlütler
(Dağlayan), Şarkışla’nın Ebesil Köyünden
gelmişlerdir. Behzatlar (Karataş) Afşin’in
Kerevin bölgesinden gelmişlerdir. Gekkolar
(Aygün) Afşin’in Oğlakkaya bölgesinden
gelmişlerdir. Dervişler (Koca), Ağrı
Eleşkirt bölgesinden gelmişlerdir. Sorcular
(Tanır), Elbistan’ın Tanır bölgesinden
gelmişlerdir. Albazoğulları (Yılmaz),
Kangal’dan gelmişlerdir. Adıgüzeller
(Tapan), Darende’nin Ayvalıya, buradan
Yazyurdu/Celikan’a, daha sonra Beypınar
Köyü’ne gelmişlerdir. Allöşler (Arslan),
Yukarı Sazcağız Köyünden gelmişlerdir.
Vakkaslar (Akkuş), Ankara Haymana’dan
gelmişlerdir. Ehmolar (Küçük), Ankara
Haymana’dan gelmişlerdir.
Beypınar Köyü’nün yaşamında önemli saymış
olduğu birtakım olaylar vardır. Bunlardan
bazıları, İstiklal Harbi esnasında delege
olarak Mehmet Malkoç Beğ’i göndermeleri,
1945 yılında Türkmen Beğ’i Salbayrak’ın
salyurt yaylasına yerleşerek buradan çıkmak
istemeyerek devlete isyan etmesi, 1952
yılında, 53 çocuğun kızamık salgını
nedeniyle ölmesi, Gürünlü Ahmet (1927-1994)
pehlivan namıyla meşhur olan, 79 kilo
karakucak güreş müsabakalarında Avrupa ve
Türkiye birincilik ve ikincilikleri olan
Ahmet Doğan(pehlivan)ın bu köylü olmasıdır.
Ahmet Pehlivan, çok güçlü ve kuvvetli bir
pehlivandı. Sarma oyunu meşhurdur. Bu
oyunuyla Tekrahmalı güreşçi Hamdi Pehlivanı
srma oyunuyla bir güreş esnasında sıkarak
öldürmüştür. Beypınar köyünün bir başka
meşhur kişisi de nüktedanlığı ve hazır
cevaplılığı ile ünlü olan Allöş Ramazan’dır.
Ayşe Fatma Dalgıç ise Beypınar Köyünde çok
güzel şiir söyleyen ve ağıt yakan kişi
olarak bilinmektedir. Eskilerin deyimiyle
yörenin en meşhur SAGU’cusu idi. Çeşitli
köylere götürülerek Ayşe Fatma Dalgıç’a
söyletmekteydiler. 50’ye yakın ağıtı
bulunmaktadır. Ayşe Fatma Dalgıç’ın kızı
olan Didar Öz (1932-1994)de annesi gibi çok
güzel şiir söyler ve ağıt yakardı. Köyde bir
başka sagu söyleyen kadın ise Raziye Arslan
(1920-1999) idi. Gürünlü Şairlerden Şeyhamit
Şahiner (1961) ve Murat Öz (1980) bu köyden
doğmuştur. Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Öz,
bu köyden doğmuştur.
Beypınar köyünün ihtiyaçları eskiden beri
Salma Usulü ile halledilmeye
çalışılmaktadır. Köylüler arasında imece
usulü bütün varlığıyla sürdürülmektedir.
İstiklal Harbi sırasında Beypınar köyünde
muhtar Osman Vitesoğlu (Güççük Osman) idi.
Daha sonra; Hasan Dalgıç(Acer Hasan),
Maşkalah Ali, Ehmo Küçük, Mevlüt Dağlayan,
Mehmet Kavun, Ömer Koç, Hacı Cuma Şahiner,
İsmail Demirkaya, İbrahim Koç (15 yıl),
Mustafa Akkuş (15 yıl), Mehmet Demirkaya
(1989-1994), Nizamettin Demirkaya
(1994-2000), Hasan Dalkıç (2000-2004)
Beypınar köyünün arazisi özellikle de
hayvan yetiştiriciliği için otlak merası bol
olmasına karşın yeterli teşviki ve desteği
alamadığından güçlü bir hayvancılık
yapılamamaktadır. Tarım arazisi ise eskiden
sulu tarım yapılabildiği halde günümüzde bu
durum çok azalmıştır. Bu nedenledir ki tarım
ürünlerinde gerekli üretim ve kapasiteye
ulaşılamamaktadır.
Beypınar köyünde bol miktarda su
bulunduğu için yaylalar ve otlakların
bolluğuğu itibariyle hayvancılık için çok
elverişli bir bölgedir. Köyün içinde 10 adet
çeşme bulunmaktadır. Karaboğaz, Dağlayan ve
Avşar deresi ve Salyurt yaylasından küçük
ölçüde akarsuyu bulunmaktadır. Bu sularda az
miktarda tatlı su balıkları mevcuttur.
Yaylalarda ise hemen hemen her beşyüz
metrede bir kaynak suyu bulunmaktadır.
Göğdeli Yaylalarında içme suyu kaynakları
oldukça boldur. Boşa akmakta olan bu suların
Yolgeçen, Akpınar, Güldede, Başören vb. gibi
köylere ulaştırılarak bu köylerde olan içme
suyu sorunları büyük ölçüde çözümlenebilmesi
mümkündür.
Salyurt Yaylası Derdederman Pınarı, Çam
Mağara, Çukuryurt, gibi birçok yerleri tam
mesire yerleri ve özellikle de yaylacılık ve
hayvancılık için en uygun yerlerdir.
Börklünün Gölü, Berdi Gölü, Aynalı Göl,
Yıldırım Gölü, Ziyaretin Göl gibi küçük
ölçekli gölleri bulunmaktadır.
Beyınar Köyünün arazisi üzerinde bulunan
küçük ölçekli akarsuların üzerine baraj veya
göletler yapıldığı takdirde köyün arazisinin
% 90’ına yakın kısmı sulanır arazi haline
gelecek durumdadır. Her ne kadar az da olsa
sulu tarım yapılmakta ise de köyün genel
ihtiyacını karşılayamamaktadır. Köylü tarım
ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Beypınar
Köyünde eskiden çok iyi kilim, halı, heybe
vb. gibi el sanatları büyük ölçüde
yapılmaktaydı. Günümüzde ise bu durum çok
azalmış durumdadır. Kilim ve halıcılık
teşvik edilerek bu konuda köy halkı için
önemli bir gelir kaynağı elde edilir hale
gelecektir. Beypınar Köyünde tarım ve
hayvancılığın, küçük ve büyükbaş hayvan
üreticiliğinin artırılması ve teşviki
şarttır. Arıcılık üretiminin teşviki
şarttır. Çünkü arazisi bunlara çok uygun bir
haldedir ve büyük bir potansiyeli mevcuttur.
Köyde Tarım Kredi Kooperatifinin kurulması,
kalkınma ve üretim kooperatifinin kurulması
şarttır. Beypınar Köyü’nün en başlıca
sorunları yoldur. Yol sorunu stabilize
yapılarak büyük ölçüde halledilmiş
durumdadır. Göbekören, Akpınar, deveçayır,
Camiliyurt, gerdekmağara gibi küme köylerin
yolu olması nedeniyle asfaltlanması halinde,
beş altı tane köye ait yol sorunu
çözümlenmiş olacaktır. Bu yol, kış aylarında
çoğu zaman en az beş ay kapalı kalmaktadır.
Sulama kanalları ve göletlerin yapılması
şarttır. İçme suyu 1997 yılında kapalı su
şebekesi haline getirilmiştir. Köye elektrik
1986 yılında gelmiştir. YSE 1972’de 8 adet
çeşme yapmıştır. Telefon 1986 yılından 1997
yılına kadar tek telefon (acente) olarak
devam etmiş, 1997 yılında santral kurularak
evlere telefon verilmiştir. Köyün camisi,
1920 yılından yapılmıştır. Ahşap bina olan
köyün camisi, 1983 yılında köy halkı
tarafından yeniden betonarme bina olarak
yapılmıştır. İlkokulu, 1960 yılında
yapılmıştır. Köy ilkokulu, 1993 yılında
yeniden inşa edilmiştir. Ancak köyün
ihtiyacına cevap verememektedir. Köyde beş
öğretmen görev yapmaktadır. Sağlık evi, 1992
yılında yapılmıştır. 1995 yılında caminin
lojmanı köy halkı tarafından yapılmıştır.
Beypınar Köyünde maden rezervi olarak
kalenin ardı mevkiinde kalorisi yüksek bir
kömür yatağı bulunmaktadır. Kızılgüney/Çam
Mağara’nın karşısında kok kömürü rezervi
bulunmaktadır. Akşaktaşı ve Sivridağ
mevkiinde ise alçıtaşı bol miktarda
bulunuyor. Beypınar Köyünde de diğer
köylerimizde olduğu gibi göç sorunu az da
olsa yaşanmaktadır. İzmir, Ankara, İstanbul,
Karabük/Zonguldak gibi büyük şehirlere göç
etmişlerdir. Son yıllarda göç olayı giderek
artmaya başlamıştır. 1960 yılında 150 hane
olan Beypınar Köyü, 2000 yılında 142 hane
kalmıştır. Beypınar Köyünde, 1950 yılından
2000 yılına kadar toplam 452 hane başta
İzmir, İstanbul, Bolu, Kocaeli (Düzce),
Bursa, Ankara, Adana, Karabük, Antalya,
Mersin, Osmaniye, Kayseri, Sivas, Maraş,
Malatya gibi büyük şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin güneybatısında yeralan
Bozhüyük Köyü, ismini köyün yakınında
bulunan tarihi hüyükten almaktadır. Bu
hüyüklerde ve köyün yakınlarında bulunan
eski yerleşim yerlerinde tarihi çağlara ait
bir takım altın paralar, ok uçları ve
obsidyen parçaları bulunmuştur. Bozhüyük
Köyü ilçe merkezine 77 km .’lik mesafededir.
30 km .’lik bölümlük yol asfaltlanmıştır.
Geri kalan 47 km .’lik bölüm ise halen
stabilizedir. Kış aylarında çoğu kez kapalı
kalmaktadır. Bozhüyük Köyü’nün su, yol vb.
gibi sorunlarının yanısıra telefon ve
elektrik sorunları da bulunmaktadır. Kış
aylarında mevsimin yoğun olduğu zamanlarda
telefon ve elektrik kesilmektedir.
Bozhüyük köyünün diğer komşusu bulunan
pınarbaşı İlçesinin Damızlık köyü ile
hududu; Fit ali ali harabaşı tepesi, yol
çatı, kibar hoyuğu tepesinin üzerinden geçen
patika yol. Bozhüyük köyünün Gerdekmağara
köyü ile hududu; Bozhüyük köyünün
gerdekmağara köyü arazi sınırının Damızlık
köyü sınırının bitim noktası olan tepenin
üzerinden geçen patika yol, çal.(hattı
baladan geçen hat)Gedik boğazı diğer adı
Bozhüyük boğazı, bağlama taş, çetin dere.
Camiliyurt köyü ile Gerdekmağara köyü
sınırının bitim noktası olan çetin dereyi
takiben kadıkaya kuzu. Bozhüyük köyünün
Tersakan mezrasına giden ve mezkur guzu
geçen patika yol. Akdere ve Güllübucak
köyleri ile Camiliyurt köyünün sınırının
bitim noktası olan Tersahan mezrasına gelen
patika yol, yaylacık boğazı, sato tepesi,
abdal pınarı tepesi, çamurlu pınarı,
yığılhan tepesi, geneli hayması, kızıl
şeker, hurman çayı ve akoluk köyü ile
Damızlık kjöyü sınırının bitim noktası olan
Fit Ali harabası tepesi, ahur kayalığı,
tilki deliği. Hüyüklü Köyü ile Maraş İlinin
Afşin ilçesine bağlı Söğütlüdere ve
Armutalan köyleri bölgesindeki sınırı;
binboğa dağlarının uzantısı olan ve köseoğlu
tepeleri denilen dağın üzerindeki (doğudan
kızılşeker mevkiinden başlayarak batı
günieye doğru kakma gedik tepesi-kırmızı
çal-körpınar
tepesi-büyüktepesiyle,tepeaşupınarı tepesi
doruklarından geçen doğrular) olarak
belirlenmiştir.
Bozhüyük Köyü halkı Sinemili Aşireti’nin
Komazan Oymağına mensuptur. Halkın büyük
çoğunluğu, Elbistan’ın Balat ve Ağçaşar
bölgelerinden gelmişlerdir. Soyadı
Kanunundan sonra (Turna, Geneci, Polat,
Keskin, Demir, Yıldız, Koç, Şahin, Uzun,
Emin, Çoban gibi) soyadını almışlardır.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve
hayvancılık olduğu için bu sektörle
uğraşanlara gerekli yardım ve desteğin
sağlanması şarttır. Köyde mandıra,
kooperatifçilik, arıcılık gibi kurumların
faaliyete geçirilmesiyle, göç olayı
durdurulabilir. Köydeki eski kilim ve halı
dokumacılığı canlandırılmalıdır.
1935 yılında Gürün İlçesi’nin en kalabalık
nüfuslu köylerinden birisi olan Bozhüyük
Köyü’nün nüfusu yıllara göre çok azalmıştır.
Nüfusunun büyük bir bölümü İstanbul, İzmir,
Ankara gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir.
1997 yılında 33 hane kadar kalmış olan
Bozhüyük Köyünde, 1960 yılında 100 hane
bulunmaktaydı. Bu nedenle, Bozhüyük köyü en
çok göç veren köylerimizden birisidir.
Gürün İlçesi’nin kuzeyinde, Gürün Sivas
karayolu üzerinde, ilçe merkezine 37 km .
mesafede bulunan Böğrüdelik Köyü ismini,
köyün güneyindeki kayalığın tepesinde yer
alan daire şeklindeki delik (boşluk) ten
almaktadır. Kayadaki boşluğun, köyün yan
tarafında (Böğründe) bulunması nedeniyle
“Böğrüdelik Köyü” adı verilmiştir. Böğür
kelimesi yöremizde yan, cephe anlamlarına
gelmektedir.
Böğrüdelik köyünün hudutları: doğu
tarafı; çal ve Bektaşlının değirmen yolu ve
Karaveran köyü yolu ve dikili ve naldöken ve
Bektaşlı gediği. Batı tarafında; Örülü yol
ve kar kuyusu ve tek mezar yatmıt kalenin
tepe. Kuzeyde; Koçu oğlunun ağıl yeri. Güney
cephesi; Baki Mehmet ve İso kahya çayırı ve
araba yolu ve taş.
Böğrüdelik Köyü civarında, birçok eski
yerleşim birimi ve tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Köyde bulunan mağaralarda
birçok küp kırıkları, çeşitli devirlere ait
madeni paralar gibi eşyalar bulunmuştur. Bu
paraların bir çoğu, Bizanslılar dönemine
aittir. Böğrüdelik Köyünde, Karakuyu denilen
mevkide güz aylarına kadar kalan çok eski
zamanlardan kalmış kuyular bulunmaktadır.
Köyün yakınlarında üzerinde ilginç şekiller
olan doğal mağaralar bulunmaktadır. Devlet
hüyüğü adı verilen yerde, eski devirlere ait
bir kurgan bulunmaktadır. Böğrüdelik Köyü,
Konakpınar Nahiyesi’ne bağlıdır. Sakaltutan
mezrası Böğrüdelik köyüne bağlıdır.
Böğrüdelik köyünün dağlık kesiminde mermer
yatakları bulunmaktadır. Bu köyde rezervi az
olan metalurjik sarı boya madeni
bulunmaktadır.
Böğrüdelik Köyü’nde sırasıyla İsmail
Uzun, Arif Uzun, Müslüm Uzun, muhtarlık
yapmışlardır.
Böğrüdelik Köyü’nün sorunlarından birisi
içme suyu sorunudur. Çünkü 1974 yılında YSE
tarafından yaptırılan çeşme köyün içme suyu
ihtiyacını karşılayamamaktadır. Köy
çeşmesine su getiren boru hattı, her yıl
gelen seller nedeniyle bozulmaktadır. Köye
yarım kilometre mesafede bulunan su
kaynağının getirilmesiyle içme suyu sorun
olmaktan çıkarılacaktır. Köyün çal kısmında
hayvan sulama yerleri yapılması gereklidir.
Böğrüdelik Köyü’nün ilkokulu 1942’de
yapılmıştır. Köye elektrik 1985 yılında,
telefon 1987 yılında getirilmiştir. Köyün
camisi, 1970 yılında lojmanlı olarak
betonarme bina olarak yeniden inşa
edilmiştir. Böğrüdelik Köyünde, ekonomik
nedenlerden dolayı oldukça yoğun göç olayı
yaşanmaktadır. 1960 yılında 80 hane iken,
1997 yılı itibariyle 23 hane olan bu köy,
2000 yılında 17 hanedir. 39 erkek, 50 kadın,
toplam 89 kişi bulunmaktadır. Böğrüdelik
Köyü halkından; Celikanlar (Atmaca)
Celikan/İslahiye’den, Atmalılar (Korkmaz),
Atmalı Bölgesinden gelmişlerdir. Emiromarlar
(Uzun), Malatya’dan gelmişlerdir. Toramanlar
(Ayyıldız), Adana Kozan Bölgesinden Gürün
İlçseine, buradan Böğrüdeilk köyüne
gelmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin güneybatısında yer alan
Camiliyurt Köyünün ilçe merkezine uzaklığı
52 kilometredir. Halk arasında söylenilen
bir rivayetlere göre; buraya yerleşen
Türkmenler, bölge halkının topluca namaz
kılmaları için, köyün içinde eskiden bulunan
kilisenin yerine bir cami inşa ederek
namazlarını toplu olarak kılmaya
başlamışlardır. Camiliyurt Köyü ismini,
burada yapılan camiden almıştır.
Başka bir rivayete göre; Türkmenler bu
bölgeye geldiklerinde burada oldukça çok sık
ormanlık alan ardıç ağaçları bulunmuş olduğu
için Çamlıyurt adını vermişlerdir. Bu isim
zaman içerisinde camiliyurt olarak değişime
uğramıştır. Camiliyurt köyünde, eski
dönemlere ait kilise taşları varlığını
sürdürmektedir. Camiliyurt Köyü’nün
Keklikpınarı, Kuruçova gibi yerlerde eski
ören yerleri bulunmaktadır.
Bir başka rivayete göre; Gürün ilçesi’nin
en eski köylerinden birisi olan Camiliyurt
köyüne Halep, Şam, Çukurova gibi yerlerdeki
Türkmenler konar-göçer dönemlerinde bu
bölgeye gelerek sürülerini otlatıyorlardı.
Buraya yakın bir yere yerleşen aşiret
reisinin altı tane eşi ve otuz tane kızı
bulunuyordu. Aşiret Reisinin Kızları, bir
hastalık sonunda ölünce, hemen orayı
terkederek köyün bugünkü yerleşim yerine
gelerek yerleşir. Buaraya da kızlarının
anısına bir cami yaptırır. Köyün adı o
günden bugüne camiliyurt olarak kalır. Bu
kızların mezarlarının takıları ile birlikte
Beypınar Köyü’ne yakın bir mağarada gömülü
oldukları söylenmektedir.
Camiliyurt Köyü Halkının hepsi Sinemili
Aşireti’nin Şemsikanlı oğulları oymağına
mensupturlar. Elbistan bölgesinden gelerek
bu bölgeye yerleşmişlerdir.
Şemsikanlıoğulları (Güneş+Polat),
Elbistan’ın Köseyahya bölgesinden gelerek
buraya yerleştiler. Mollahasanuşağı
(Sarıbaş), Elbistan’ın Zerdekeş bölgesinden
gelmişlerdir. Mıstahatçeler (Kalaycı),
Elbistan’ın Malat (Günebakış) Köyünden
gelmişlerdir. Battallar (Yıldız),
Elbistan’ın Ağçaşar bölgesinden
gelmişlerdir. Gamadanoğulları (Demir),
Elbistan’ın Ağçaşar Köyünden gelmişlerdir.
Topaloğulları (Topal), Elbistan’ın Malat ve
Köseyahya bölgesinden gelmişlerdir. Gürünlü
şairlerden Musavi (Müslüm Güneş/1938) bu
köyden doğmuştur. Köy halkından Mustafa
Kalaycı Yemen savaşına, Molla Güneş
Osmanlı-Rus savaşlarına katılmıştır. Bu
kişilerin haricinde daha birçokları da
birinci dünya savaşına katılmışlardır.
Camiliyurt Köyünde okuma yazma oranı
erkeklerde % 80 kadınlarda ise % 30
oranındadır. Köyde okumuş insan çoktur.
Camiliyurt Köyünde içme suyu sorunu
yaşanmaktadır. Köye yakın yerde bulunan su
getirilerek kapalı su şebekesi yapıldığı
takdirde, içme suyu sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Camiliyurt Köyü’nün yol sorunu
vardır. İlçe merkezine 48 kilometrelik
mesafede bulunan Camiliyurt Köyü’nün 18 km
.’lik bölümü stabilizedir. Bu yolun
asfaltlanmasıyla ulaşım sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Köy halkının geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır. Köyde az da olsa kilim ve
halıcılık yapılmaktadır. Köy halkının tarım
ve hayvancılıkla ilgili köonularda
desteklenmesi, halıcılık ve kilimciliğin
teşvik edilmesi şarttır. Bozhüyük Köyü’ne
elektrik 1983’te, telefon 1985’te
getirilmiştir. Köyde ilkokul 1941 yılında
açılmış olup 1963 yılında lojmanlı olarak
betonarme binası devlet tarafından inşa
edilmiştir. Köy ilkokulu eğitim ve öğretime
devam etmektedir. Köyde camii yoktur. Sağlık
evi, kooperatif yoktur. İstanbul ve
Ankara’da yaşayanlar; “Bozhüyüklüler ve
Camiliyurtlular Kalkınma Derneği’ni”
kurmuşlardır. Devlet kademelerinin çeşitli
yerlerinde memur veya bürokrat olarak
çalışanları bulunmaktadır. Yurt dışına
giderek buraya yerleşenler olmuştur.
Camiliyurt Köyü, 1960 yılında 60 hane, 1997
yılında 23 hane kalmış olan Camiliyurt köyü,
en çok göç veren köylerimizden birisidir.
Başta İstanbul ve İzmir, Ankara gibi
şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin kuzeyinde ve ilçe merkezine
38 km .’lik mesafede bulunan Çevirme Köyü
ismini, köyde bulunan ve Sümerler’e ait
olduğu sanılan çevirme taşlardan (dikili
taşlardan) almaktadır. Bu dikili taşlar
Salyurt/Göğdeli yaylasından başlayarak
Çevirme köyüne kadar uzanmakta, buradan
Kangal ilçesi sınırlarına geçmektedir. Bu
taşların eski dönemlerde, devletler arası
sınırı belirttiği tahmin edilmektedir.
Behram, Çevirme köyünün mezrasıdır. Çevirme,
Böğrüdelik ve Avşarören köyleri arasında
korunmaya alınmış ardıç ormanlık alan
bulunmaktadır.
Çevirme köyü, Gürün ilçesinin belli başlı
dağlarından olan Berham Çalı platosunda yer
almaktadır. Çevirme köyünün etrafında
bulunan Sümer dikilitaşları ve çeşitli
hüyüklerin bulunması, köyün çok eski
çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu
göstermektedir. Burada bulunan hüyükler
hakkında detaylı bir inceleme ve araştırma
yapılmamıştır. Bu nedenle kesin olarak hangi
döneme ait olduğu tam olarak
bilinememektedir. Bu hüyüklerin
araştırılmasıyla Çevirme köyü ve Gürün
ilçesi’nin tarihi hakkında bir takım yeni
bilgiler edinilecektir. Behram köyünün
hudutları: Behram köyünün Böğrüdelik köyü
ile hududu: kar kuyusu, örülü yol ve kalanın
tepesi. Çevirme köyü ile sınırı:tahtapınar,
Ulu Alinin koyak. Avşarören köyü ile sınırı:
Kemal beyin ağılı ile tesileminin ağılı
arasındaki çal. Yılan hüyük köyü ile sınırı:
Çıplak güney, kale, ayı kuyusunun gadek.
Konakpınar ile sınırı: Bitli Ali beyin gedik
ve dikilitaş.
Çevirme Köyü halkı da tarım ve
hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Daha önceki
yıllarda tarım ve hayvancılık çok gelişmiş
bir halde iken günümüzde bu durum çok
azalmıştır. Behram Çalı ve Çevirme Yaylası
bomboş eski günlerinin hayalini özlemiş bir
haldedir.
Çevirme Köyü’nün ilçeye uzaklığı 38 km
.’dir. 13 km .’lik mesafesi stabilize
yoldur. Bu nedenledir ki kış aylarında
bütünüyle kapalı kalmaktadır. Köyde iki adet
çeşme bulunmaktadır. 1975 yılında YSE
tarafından yapılmıştır. Bu çeşmeler, köyün
içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır.
Elektrik 1985 yılında, telefon ise, 1986
yılında gelmiştir. Çevirme Köyünde sulu
tarım olmadığı gibi kuru tarım da çok azdır.
Hayvancılık ise gerekli teşvikler ve
kredilerin alınamayışı nedeniyle ölmek
üzeredir. Bu nedenle köyün büyük bir kısmı
göç ederek büyük şehirlere yerleşmişlerdir.
Gürünlü şairlerimizden İrfani
(18.Yüzyıl-19.Yüzyıl), Hakkı Cengiz Alpay
(1922-1981), Çevirme Köyünde doğmuştur.
Şairimizin yirmiye yakın şiir kitabı,
çeşitli konularda yazılmış eserleri
bulunmaktadır. Hakkı Cengiz Alpay’ın babası
Sezai Alpay/1892-1950) da kendi gibi şairdi.
Şairlerimizden Şahin Alpay ve Emin Alpay
(Çevirme/1949- ) da bu sülaleye
mensupturlar.
Çevirme Köyü halkından; Babaahmetler
(Alpay), Sülalesi Pınarbaşı/Aziziye’den
gelerek buraya yerleşmişlerdir. Hamitler
(Koca), Malatya’nın Akçadağ’dan önce
Karadoruk Köyü’ne daha sonra Çevirme Köyüne
yerleşmişlerdir. Kahvecioğulları (Kahveci),
Malatya Arapkir’den, Çalkamalar (Özkan),
Malatya’nın Hekimhan’dan gelmişlerdir.
Dizdarlar (Bayırtı), Malatya Akçadağ Arga
Bölgesinden Çevirme Köyüne gelerek
yerleşmişlerdir.
Çevirme Köyü, 1952 yılında 12 hane, 1997
yılında 4 hane, 2000 yılında 4 hane
kalmıştır. 2000 yılına göre; 5 erkek, 11
kadın toplam 16 kişi bulunmaktadır. Çevirme
köyünde göç edenler, Gürün, İzmir, İstanbul,
Bursa gibi şehirlere yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin güneybatısında yer alan
Çevirme Köyü ilçe merkezine 29 kilometre
mesafede bulunmaktadır. Çiçekyurt Köyü’nün
ismini, yaz aylarında tarlalarda bol
miktarda bulunan çiçeklerden dolayı
almıştır.
Çiçek yurt köyünün komşusu olan Davulhüyük
köyü ile sınırı: çatal yatak küçük kısrelik
sırt. Köpek satan deresi, yolu üzerindeki
kırmızı taşlar ve toptaş. Hüyüklüyurt köyü
ile sınırı; zılho tarlası ve savraoğlundan
geçen hat. Bektaşlı köyü ile hududu;
Bektaşlı sığır yatağı, kale, araba yolu ve
ay elmasının dereden geçen hat. İncesu köyü
ile hududu; kuruyayla pınarı çatal koyak,
gizlipınar ve toluluğun kaleden geçen hat.
Kızılpınar köyü ile hududu; kayanın yamacı
ve kuz geçe burnu. Kürkçü köyü ile hududu:
Büyük göllüpınarın ayağı.
Çiçekyurt Köyü de tarih öncesi çağlardan
beri yerleşim birimi olan köylerimizden
birisidir. Çünkü Çiçekyurt Köyü’nün eski
yerinde, Gelloş (Koyunlu) ile Çiçekyurt
arasında, köyün güneyinde, örenyurt
mıntılasının kuzeyindeki Göllüpınar,
batısında yer alan Kaleyurt mevkiinde eski
ören yerleri, hüyükler ile kale kalıntıları
bulunmaktadır. Bu bölgelerde, tarih öncesi
çağlara ait olan obsidyen maddesinden
yapılmış çeşitli bilezikler ve diğer
eşyaların bulunmuştur.
Çiçekyurt Köyü halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda göç
olayı çok fazla yaşanmaya başlamıştır. Köy
halkının içme suyu sorunu vardır. Köyün üst
yanındaki Taşönü mevkiindeki ve Büyük Konak
mevkiindeki suların getirilmesiyle ve kapalı
su şebekesinin yapılmasıyla içme suyu sorunu
halledilmiş olacaktır. Bir başka sorunu ise
yoldur. İlçe merkezine 29 km .’lik mesafede
bulunan Çiçekyurt Köyü’nün 21 km .’lik
bölümü asfalt, geri kalan 8 km .’lik
mesafesi de stabilizedir. Kış aylarında çok
yoğun olarak ulaşım sorunu yaşanmakta ve kış
aylarında kapalı kalmaktadır. Bu nedenle de
köy yolunun asfaltlanması gerekmektedir.
Köyde bir ilkokul vardır. Köyün camisi, 1988
yılında halk tarafından yaptırılmıştır. Köy
halkının tarımsal kredileri ve hayvancılık
konusunda gereken desteğin devlet tarafından
sağlanması şarttır. Ancak bu şekilde ve
arıcılık teşviki gibi köy halkının
ekonomisini artırıcı tedbirlerin bir an önce
alınması şarttır.
1960 yılında 45 hane olan Çiçekyurt Köyü,
1997 yılı itibariyle 24 hane, 2000 yılında
18 hane olup, 57 erkek, 58 kadın, toplam 115
kişi bulunmaktadır. Bu köyden göç edenler,
İstanbul, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlere
yerleşmişlerdir. Çiçekyurt Köyü halkından;
Hacışeyhler/Zadeler (Şimşek+Ülger), Gürün
Pınarönü (Sadık Ağa) Mahallesinden
gelmişlerdir. Kondular (Çiftçi+Kondu),
Suriye bölgesinden gelmişlerdir.
Kozanoğulları ( Tuna), Adana’nın Kozan
bölgesinden gelmişlerdir. Türkmenler
(Maden), Şarkışla bölgesinden gelmişlerdir.
Şeyhler (Keçili), Suçatı Kasabasından
gelmişlerdir. Muhiddinler (Arslan),
Kangal-Argaç Köyünden gelmişlerdir.
İriAğaçlılar(Toptaş), Malatya Akçadağ’ın
İriağaç bölgesinden gelmişlerdir.
Muhiddinler (Arabacı), Suçatı’dan
gelmişlerdir. Toptaşlar (Toptaş), Ankara
Haymana bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Ciritçioğullları (Tok),
Ankara Haymana bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. “Ha sen, Ha ben Gürünlü,
Karadeniz” adlı bir şiir kitabı olan şair
Hasan Kondu (1933- 1990), bu köyden
doğmuştur.
Gürün İlçesi’nin kuzey kesiminde yer alan
ve ilçe merkezine 63 km .’lik mesafede
bulunan Çipil Köyü, 1970 yılında muhtarlık
olmuştur. Yakın olması nedeniyle 1994
yılında Kangal İlçesine bağlanmıştır. İlçe
merkezine 63 km .’lik uzaklıkta bulunan
Çipil Köyü yolunun 39 km .’lik kısmı
asfaltlı, 24 km .’lik bölümü ise
stabilizedir. Gazeteci Metin Göktepe bu
köyden doğmuştur. Köyün geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılığın
azalması ve ekonomik nedenlerden dolayı köy
halkının büyük bir kısmı, İstanbul, Ankara,
İzmir gibi büyük şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
Gürün İlçesi’nin kuzeyinde yer alan, ilçe
merkezine 25 kilometrelik mesafede bulunan
Davulhüyük Köyü ismini, köyün hemen üst
yanındaki davula benzeyen tarihi çağlara ait
Hüyükten çok kaleyi andıran bu tarihi
kalıntının üzerinde, eskiden davul
çalınırak, çeşitli törenler düzenlenirdi. Bu
olaydan dolayı davulhüyük Köyü denmiştir.
Davulhüyük Köyü, tarihi kervan yolunun tali
kolu üzerinde bulunuyordu. Tarihin her
döneminde yerleşim alanı olma özelliğini
korumuştur. Bu yönüyle Gürün İlçesi’nin en
eski köylerinden birisidir.
Davulhüyük köyünün komşusu olan kızılveran
köyü ile sınırı; Kovalıpınar tötö kayası,
Mehmet çelebi özünün üstündeki küçük sivri
sırt, Büyük derkizler kayası, Yellice burnu
(Kılıçkalanın burnu). Davulhüyük köyünün
İncesu köyü ile sınırı; çatal yatak,
aşçıyurt, orta sırt, sümüklü yatak.
çiçekyurt kölyü ile sınırı; çatal yatak,
Küçük kösrelik sırt, Köpek satan deresi,
kürkçü yolu üzerindeki kırmızı taşlar ve
toptaş. Reşadiye köyü ile sınırı; Gelloş
(Koyunlu köyü) yolu.